Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13085
2021/10844
2 Kasım 2021
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri ile davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1972 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, 30.04.2010 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide K1, K2, Z2B harfleriyle gösterilen taşınmazlara yönelik açılan davanın reddine, Z2A harfiyle gösterilen 512 metrekare yüzölçümündeki taşınmaza yönelik açılan davanın kabulüne, taşınmazın tarla vasfıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri ile davacı tarafından temyiz edilmiştir.
-
Çekişmeli K1 ve K2 harfli bölümlerine ilişkin hükmü yönelik davacı ...’nın temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava dilekçesine ekli krokide bu bölümlerin dava konusu edildiği, ancak davacının 27.04.2012 tarihli keşifte alınan imzalı beyanı ile, her ne kadar dava dilekçesine ekli krokide bu bölümleri dava konusu etmiş ise de daha önceki keşif ile şuanki keşifte zeminde göstereceği bölümleri esasen dava konusu ettiğini bildirmesi ve davacının zeminde gösterdiği yerlerin Z2A ve Z2B harfli bölümlere denk geldiğinin bilirkişi raporlarıyla belirlenmiş olması karşısında, davacının, bu bölümlere ilişkin davanın reddine yönelik ilişkin hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
-
Çekişmeli Z2B harfli bölüme ilişkin hükme yönelik davacı ... ve davalı Hazine' nin, K1 ve K2 harfli bölümlere ilişkin hükme yönelik olarak ise davalı Hazine’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; eldeki dava, TMK’nin 713/1.maddesine göre açılan tescil davası olup, davalı Hazine vekili 24.03.2008 havale tarihli dilekçesi ile TMK’nin 713/6. maddesine göre karşı tescil talebinde bulunduğu ve Mahkemece bu bölümler yönünden dava reddedildiği halde, davalı Hazinenin talebi ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca; TMK'nin 713/3. maddesi gereğince tescil davalarında, Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi gerekmektedir. Dava, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliği olarak ... Belediye Başkanlığı aleyhine açılmış ve hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ... Belediye Başkanlığına' da yöneltilmiş ise de, anılan yasa hükümleri gereğince ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın da ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada yer alması gerektiği gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle davada, taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun uyarınca ... İli'nin mülki sınırlarının Büyükşehir Belediyesi sınırı olarak belirlendiği, Büyükşehir sınırlarındaki köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliklerinin sona erdiği ve Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının tescil davaları yönünden ilgili kamu tüzel kişileri olarak yasal hasım sıfatını kazandıkları dikkate alınarak, davacıya, davasını ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na da yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan Büyükşehir Belediyesi'nden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
- Çekişmeli Z2A harfli bölüm hakkında verilen hükme yönelik davalı Hazine ve Orman İdaresinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dosya kapsamından yörede 1941 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosunun, 1981 yılında aplikasyon ve 2. madde uygulama çalışmalarının, 1990 yılında 2/B madde uygulamasının ve 2007 yılında da 4999 sayılı Kanun kapsamında düzeltme çalışmalarının yapıldığı anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazın hemen kuzey sınırından orman tahdit hattı geçmekte olup, bilirkişi raporunda, orman tahdit haritasındaki orman hattı ile kadastro haritasındaki orman hattının farklı olduğu ve çekişmeli taşınmazın her iki hatta göre de orman sınırları dışında bırakıldığı belirtilmesine rağmen, tüm tahdit evrakları dosya arasına getirtilmediğinden söz konusu bilirkişi raporu denetlenememiştir. Kaldı ki, çekişmeli taşınmazların orman sınırları dışında olduğu kabul edilse dahi, yörede 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sadece devlet ormanlarının tahdidi yapıldığından, çekişmeli taşınmazın niteliğinin eski tarihli resmi belgeler üzerinde yapılacak inceleme ile belirlenmesi gerektiği halde, Mahkemece mahallinde dört kez keşif yapılmasına rağmen, hiçbir keşifte eski tarihli belgeler üzerinde inceleme yapılmamıştır. Bunun yanında yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile ziraatçi bilirkişi raporlarına göre, bu bölüm yönünden davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, davadan 15 20 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinde taşınmazın kullanım durumuna dair detaylı inceleme yapılmamış, davacının aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden edindiği taşınmaz bulunup bulunmadığı Tapu ve Kadastro Müdürlüklerine sorulmasına rağmen yeterli cevap alınmadan hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile davadan 15 20 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarında stereoskop aletiyle üç boyutlu inceleme yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını, gerçek eğime göre teraslanmak suretiyle eğimin azaltılmasının taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği de gözetilerek taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan ve dolayısıyla orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, öncesi imar ihya gerektiren yerlerden ise imar ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; bu yolla yerel bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirilmeli, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre, davalı Hazine’nin TMK’nin 713/6. maddesine göre karşı tescil talebinin de bulunduğu gözetilerek bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ...’nın K1 ve K2 harfli bölümlere yönelen TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ...'nın 22 B harfli bölüme, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin ise K1, K2 ve 22A harfli bölümlere yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresi'nden harç alınmasına yer olmadığına, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:06:37