Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/15241

Karar No

2021/12144

Karar Tarihi

8 Aralık 2021

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.12.2020 tarihli ve 2018/7588 Esas, 2020/8273 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesinde, davacı ile davalılardan ... el birliği halinde malik oldukları 81 ada 23 parsel üzerindeki dükkan ile dört adet meskenin davalı ... tarafından diğer davalılara, davacının muvafakati dışında kiraya verildiği gerekçesi ile her bir davalıdan 500'er TL'den 2.500 TL ecrimisil ile taşınmaza davalıların elatmasının önlenmesi istenmiş, ıslah ile ecrimisil miktarı toplam 30.280 TL'ye çıkartılmıştır.

Bir kısım davalılar duruşmalardaki beyanlarında davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalıların, mülkiyet hakkı sahibi ...'in bilgisi ve izni dahilinde oturdukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.12.2020 tarihli ve 2018/7588 Esas, 2020/8273 Karar sayılı ilamı ile; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, davacı vekilinin elatmanın önlenmesine yönelik temyiz itirazları yönünden ise, dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu Konya İli Bozkır İlçesi Demirasaf Mah 81 ada 23 parselde kayıtlı "5 katlı kargir ev dükkan" vasıflı taşınmazın davacı ile davalılardan ...'in babaları ...'in mülkiyetinde iken adı geçenin 2005 yılında vefat etmesi üzerine 2011 yılında mirasçılar adına intikal gördüğü, davacı dışındaki diğer mirasçıların paylarını davalı ...'e devrettikleri, taşınmazın hali hazırda el birliği mülkiyet halinde davacı ile davalı ... adına kayıtlı olduğu, taşınmazı davalı ... ve diğer davalıların davalı ...'e tebaan kullanmakta oldukları, davalının dava konusu taşınmazda kullandığı herhangi bir kısmın bulunmadığı, bu hususun taraflar arasına çekişme konusu olmadığı, o halde; davacının daha önce kullanma talebinde bulunmayarak veya davalıların kullanımına sessiz kalarak zımmen de olsa kullanıma muvafakatini, dava açarak geri aldığına göre davacının miras payına vaki müdahalenin önlenmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile müdahalenin önlenmesi talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.

Dava, çaplı taşınmaza vaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.

Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, çekişme konusu 81 ada 23 parsel sayılı,"5 katlı kargir ev ve dükkan niteliğindeki" taşınmazın davacı ile davalılardan Müzeyyen adına elbirliği hükümleri uyarınca kayıtlı olduğu, taşınmazda davalılar ...,...,... ve ...'ın herhangi bir mülkiyet haklarının bulunmadığı, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan binanın 2. Katındaki dairenin davalı ...'a, 3. katındaki dairenin davalı ...'a ,4. katındaki dairenin davalı ...'e ve zemin katındaki dükkanın davalı ...'a, diğer paydaş ... tarafından müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında kiraya verilip kullandırıldığının ileri sürerek eldeki davayı açtığı, davalı ...,... ve ... vekilinin duruşmada alınan beyanlarında taşınmazın davalı paydaş Münevverden sözlü olarak kiralandığını beyan ettiği, diğer davalı ...'ın da 13.09.2016 tarihli beyan dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 2. katındaki meskende 2011 yılı Temmuz ayı ile 2015 yılı Mart ayı arasında ikamet ettğini, evi davalı ..."den aylık 250,00 Tl karşılığında kiraladığını, bütün kiralarını muntazam olarak ödediğini, borcunun kalmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.

Bir şey üzerindeki mülkiyet hakkı, bir kişiye ait olabileceği gibi birden fazla kişiye de ait olabilir. Birinci durumda “ferdi mülkiyet” söz konusu iken, ikinci ikinci durumda TMK’nin 688 ve devamı maddelerinde düzenlenen “birlikte mülkiyet” söz konusudur. Birlikte mülkiyet ise “paylı mülkiyet” ve “elbirliği mülkiyeti” şeklinde olabilir.

Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti ise elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde, ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Kural olarak elbirliği mülkiyetine konu olan hallerde tüm mirasçıların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 tarihli ve 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacılar adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemece temsilci atanması için davacıya süre verilir. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir. Ancak ne var ki, ecrimisil, eski hale getirme ve tazminat alacağı bölünebilir hak niteliğinde olup, her bir mirasçı kendi hissesine düşen alacağı isteyebilir.

Elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmazın kiraya verilmesi de kural olarak bütün ortakların oy birliği ile karar vermelerine bağlıdır. Ancak ortaklardan birinin veya birkaçının oy birliği ile karar alınmaksızın ve temsil yetkisi de olmaksızın taşınmazı üçüncü bir kişiye kiraya vermesi söz konusu olabilir. Böyle bir durumda, kiralayanın malik olması zorunluluğu bulunmadığından ve kira sözleşmeleri kişisel hak doğuran sözleşmelerden olduğundan yapılan kira sözleşmesi kendi tarafları arasında hukuken geçerlidir (HGK’nin 13.10.2004 tarihli ve 2004/13 461 E., 2004/532 K.). Bu husus sözleşmeyle bağlılık ilkesinin de bir sonucudur. Ne var ki, bu şekilde yapılan bir sözleşme icazet vermedikleri sürece diğer ortaklar bakımından hüküm ifade etmez. Bu nedenle kiraya veren ortak veya kiracıdan ya da her ikisinden ecrimisil talep edebilecekleri gibi kiraya veren ortaktan gerçek olmayan vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca elde edilen menfaatin kendilerine düşen kısmının devrini de isteyebilirler.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Mahkemece her ne kadar dava konusu taşınmazda davalıların, mülkiyet hakkı sahibi ...'in bilgisi ve izni dahilinde oturdukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davalılarca varlığı inkar edilmeyen kira sözleşmesinin tüm ortaklar tarafından oybirliği ile yapılmadığı, bu nedenle çekişme konusu taşınmazlarda kiracılık savunmasına değer verilemeyeceği, davalıların taşınmazda kayda ve mülkiyete dayalı bir haklarının bulunmadığı da gözetildiğinde taşınmaza müdahalelerinin haklı ve geçerli bir nedene dayandığını söyleyebilme olanağının olmadığı, TMK’nin 3. maddesi uyarınca kiraladığı taşınmazda başka paydaşlar/ortaklar bulunup bulunmadığını araştırmayan ve böylece durumun gereklerine göre kendisine yüklenen özeni göstermeyen davalıların iyiniyetli olduğundan da söz edilemeyeceği nazara alınarak, kiracılık savunmasında bulunan davalılar yönünden elatmanın önlenmesi isteminin taşınmazın zemin ve 2, 3 ve 4 katları yönünden tümden kabulüne, ecrimisil istemi yönünden ise kira sözleşmelerinin başlangıç tarihleri ve süreleri aydınlığı kavuşturularak, davalı paydaş ...'in zemin 2, 3 ve 4. katta bulunan daire/dükkan yönünden işgalcisi ile birlikte kira sözleşmesinin başından, itibaren davacıların payı oranında ecrimisil ile sorumlu olacağı gözetilerek, toplanmış ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın tümden reddine karar verilmesi yönünde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken değişik gerekçe ile bozulduğu anlaşılmakla davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile kararın açıklanan değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 16.12.2020 tarihli ve 2018/7588 Esas, 2020/8273 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı değişik gerekçe ile İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine 08.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:55

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim