Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/10068

Karar No

2021/10915

Karar Tarihi

4 Kasım 2021

MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin hükmün, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.12.2020 tarihli ve 2017/651 Esas, 2020/6441 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olup, davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi,gereği düşünüldü:

K A R A R

Mahkemece verilen önceki tarihli davanın reddine ilişkin hüküm Yargıtayca bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek, öncelikle denetime veri teşkil edecek eski tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, ortofoto, tesis kadastrosu haritası, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgelerin toplanması, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılması; keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerlerinin fen bilirkişisine işaretlettirilmesi, fen bilirkişisinden uygulama kadastrosuna esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunun denetlemesinin istenmesi, fen bilirkişi raporunda, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilip edilmediğinin belirlenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu 358 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uygulama tespitinin iptaline, 23.09.2016 havale tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli 3 nolu krokide (A) harfiyle gösterilen 292,65 metrekarelik bölümün 358 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmek suretiyle taşınmazın 575,22 metrekare yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan 16. Hukuk Dairesinin 28.12.2020 tarih ve 2017/651 Esas, 2020/6441 Karar sayılı ilamı ile, "Mahkemece, tesis kadastrosu çalışmalarından önce dava konusu 358 ada 2 parsel sayılı taşınmazın güney sınırında bulunan duvarın daha sonra yıkılması ve taşınmazın zeminin bitki örtüsü ile kaplanması sebebiyle, uygulama kadastrosu sırasında taşınmazın içinde bulunan istinat duvarının taşınmazın güney sınırı olarak kabul edildiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, davacılar ... ve ...' nun, uygulama kadastrosu sırasında adlarına kayıtlı bulunan 358 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin taşımazın güney sınırında bulunan yolda kaldığını ileri sürerek dava açtıkları, mahallinde 25.06.2012 tarihinde yapılan keşifte mahkeme hakimince yapılan gözlemde, dava konusu taşınmaz ile taşınmazın sınırında bulunan yol arasında eski bir taş duvar bulunduğunun, oysa taşınmazın güney sınırının tesis kadastrosu sırasında bu taş duvarın daha ilerisinde bulunan belirsiz bir yerden alındığının belirtildiği, yerel bilirkişiler ... ve ... ile davacı tanığı ... beyanlarında, taşınmazın güney sınırının zemindeki taş duvar olduğunu beyan ettikleri, teknik bilirkişilerden aldırılan 27.07.2012 tarihli raporda, uygulama kadastrosu sırasında taşınmazın güney sınırının zemindeki taş duvardan alındığının, davacı tarafın talebine konu olan ve raporda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün yol boşluğunda kaldığının, nizalı taşınmaz bölümünde tarım yapılmadığının, taşınmazın bulunduğu ... Köyü çalışma alanında zemindeki poligon noktalarının tahrip edildiğinin, tesis kadastrosu yapılırken parsellerin sayısallaştırması sırasında bölgenin ağaçlıklı olması sebebiyle sağlıklı ölçüm yapılamadığının belirtildiği, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, hükmün temyizi üzerine yukarıda değinildiği üzere bozulmuştur. Bozma sonrası mahallinde 01.08.2016 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ... ve ... , dava konusu taşınmazın çok eğimli olup, ekim ve dikime müsait yapıda olmadığını, taşınmaza zamanında yer yer istinat duvarları yapıldığını, bu duvarların zamanla yıkıldığını ancak zeminde kalıntılarının bulunduğunu, yine taşınmazın doğu ve güney sınırında da istinat duvarı bulunduğunu ancak sınırın bu duvarlardan daha da ötede olduğunu belirtmişler, davacı tanığı ... da, dava konusu taşınmazın içerisinde istinat duvarları bulunduğunu, zamanla bu duvarların yıkıldığını, taşınmazın güney sınırının bu duvarların çok daha güneyinde bulunduğunu beyan etmiştir. Teknik bilirkişilerden aldırılan 05.09.2016 tarihli raporda, uygulama kadastrosu ile taşınmazın yüzölçümünde ve güney sınırında, tesis kadastrosuna göre oluşan farklılığın, toprak kaymasını önlemek amacıyla taşınmaz içerisine yapılan istinat duvarının taşınmazın güney sınırı olarak alınmasından kaynaklandığının belirtildiği, davaya konu taşınmaz bölümünün, rapora ekli Ek 3 nolu krokide (A) harfi ile gösterilen 292,65 metrekarelik bölüm olduğunun anlaşıldığı, dosya arasına getirtilen ve tesis kadastrosu sırasında düzenlenen orijinal ölçü krokisinde, taşınmazın güneyinde bulunan yol ile olan sınırının duvar olarak gösterilmediğinin, raporlara ekli fotoğraflardan taşınmazın zemininin taşlık yapıda olduğunun ve zeminde bir çok duvar kalıntısı bulunduğunun, davacının talebine konu bölümün yol boşluğunda kaldığının, söz konusu bölüm hakkındaki talebin ancak mülkiyete yönelik bir davanın konusu olabileceğinin anlaşıldığı, davacı tarafın bu bölüme yönelik olarak tescil davası açmakta muhtariyetinin bulunduğu, uygulama kadastrosuna itiraz olarak açılan eldeki davada mülkiyet ihtilafının çözülemeyeceği ve bu uyuşmazlığın Kadastro Mahkemesinin görev alanı dışında olduğu açıklanarak, Mahkemece, uygulama kadastrosu sınırının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine" değinilerek bozulmuş; bu kez davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

Dava, uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindedir.

Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılmasıdır. Davacılar, tapuda kendi adlarına kayıtlı eski 1261 yeni 358 ada 2 parsel sayılı taşınmazın komşu yol ile olan müşterek sınırının 3402 sayılı Kanun'un 22/2 a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında yanlış belirlendiği iddiasıyla eldeki davayı açmışlardır.

Çekişmeli taşınmazın uygulama kadastrosu tutanağı ile ada raporu incelendiğinde, taşınmazın davaya konu "yol" ile olan sınırının (ölçü krokisinde bu sınır duvar olarak gösterilmiştir), çekişmesiz ve sabit sınır olduğunun kabul edildiği, ancak; uygulama kadastrosuna esas ölçü krokisinin aksine, tesis kadastrosu paftasında, davacılara ait taşınmazın yol ile olan sınırında bu duvarın görülmediği anlaşılmaktadır. Buna göre, taşınmazın yol ile olan sınırının "sabit" değil, "değişebilir sınır" olduğunun kabulü gerekir. Nitekim bozma sonrası yapılan keşif sonucu düzenlenen 23.09.2016 havale tarihli teknik bilirkişiler raporunda, tesis kadastrosunda tersimat hatası bulunmadığı; uygulama kadastrosu neticesi meydana gelen azalma ve sınır değişikliğinin nedeninin ise tesis paftasında gösterilmeyen taş duvarın esas alınmasından kaynaklandığı bildirilmiştir. Taşınmaza ait tesis kadastro paftası ile uygulama paftası çakıştırılmış ve bilirkişi raporuna ekli Ek 5 krokide gösterilmiş olup, buna göre; tesis kadastrosu paftasında gösterilen sınırdan çok farklı olarak, taşınmazın neredeyse tam ortasından geçip taşınmazı ikiye bölen duvarın, 22/2 a çalışmalarında esas alındığı ve 22/2 a uyarınca yapılan uygulamanın doğru olmadığı anlaşılmıştır.

Öte yandan; karar düzeltme istemine konu bozma ilamında, davacıların talebine konu bölümün yol boşluğunda kaldığı, söz konusu bölüm hakkındaki talebin ancak mülkiyete yönelik bir davanın konusu olabileceği, davacı tarafın bu bölüme yönelik olarak tescil davası açmakta muhtariyetinin bulunduğu, uygulama kadastrosuna itiraz olarak açılan eldeki davada mülkiyet ihtilafının çözülemeyeceği hususları da bozma nedeni yapılmış ise de, davaya konu bölüm, çekişmeli taşınmazın kesinleşen ve tersimat hatası bulunmayan 23.09.2016 tarihli raporla belirlenen tesis kadastrosu çapı içerisinde kaldığına göre; maliklerinin, tapuya kayıtlı taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyet olup olmamaları, tapu malikinin taşınmazda ziraat yapıp yapmaması gibi hususlar tamamen taşınmaz malikinin tercih ve tasarrufundadır. Yine, taşınmazın çok eğimli olup, ekim ve dikime müsait yapıda olmaması gibi hususlar ise, ancak Hazine tarafından taşınmazın niteliğine ilişkin olarak açılacak ayrı bir davanın konusu olabilir.

Bu durum karşısında; Mahkemece, hüküm vermeye yeterli ve denetime elverişli 23.09.2016 tarihli rapor esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulduğu ve davanın kabulünde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, bozma ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 28.12.2020 tarih ve 2017/651 Esas, 2020/ 6441 Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün ONANMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davacılara iadesine, 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:06:04

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim