Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/14971
2024/639
23 Ocak 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2021/96 E., 2021/175 K.
SUÇ: Parada sahtecilik
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Ünye Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2013 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında parada sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
-
Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli kararıyla sanık hakkında 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 80,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye karar verilmiştir.
-
Bu kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 12.10.2015 tarihli ilamında "Erteleme kararı verilen sanık hakkında CMK.nın 231. maddesi uygulanıp uygulanmaması hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle karar verilmesi ve müsadere kararı verilen sahte paranın T.C. Merkez Bankasına "imha edilmek üzere" gönderilmesi" nedenleriyle bozulmuştur.
-
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada 22.12.2015 tarihli karar ile sanık hakkında atılı suçtan 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; karar 10.02.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
- Sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesince ihbarı üzerine dosya yeniden ele alınmış ve Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli kararıyla, hükmün açıklanmasına ve sanığın 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri;
Atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmayan sanık hakkında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; sanığın mağdur ...'ın dükkanına alışveriş yapmak amacıyla gittiği, karşılığında sahte 100,00 TL para verdiği, mağdurun parayı bozdurmak üzere komşu dükkana gittiğinde, paranın sahte olduğunu anlaması üzerine, 155 polis imdat numarasını arayarak ihbar ettiği, sanığın olay yerinde yakalandığında üzerinden 4 adet daha sahte 100,00 TL'nin ele geçirildiğine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
-
Suç tarihinde, sanık ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen temyiz dışı sanık Ali İşlemek'e ait lokantada garson olarak çalıştığı ve alacağına karşılık lokanta kasasından aldığı 500,00 TL ile alışveriş yaptığı sırada, verdiği 100,00 TL'nin sahte çıkması üzerine diğer paraların da sahte olduğu tespit edilmiştir. Sanık her ne kadar inkara dair savunmalarda bulunmuş ise de, sanık ile Ali İşlemek arasındaki mesaj tutanakları, aşamalarda değişen çelişkili beyanları, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre atılı suçu işlediği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
-
Ceza Genel Kurulunun 03.04.2018 tarihli, 2017/853 Esas, 2018/135 Karar sayılı ve 09.02.2016 tarihli ve 2014/71 Esas, 2016/42 Karar sayılı kararları gözetildiğinde; bozma öncesi verilen ve sanık tarafından temyiz edilen 25.02.2014 tarihli ilk hükümde, hükmolunan hapis cezasının ertelendiği gözetilmeden, bozma kararından sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ancak denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilen sanık hakkında, erteleme hükümleri uygulanmayarak 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi uyarınca suça konu sahte paraların müsaderesine ve 5320 sayılı Kanun'un 17 nci ve Sahte Banknotların İncelenmesi ve Değerlendirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 16 nci maddesi uyarınca Merkez Bankasına gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu hususların 1412 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle, Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2021 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere ''1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek, verilen hapis cezasını 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine ve aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlennmesine" ibaresinin yazılması, ayrıca hüküm fıkrasına; "Suça konu adli emanetin 2014/24 sırasında kayıtlı sahte banknotların 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereğince müsaderesine, karar kesinleştiğinde 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 17. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Sahte Banknotların İncelenmesi ve Değerlendirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere T.C. Merkez Bankasına gönderilmesine" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.
(K.D)
KARŞI DÜŞÜNCE
Yüksek Yargıtayın yerleşik kararlarında açıklandığı üzere cezası aleyhe değiştirememe kuralı "Temyiz davası yalnızca sanık veya müdafi ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında hükümde yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir anlatımla aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması" şeklinde tanımlanmaktadır.
Kural, bozmadan sonraki aşamada ceza miktarını sınırlayan bir yargılama ilkesidir.
Latince "Reformatio in pejus judici appellato non licet" olarak adlandırılan bu ilkenin amacı hükmün aleyhine bozulabileceğini düşünen sanığın temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve bu hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır.
Anılan kural, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda yer alan düzenlemeye daha sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 307. maddesinin dördüncü fıkrasında da; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262. maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklinde yer verilmiştir. İstinaf ve temyiz kanun yolları bakımından pozitif hukukumuzda yer alan cezanın aleyhe değiştirilmemesi ilkesinin, ceza muhakemesinin mutlak ve vazgeçilemez değerleri arasında yer alan ve evrensel hukukun benimsediği bir ilke olmadığı, verilen kararlara karşı kesin hükme kadar masumiyet karinesinden yararlanma hakkı bulunan sanığın temyiz kanun yoluna başvurudan çekinmemesini temine yönelik bir prensip olduğu kabul edilmektedir.
Öte yandan yerleşik uygulamaya göre kazanılmış hak kuralı yalnızca sanığa hükmolunan ceza miktarını değil TCK'nın 50 ve 51. maddelerinde düzenlenen seçenek yaptırımları da kapsamaktadır. Buna göre, önceki hükümde hapis cezası paraya çevrilmiş veya ertelenmiş, bu hüküm de yalnızca sanık lehine temyiz edilmişse bozmadan sonra kurulan hükümde eğer hapis cezası seçenek yaptırımların uygulanmasının ön koşulu olan sürelerin altında hata sonucu tayin edilmemişse hükmolunacak cezaların ilk hükümdeki gibi ertelenmesi ya da paraya çevrilmesi gerekeceği kabul edilmektedir. Bu noktada somut olayda olduğu gibi her ikisi de ''denetim süresi'' içeren hükmün açıklanmasının ertelenmesi ve cezanın ertelenmesi kurumlarının arka arkaya uygulanmasının mümkün olup olmadığı sorunu ortaya çıkmaktadır.
Faili belirli bir süre gözetim tutarak bu belirli süre içerisinde göstereceği iyi hale bağlı olarak muhakeme sürecinin veya cezanın infazının akıbetini belirlemek esasına dayanan erteleme kurumu uygulamada değişik şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, duruşmanın ertelenmesi, suçluluğun tespitinin ertelenmesi, hükmün ertelenmesi, hükmün hukuki sonuçlarını doğurmasının ertelenmesi, cezanın infazının ertelenmesi gibi farklı uygulama biçimleri bulunan erteleme kurumu türlerinin tamamına hakim olan fikrin aynı olduğu ve erteleme türlerinin hepsinin de birçok ortak özelliğe sahip oldukları tartışmasızdır.
Hükmün açıklanmasının ertelenmesi ve cezanın ertelenmesi kurumları gerek uygulanma koşulları, gerekse sonuçları bakımından büyük benzerlik göstermektedir. Her iki kurumun da ortak yönü, pişman olduğu kabul edilen faile ceza uygulanması gerekmediği düşüncesine dayanmaktadır. Cezanın ertelenmesinde denetim süresinin iyi hal ile tamamlanması sonucu, mahkum olunan ceza infaz edilmiş kabul edilecek ve mahkumiyet esasen vaki olmamış sayılacaktır. Hükmün ertelenmesi durumunda da hüküm ortadan kaldırılmakta ve sanık aleyhine hiçbir sonuç doğurmamaktadır. Benzerlikleri nedeniyle cezanın ertelenmesinin olduğu bir sistemde hükmün açıklanmasının ertelenmesi adı altında başka bir kuruma gerek bulunmadığı öne sürülmüştür. Bununla birlikte benzerlikleri kadar farklı yönleri de bulunan iki kurum içinde hükmün açıklanmasının ertelenmesinin gerek uygulanma şartları, gerekse sonuçları bakımından erteleme kurumundan daha lehe bulunduğu ve onu kapsadığı görülmektedir.
Somut olay incelendiğinde; Sanık hakkında kurulan ilk hükümde hapis cezasına hükmolunmuş ancak bu ceza ertelenmiştir. Yalnızca sanık tarafından temyiz edilen bu hüküm sanık hakkında daha lehe hükümler getiren hükmün açıklanmasının ertelenmesinin değerlendirilmesi nedeniyle bozulmuş, bozmadan sonra sanık hakkında hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verilmiştir. Sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle mahkemece hükmün açıklanmasına ve yasal imkan bulunmadığında TCK'nın 50. ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Sayın Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; kazanılmış hak kuralı gereğince ilk hükümde uygulanan erteleme kuralının açıklanan hükümde uygulanması gerekip gerekmeyeceğine ilişkindir. Sanık ertelemenin de aynen içerdiği denetim süresi içinde yeniden suç işlemiştir. Her iki düzenlemenin de içerdiği denetim süresinin amacı hafif bir suç işleyen kişiyi hemen cezalandırmak/ceza infaz kurumuna almak yerine kişideki suç işleme eğilimini gözlemleyerek elinde olmayan koşullarda suça yönelmiş kişiye bir şans daha tanımak ve onun suçtan uzak kalmasını sağlamaya çalışmak olduğundan "bozmadan sonra hakkında hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı verilen sanık denetim süresi içinde ikinci kez suç işlediğinde" kanun koyucunun ve toplumun beklentisini boşa çıkarmış olmaktadır. Bu durumda kendisine verilen bu ilk süreye ek olarak kazanılmış hak nedeniyle erteleme hükümlerinin uygulanması suretiyle tanınacak ikinci bir denetim süresi, hakkında daha lehe bir kurum uygulanan sanığa tanınan kazanılmış hakkın genişletilmesi adeta tekrarı niteliğinde olacaktır. Halihazırda bu durumda sanık ilk denetim süresi içinde suç işlese bile ceza infaz kurumuna girmeyeceğini bildiğinden suç işlemekten çekinmesi söz konusu olmayacak, hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararı üzerine uygulanan denetim süresi herhangi bir yaptırımla korunmadığından anlamsız kalacaktır. İlkini anlamsız kılacak şekilde arka arkaya iki denetim süresi uygulanması mümkün bulunmadığından açıklanan hükümde erteleme hükümlerine yer vermeyen mahkeme kararının isabetli bulunduğu ve onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:28:45