Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/4840

Karar No

2024/49

Karar Tarihi

8 Ocak 2024

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/2458 E., 2021/1584 K.

SUÇ: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜM: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davaları açılmıştır.

  2. Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

  3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 08.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan ... vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine, sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz istemi; kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğuna, sanığın kasten ve bilerek sırf katılanın evini kiralayamaması, satmaması için defalarca evin bulunduğu apartmanın giriş kapısının kilidini değiştirdiğine, anahtarı vermediğine, katılanı tehdit ettiğine, kararın hakkaniyete aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Dava konusu olay sanığın katılanlarında dairelerinin bulunduğu apartmanın giriş kapısının anahtarını değiştirerek evlerine girip çıkmalarına engel olduğu, bu sebeple zincirleme şekilde tek hareketle her iki katılana karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Katılan ... 17.11.2016 günü Emniyet Müdürlüğüne müracaat ederek sanığın eski komşusu olduğu, aralarında sürekli problemler yaşandığı için ikametinden ayrılarak başka bir ev kiralayıp ikametinden ayrıldığı, ayrılmış olduğu kendisine ait ikamete Suriye uyruklu vatandaşları yerleştirdiği, ancak sanığın bu şahısları çıkarmaları konusunda ısrarcı olduğu için aralarında daha fazla husumet yaşanmaması için kiracıları evden çıkardığı, daha sonraki zamanlarda evi kiracılara göstermek için gittiklerinde ise sanığın bina giriş kapısının kilidini değiştirdiği, eve girmek istediklerinde ise sanığın kapıyı açmadığı ve anahtarı vermediği anlaşılmakla eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kanaati ile mahkûmiyet kararları verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Sanık ...'nin savunması, katılan mağdurların beyanları, tanık ... ve Nadire Kahya'nın ifadeleri, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bina içerisinde bulunan katılan mağdurlara ait daireyi kiraya vermek istediklerinde değiştirdiği bina giriş kapısının kilidinin anahtarını katılan mağdurlara veya emlakçı olan tanık ...'ya verdiği ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kastıyla hareket etmediği ve üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilip sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.

IV. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu belirtilmiştir.

Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31.05.2023 tarih, 2019/13 454 Esas, 2023/324 Karar sayılı ilamında "CMK'nın 225. maddesi gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.

Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide davasız yargılama olmaz ve yargılamanın sınırlılığı olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır."

Yine, 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinde ise "Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.

Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.

Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir."

Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafiie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır." hükmü getirilmiştir.

Soruşturma evresinde elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kovuşturma evresinin sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarım oluşturan fiil ve fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık iddianame içeriğinden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir. 5271 sayılı Kanun'un 226 nci maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını yargılamanın sınırlılığı ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hâllerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak mahkeme, eylemin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. Örneğin, iddianamede kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilen eylemin kasten yaralama suçunu oluşturacağı görüşünde olan mahkemece, sanığa ek savunma hakkı da verilmek suretiyle bahse konu suçtan hüküm kurulabilecektir.

Bu kapsamda; Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2017 tarihli iddianamesiyle; sanığın katılanların da dairelerinin bulunduğu apartmanın giriş kapısının anahtarını değiştirerek evlerine girip çıkmalarına engel olunduğu iddia olunarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kamu davası açıldığı, iddinamedeki anlatım ve nitelendirmenin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda ayrıntısı açıklanan Ceza Genel Kurul kararı ve doktrine göre; Mahkemece kurulacak hükmün konusunun; sanık hakkında düzenlenen iddianamedeki nitelendirmeyle değil iddianame anlatımıyla bağlı ve sınırlı olduğu; somut olayda sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 225 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın 5237 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçuna ilişkin olduğu ve dönüşebileceği de gözetildiğinde, bu suçtan 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ek savunma hakkı verilerek sanığın kastı da değerlendirilerek eyleminin hakkı

olmayan yere tecavüz suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin değerlendirme yapılarak sonucuna göre durumunun takdir ve tayinin gerekirken yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 08.11.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 07/11/2017 tarih ve 2017/731 esas sayılı iddianamesi ile "Müşteki ..., 17/11/2016 günü emniyet müdürlüğüne müracaat ederek şüphelinin eski komşusu olduğunu, aralarında sürekli problemler yaşandığı için ikametinden ayrılarak başka bir ev kiralayap ikametinden ayrıldığını, ayrılmış olduğu kendisine ait ikamete Suriye uyruklu vatandaşları yerleştirdiğini, ancak şüphelinin bu şahısları çıkarmaları konusunda ısrarcı olduğu için aralarında daha fazla husumet yaşanmaması için kiracıları evden çıkardığını, daha sonraki zamanlarda evi kiracılara göstermek için gittiklerinde ise şüphelinin bina giriş kapısının kilidini değiştirdiğini, eve girmek istediklerinde ise şüphelinin kapıyı açmadığını ve anahtarı vermediğini, şüphelinin, kendisine "oraya kiracı sokarsan senin ananı sikerim orospu" şeklinde hakaret ettiğini ve "orayı satarsan kimin alacağına ben karar vereceğim, benden habersiz satarsan seni öldürürüm" şeklinde tehdit ettiğini beyan ederek davacı ve şikayetçi olduğu,

Müşteki ...'nın alınan beyanında ise kendilerine ait dairenin bulunduğu apartmanın giriş kapısının kilidinin şüpheli tarafından değiştirildiği, bu sebeple söz konusu dairelerine gidemedikleri gibi kiracıları getirdiğinde de şüphelinin kendilerini içeri koymadığını, şüpheli ile görüşmeye gittiklerinde şüphelinin söz konusu evi kast ederek "o eve kimin gireceğine ben karar vereceğim, o evi benden habersiz satarsanız anneni de seni de yaşatmam" diyerek davacı ve şikayetçi olduğu, şüphelinin bu eyleminin tek hareketle birden fazla kişiye yönelik tehdit suçunu oluşturduğu,...

Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda şüpheli, müştekilerinde dairelerinin bulunduğu apartmanın giriş kapısının anahtarını değiştirerek evlerine girip çıkmalarına engel olduğu, bu sebeple zincirleme şekilde tek hareketle her iki müştekiye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği,..." iddia edilerek sanık hakkında hakaret, tehdit ve zincirleme şekilde Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçlarından cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

Dairemizce incelemeye konu Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçu ile ilgili olarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 08/11/2021 tarih ve 2019/2458 esas 2021/1584 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin TCK.nın 109/1, 62, 51 ve 53. maddeleri gereğince sanığın iki kere cezalandırılmasına ilişkin kararını kaldırarak 5271 sayılı Kanunun 223/2 a maddesi gereğince beraatına karar vermiştir.

Dairemiz üyelerinin çoğunluğu tarafından iddianamede anlatıma göre sanık hakkında verilen beraat kararının, sanığın eyleminin hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kamu davası açıldığı ve eyleminin bu suçu oluşturduğu belirtilerek Türk Ceza Kanununun 154/1. maddesi gereğince cezaladırılması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Aşağıda yazılan gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşlerine iştirak edilmemiştir.

Türk Ceza Kanununun 109. maddesinde Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçu "Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde tanımlanmıştır.

Kanunun bu maddesi ile kişinin hareket etme özgürlüğünün yanı sıra; hareket etmeme hürriyeti de korunmuştur. Bu husus madde gerekçesinde de; ‘’Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir. Kişiler, bir yerde kalma ve bir yere gitme konusunda tercihte bulunma serbestisine sahiptirler... Örneğin kişinin ... bir yere gitmekten men olunması fiilleri, bu tanıma göre cezai yaptırımı gerektirmektedir...’’ şeklinde belirtilmiştir.

Yukarıda değinildiği üzere; söz konusu suç, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıyla oluşmaktadır. Kişinin bir yere kapatılması, bir yerde tutulması, bir yere götürülmesi veya bir yere gitmekten men olunması fiilleri, ceza yaptırımını gerektirmektedir. Suçun hareket unsuru, bir kimsenin, bir başkasının hareket özgürlüğünü hukuka aykırı surette sınırlanmasıdır.

Kişinin fiziki zeminde hukuka aykırı olarak hareketinin engellenmesi, kişi hürriyetinin ihlalidir. Kişinin bir yere gitmesini veya bir yerde kalmasını hukuki bir nedene dayanmaksızın engelleyen her hareket söz konusu suçu oluşturur. Kanun maddesinde yazılı eylemleri gerçekleştirmeye uygun herhangi bir araçla veya şekilde bu suç işlenebilir.

Hürriyetin kısıtlanması bakımından bu suçun işlenmesinde kullanılabilecek herhangi bir araç ya da hareket önceden belirlenemez. Önemli olan, mağdurun özgürce hareket edebilme hürriyetinin fail tarafından kısıtlanması olup bunun ne şekilde yapıldığı önemli değildir. Bazı durumlarda suçun nasıl ve ne şekilde işlendiği artırım sebebi olabilir. Hareket serbestisini sınırlandıran eylemin, hukuka aykırılık teşkil etmesi yeterlidir.

Kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçu ile mağdurun hareket serbestisi, mağdurun bir yere kapatılması veya bir yere bağlanması suretiyle mutlak şekilde kaldırılabileceği gibi kısmen dahi olsa mağdurun hareket etme özgürlüğünden

yoksun bırakılması bu suçun oluşumu için yeterlidir. Mağdurun herhangi bir şekilde hareket özgürlüğünün kısıtlanmış olması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun gerçekleşmesi bakımından yeterli olup

özgürlüğün sınırlandırılmasının mutlak surette gerçekleşmiş olmasına gerek

yoktur. Suçun oluşması açısından kişinin maruz kaldığı durumdan kaçması ve

kurtulmasının imkansız olmasına, kurtulması için konulan engellerin hiçbir şekilde

aşılamaz nitelikte bulunmasına da lüzum yoktur. Mağdurun mümkün olduğu halde kaçmaması veya kurtulabilme olanağı varken kendini kurtarmaya çalışmaması suçun oluşumuna engel değildir. Mağdurun istediği gibi hareket edebilme iradesine engel olmak maksadıyla konulan engelleri o an için kolaylıkla atlatamayacak durumda bulunması

suçun meydana gelmesi bakımından yeterlidir.

Hürriyetten mahrumiyetin süresi çok kısa dahi olsa, hukuken

kabul görebilecek bir süre boyunca kişi özgürlüğüne mani olunması, suçun oluşması bakımından yeterli sayılmalıdır.

Somut olayda, sanığın müştekilerinde dairelerinin bulunduğu apartmanın giriş kapısının anahtarını değiştirerek evlerine girip çıkmalarına engel olduğu, eve girmek istediklerinde ise kapıyı açmadığı ve anahtarı vermediği yapılan yargılamalar sonucu sübuta ermiştir. Olayın oluş şekline göre sanığın TCK.nın 109/1. maddesinde belirtildiği şekilde katılanların "bir yere gitmek ve bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak" suretiyle özgürce haraket etmelerini kısıtladığı anlaşılmıştır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Hakkı Olmayan Yere Tecavüz suçları farklı şekilde tanımlanmış olup bu suçlar arasında genel hüküm özel hüküm ilişkisi bulunmamaktadır. Ayrıca her iki suçta genel kasıtla işlenebilen suçlardandır. Kaldı ki sanığın TCK.nın 154. maddesinde belirtildiği şekilde katılanlara ait evde malikmiş gibi tasarruf etme iradesinin bulunmadığı, sayın çoğunluğun görüşü doğrultusunda düşünülecek olsa dahi sanığın eylemlerinin TCK. 109 ve 154. maddelerini ihlal etmesi karşısında FARKLI NEVİDEN İÇTİMA kuralı (TCK 44. madde) gereğince ağır olan hükümden hüküm kurulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 08.01.2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararfarklıkişiyisüreçv.temyizyoksuntevdiinekararınkarşıiçtimahürriyetindenhukukîolgularsebeplerigerekçenevidenincelenenkılmabozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:31:33

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim