Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/7534

Karar No

2021/11151

Karar Tarihi

10 Kasım 2021

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ödemiş Kadastro Mahkemesince verilen hükme karşı davacı Hazine tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, bu kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı Hazine vekili ile davalı vekili tarafından talep edilmiş olmakla, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.01.2020 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile davacı Hazine vekili Avukat Ümit Yeğenoğlu' nun katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmiş ve söz konusu eksikliklerin ikmali ile dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine; dosya yeniden incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

İzmir İli Ödemiş İlçesinde 3402 sayılı Kanun'un Geçisi 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 6, 7,10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ev, tarla ve zeytin incir bahçesi vasfıylarıyla, davalı adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve orman içi açıklık vasfında buklunduklarını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hükme karşı davacı Hazine tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, davacı Hazinenin istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nin 353/(1) b/2.maddesi gereğince kabulü ile Ödemiş Kadastro Mahkemesinin 07.12.2018 tarih ve 2015/170 Esas, 2018/74 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile İzmir İli Ödemiş İlçesi ... Mahallesi 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, İzmir İli Ödemiş İlçesi ... Mahallesi 101 ada 6, 7 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine, taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davacı Hazine ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

  1. Davalı vekilinin dava konusu 101 ada 10 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, anılan parsel hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 101 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden onanmasına karar verilmiştir.

  2. Davacı Hazinenin 101 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Çekişmeli 101 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların komşu 101 ada 5,8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar ile birlikte dört yönünün orman vasfındaki 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile çevrili olduğu anlaşılmış olup, bu nedenle dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesindeki düzenlemeyle kanun koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/s maddesinde "orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanların" orman içi açıklık olduğu ve aynı Yönetmeliğin 16/i maddesinde ise orman içi açıklıkların devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu bulunmamakta olup, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılması da hukuken mümkün değildir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde; çekişmeli 101 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında bulunduğundan, davacı Hazinenin davasının kabulü ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazların özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

  3. Davacı Hazinenin 101 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Her ne kadar çekişmeli 101 ada 11 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ekinde yer alan 1957 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde, taşınmazın güney bölümünün komşu orman parseliyle aynı koyulukta olduğu, keza yine rapor ekinde yer alan 1995 hava fotoğraflarında dahi taşınmazın bir bölümünün diğer bölümünden farklı olarak koyu renkte olduğu, buna rağmen bilirkişi raporunda 1957 tarihli hava fotoğraflarının münferit ağaç formu bulunan açık ve hafif açık alan olarak; 1995 hava fotoğrafında ise meyve ağacı ve küçük bitki formu bulunan açık ve hafif açık alan olarak yorumlandığı anlaşılmış olup, taşınmazın bilirkişi raporu ekinde yer alan hava fotoğraflarındaki görünümü ile bu hava fotoğraflarının yorumlanması arasında çelişki oluştuğundan çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüt hasıl olmuştur.

Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, taşınmazın evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen ve/veya davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı belirlenen bölümleri var ise bu bölümlerin bilirkişi raporu krokiside ayrıca ve açıkça gösterilmesi sağlanmalı ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 101 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden 6100 sayılı HMK'nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, yukarıda 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 101 ada 6, 7 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden HMK’nin 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazineye verilmesine,

44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 14,90 TL' nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 10.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:05:17

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim