Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/697

Karar No

2020/2634

Karar Tarihi

16 Mart 2020

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: Muhdesat Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ile duruşma talepsiz olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.03.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat .... ve karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu olan 111 ada 28 parsel sayılı taşınmazda bulunan yaklaşık 550 adet fıstık ağacının vekil edeni ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.

Dahili davalı ....., son celse de alınan beyanında, dava konusu ağaçların davacı tarafından dikildiğini beyan etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile, 111 ada 28 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fıstık ağaçlarının davacı ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.

Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 111 ada 28 parsel sayılı taşınmazın fıstıklık niteliğinde taraflar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerindeki bağ ve fıstıklığın Abdursabur oğlu Mustafa Aslantaş tarafından dikildiği hususunda tapuda şerh olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarında 28 parsel üzerinde 576 adet 35 40 yaşlarında antepfıstığı ağacının olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1 h, 115). Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

Bununla birlikte 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/11. maddesi, muhdesatın tespiti davasının yukarıda açıklanan hukuki yarar şartı olmaksızın görülebilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirmiştir. Anılan Kanun maddesinde, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceği belirtilmiştir.

Kadastro Kanunu, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir Kanun'dur. 33. maddesinde, Kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verilmiştir. 19. madde, genel nitelikli maddeler arasında sayılmamıştır. Buna göre ancak, aynı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir. On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm defi ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır

Somut olayda, dava konusu 111 ada 28 parsel sayılı taşınmazın kök parseli olan 80 ada 28 parsel sayılı taşınmazın 03.10.1983 tarihinde kadastro tespitinin yapıldığı, tespitte, taşınmaz üzerindeki bağ ve fıstıklığın Abdursabur oğlu Mustafa Aslantaş tarafından dikildiği hususunda şerh olduğu, tespitin 20/06/1984 tarihinde kesinleştiği, yine davacının kadastro tespiti sırasında beyanda bulunarak, tarla olan bu yer içerisine babası Mustafa Arslantaş tarafından 25 yıl önce bağ çubukları ve 10 yıl önce de fıstık fidanları dikilmek suretiyle bağ ve fıstıklık haline getirildiğinin belirtildiği, Mahkemece 27/11/2015 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan Ziraat bilirkişi raporunda fıstık ağaçlarının 35 40 yaşında olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, gerek kadastro tespit tutanağı ve gerekse tüm dosya kapsamı dikkate alındığında dava konusu ağaçların kadastro tespitinden önce taşınmaz üzerinde bulunduğu sabittir. Temyize konu dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 14/04/2015 tarihinde açılmıştır.

O halde, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlar yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine,

taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 16/03/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartespitimuhdesat

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 20:39:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim