Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2673
2024/3863
7 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2021/772 E., 2022/1137 K.
SUÇ: Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle yaralama
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla kabulünde yasal olanak bulunmayan sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bucak Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2016 tarihli iddianamesiyle sanık ... hakkında zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 256 ıncı maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun' un 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 13.11.2020 tarihli kararıyla sanık hakkında yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun' un 25 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/772 Esas, 2022/1137 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesinin yaralama suçundan verilen beraat kararlarının kaldırılmasına, sanık hakkında yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 256 ıncı maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla aynı Kanun' un 86 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve son cümlesi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; sanıkta suç kastı bulunmadığına, sanığın yasal savunma hakkını kullandığına, meşru müdafaada bulunduğuna, gerekçesiz ve yanılgılı değerlendirme ile mahkumiyet kararı verildiğine, katılanın beyanlarının çelişkili ve gerçek dışı olduğuna, re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, Bucak İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olan sanık ...'ın, olay tarihinde suç şüphesiyle yakaladığı... isimli şahsa müdahale ettiği sırada olay yerine motosikletle gelen katılan ...'e olay yerinden uzaklaşması yönünde uyarılarda bulunduğu, bu uyarıları dikkate almayan katılan ...'in diğer polis memuru...'ı yumrukla darp ettiği, ekip arkadaşının darp edildiğini gören ve kolunda da daha önceden kaçarak sonradan yakalanan... isimli şahıs bulunan sanık ...'ın yapılan tüm uyarıları dikkate almayan katılan ...'in bacaklarına doğru ateş etmek suretiyle meşru müdafaa kapsamında yaralama suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; "...sanığın silahlı yaralama olayından önce şahsa müdahale etmemesi konusunda uyarı yaptığı ve yere doğru ateş ettiği, buna karşın İbrahim'in uyarıyı dikkate almadığı ve ekip arkadaşı olan...'ı darp etmeye başladığı anlaşılmakla sanık ...'ın silah kullanma eyleminin meşru müdafaa kapsamında kaldığı..." gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "...ilk Derece Mahkemesince katılan sanık ...'in eylemi meşru savunma kapsamında değerlendirilerek beraat kararı verilmiş ise de; görüntülerin incelenmesinde ve bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere bıçağın katılan sanık ...'in elinde olduğuna ve görevlilere yönetildiğine dair tespitin olmadığı, İbrahim'in her iki elini kullanarak...'ı yumrukladığı yumruklama ile ateş etme arasında sadece 2 saniye bulunduğu, bu sırada ... ...e yönelik herhangi bir eylemin bulunmadığı, İbrahim'in kaçan...'a doğru tekrar hamle yaptığı sırada ateş edildiği, ... ...in ...henüz motosikletten inmeden motosiklete doğru bir el ateş ettiği bu nedenle meşru savunma koşullarının bulunmadığı, eylemin haksız tahrik altında işlendiğinin kabulünün gerektiği" gerekçesiyle sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın, katılanı, yaşamını tehlikeye sokacak, basit bir tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek ve yaşam fonksiyonlarını ağır (5.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak biçimde yaraladığı olayda, birden fazla nitelikli halin birleşmesi halinde, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesi ve aynı Kanun' un 61 inci maddesi dikkate alınarak, ortaya çıkan tehlike ve zararın ağırlığıyla orantılı makul bir ceza belirlenmesi gerekirken, yazılı biçimde alt sınıra yakın uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni olarak gösterilmemiştir.
1.Dava dosyası içeriği, katılan beyanları, katılanın adli raporu, olayın adli mercilere intikal şekli, CD görüntüleri, bilirkişi raporu, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin, sanıkta suç kastı bulunmadığına, sanığın yasal savunma hakkını kullandığına, meşru müdafaada bulunduğuna, gerekçesiz ve yanılgılı değerlendirme ile mahkumiyet kararı verildiğine, katılanın beyanlarının çelişkili ve gerçek dışı olduğuna yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/772 Esas, 2022/1137 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2024 tarihinde karar verildi.
(KD)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Meşru savunma ve zorunluluk hali
Madde 25 (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Sınırın aşılması
Madde 27 (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.
(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez
Madde 16 (Değişik: 2/6/2007 5681/4 md.) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını, (1) ifade eder. Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir. Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir. Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur. Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,
b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,
d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde, silah kullanmaya yetkilidir. Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir
İlk derece Mahkemesi istinafın ve sayın çoğunluğun kabulünde ve katıldığım oluşa göre; üzerinde uyuşturucu yakalandığı için hakkında adli işlem yapılmak üzere yasal yakalama yetkisini kullanan polis memurlarının müşteki sanık ... ’i Bucak otogarında yakaladıkları, sanık ...’in ellerinden kaçtığı, arkasından sanık ... ve diğer iki polis memurlarının koştuğu tekrar yakalamak üzereyken; sanık ...’un cezaevinde birlikte yatmaları sebebiyle tanıdığı arkadaşı mağdur ...’in motosikletiyle olay yerine gelerek sanık polis memuru ... Akif’e çarptığı ve bu suretle yaraladığı ... polis olduklarını yüksek sesle söylediği, buna rağmen mağdur ...’in polis memuru ...’e yumruk attığı, ...’ın savunma amaçlı refleks olarak havaya ateş ettiği, bu sırada mağdur İbrahimin cebine davrandığı ve bunun üzerine ...’ın yere doğru ateşi sonucu İbrahimin yaralandığı; İbrahim’in olay esnasında elini attığı; cebinden bıçak elde edildiği ve ...’ın PVSK 16/6 c fıkrası gereği yasal silah kullanma yetkisi doğduğu; Olayın oluş biçimi dikkate alınarak TCK 27/2 deki şartların oluştuğu ve sanığın Beraatine karar verilmesi düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.07.05.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:07