Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2014/23467
2016/8646
11 Mayıs 2016
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Zilliyetliğin Tesbiti ve Korunması İstemli
... ile ... arasındaki zilyetliğin tesbiti ve korunması davasının reddine dair .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 14.02.2014 gün ve 2012/476 2014/163 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınır ve mevkilerini belirttiği alanda bulunan ev, çardak ve bahçenin 50 yıldır vekil edeninin zilyetliğinde iken, dava konusu yerdeki evin davalı tarafından yıkılıp işgalde bulunulduğunu açıklayarak, vekil edeninin zilyetliğine vaki müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu yerde davacının zilyet olmadığını, dava konusu yerin kök murise ait iken sonrasında davalının babası ve davalı tarafından kullanıldığını, evin kendiliğinden yıkıldığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; davacının dava dilekçesinde tanımladığı yer için tescil davası açtıktan sonra eldeki zilyetliğin tespiti ve korunması davasını açtığı, tescile ilişkin karar kesinleştiğinde zilyetlik davası ile elde edilmek istenen menfaatin karşılanacağı gerekçeleriyle davacının davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; davacı vekilinin, dava konusu .... köyü batısı 91 parsel, doğusu .... evi, kuzeyi .... evi, güneyi boşluk ile çevrili alanın vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak davalının zilyetliğe olan müdahalesinin önlenmesini istediği, aynı tarihte dosya arasında mevcut ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/284 Esas, 2013/159 Karar sayılı dosyası ile Hazine ve .... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine dava açarak aynı yerin davacı adına tesciline karar verilmesini talep ettiği ve tescil davasında, tescili istenen yerin bir kısmının 91 parsel içerisinde kaldığı, bir kısmının .... Köyü meydanlığı olarak tescil dışı bırakıldığı belirtilerek davanın reddine karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği görülmüştür. Açıklanan olgular karşısında; davacı taraf, taşınmaz maliki olmadığı eldeki bu davada, herhangi bir hakka değil, sadece, zilyetlik iddiasına dayanmaktadır.
Uyuşmazlık TMK’nun 973 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunmasına ilişkin işbu davada Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 09.10.1946 tarih, 1946/6 12 Esas ve Karar sayılı kararında aynen “…MK’nun 896 (TMK’nun 983) maddesi uyarınca bir taşınmazda zilyetliği tecavüze uğrayan kimsenin bu hakkının korunması için açacağı davada; şey’e malik olduğunu veya zilyetlik hakkını beyana lüzum olmadan sadece zilyetlik sıfatını değiştirerek tecavüzü ispat etmesi yeter. Bu halde, hakim, yalnız davacının gerçek ise zilyetlik halini tespit ederek tecavüzün önlenmesine karar verir. Bu karar, zilyetlik konusunda kesin hüküm meydana getirmez. Zilyede mülkiyet hakkı vermez ve diğer tarafa mülkiyet iddiasıyla yetkili mercilerde başkaca dava açmak hakkına dokunmaz…” denilmektedir.
O halde, bu davada öncelikle çözüme kavuşturulması gereken husus: davacının somut olayda, davalıya karşı üstün ve korunmaya değer zilyetliğinin bulunup bulunmadığıdır. Çözümlenmesi gereken sorun bu olunca, zilyetlik kavramı, niteliği, hukuki fonksiyonları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır. Zilyetlik eşya ile şahıs arasında eylemli (fiili) bir bağ, yani ilişki olup ve buna bağlı olarak da fiili hakimiyet altında bulundurmaktan doğan hukuki yetki ve vecibeleri de gösteren ve düzenleyen hukuki bir müessesedir. Kanunda sözü edilen fiili hakimiyetin meydana geliş şekli önemli değildir. Bu korumanın sosyal huzur ve sükunun korunması ve sağlanması için kabul edilmiş olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Zilyetliğin hukuki fonksiyonlarından biri de fiili durumun başkaları tarafından keyfi olarak bozulmasını önlemektir. Hukuk düzeni, böylece toplumun esenliğini korumak istemiştir. Kendilerini haklı görenler bile başkasının fiili hakimiyetine belli bir çerçeve içinde saygı göstermeye mecburdurlar. Zilyetlik davalarının en belirgin özelliği yukarıda değinilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi davada hakkın tartışma konusu olmaması ve davayı kazanma veya kaybetmenin mevcut olabilecek hak üzerinde herhangi bir etkisinin olmayışıdır. Bunun içinde bu tür davalarda mahkemenin zilyetliğin korunmasına ilişkin vereceği karar; sadece eski zilyetlik durumunun yeniden kurulmasını sağlamaya yöneliktir. Bu karar diğer tarafın mülkiyet yahut hak iddiasıyla dava açma hakkına dokunmaz ve üçüncü kişilerin o şey üzerinde hakları olmadığının kabulü şeklinde anlaşılamaz. Bahsi geçen zilyetlik davaları sonunda verilen mahkeme kararları tamamen geçici bir etkiye sahip olup; mülkiyet sorunu çözümlenmediğinden mülkiyet yönünden kesin hüküm teşkil etmezler. (HGK'nun 12.05.1982 gün, 1979/8 589 Esas, 1982/482 Karar)
Somut olaya gelince; dava konusu yerde davacının zilyetliğin korunması talep edildiği ve mülkiyet hakkına ilişkin talepte bulunmadığına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümleri çerçevesinde çözümlenip sonuçlandırılması gerekir. Eş anlatımla bu tür davalarda taşınmaz üzerinde hangi tarafın üstün ve korunmaya değer zilyetliğinin bulunduğunun saptanması uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerekir. Tüm bu hukuki ve yasal bilgilerin ışığında, görülmekte olan davadaki üstün zilyetlik hakkının belirlenmesine ilişkin iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III 1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 26.01.2026 00:52:42