Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/15482
2024/2316
12 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2017/4182 Esas, 2018/3028 Karar
SUÇ: İşkence yapma
HÜKÜM: İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın mahkumiyetine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2010 tarihli iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
-
İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.02.2011 tarihli kararıyla sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinde düzenlenen işkence suçunu oluşturma ihtimaline binaen mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
-
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2011 tarihli kararıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinde düzenlenen eziyet suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar 15.02.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
-
Sanığın denetim süresi içerisinde 14.04.2015 tarihinde kasten yaralama ve tehdit suçlarını işlediğinin ve mahkumiyet kararlarının kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine dosya yeniden ele alınmış ve İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2017 tarihli kararıyla hükmün 1 yıl 8 ay hapis cezası olarak açıklanmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
-
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2017 tarihli kararının sanık ve müdafiince istinaf edilmesi üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın eylemine uyan suçun işkence suçunu oluşturduğu anlaşıldığından; 5237 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına, ancak; sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezasının 1 yıl 8 ay hapis cezası üzerinden infazına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi;
1.Sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
- Katılan anlatımlarında çelişki olduğuna ve tanık beyanlarının sanık lehine olduğuna ancak bu hususlar değerlendirilmeden sanığın mahkumiyetine karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
-
Dava konusu olay; polis memuru olarak görev yapan sanığın; Kabahatler Kanununa göre işlem yapmak üzere polis merkezi amirliğine götürdüğü katılanı; direnmesi nedeniyle Polis Merkezinde dövmek, katılanın bayılma numarası yapması üzerine tekmelemek, kalkmaması nedeniyle yerde sürükleyerek tuvalete götürmek ve yüzüne su fırlatmak suretiyle atılı işkence suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
-
Sanık aşamalarda atılı suçu işlemediğini beyan etmiştir.
-
Dosya kapsamında beyanları alınan tanıklar A.D, K.E'nin sanıklarla aynı karakolda polis memuru olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Diğer tanıklar B.Ş., M.Ö., M.Ç., G.B. işkence olayının gerçekleştiği iddia ve kabul olunan polis merkezindeki olaylara görgü tanığı olmayıp, hakkında şikayet bulunan katılanın yalnızca polis aracına bindirilip polis merkezine götürüldüğü konusunda beyanda bulunmuşlardır.
-
Katılan ... aşamalarda özetle; olay anının 24.00 02.00 arasındaki bir zaman dilimi olabileceğini, ekip otosundaki polisin burada ne yapıyorsunuz diye sorduğunu, bu şahsın temyiz dışı sanık Yalçın olduğunu, sanık Yalçın'ın araçtan inip yanına geldiğini, kendisinin de kestirme olsun diye buradan geçtiklerini söylediği sırada sen ne konuşuyorsun diyerek tekme attığını, karakola götürmek istediklerini, arabaya binmelerini istediklerini, otoya bindiklerini, karakola gittiklerini, orada sanık Yalçın'dan şikayetçi olduğunu söylediğini, ismini bilmediği için yaka numarasını sorduğunu, bu sırada aynı polis merkezinde olan diğer sanık ...'in yanına geldiğini, " gel benim yaka numaramı al" diyerek omzu ile yanağına doğru vurduğunu, daha sonra sanık ...'nın kendisini bir odaya çektiğini, tekmelediğini, yumrukladığını, duvarlara vurduğunu, çok acıdığını, kurtulmak için bayılma numarası yaptığını, yere düştüğünü, yerde yatarken tekmelediğini, bulunduğu odanın karşısında tuvaletlerin olduğunu, oraya doğru sürüklediğini, orada yüzüne su döktüğünü, ayağa kalktığını, koridordaki nezarethanenin karşısındaki yerde oturduğunu, Mustafa'ya niçin kendisini dövdüğünü sorduğunu, bunun üzerine sen konuşuyorsun diyerek bir tokat attığını, daha sonra da dışarı çıktıklarını, sigara ikram ettiklerini, sabaha karşı saati tam hatırlamadığı bir vakit kendisini saldıklarını, buradan ayrılıp hastaneye giderek rapor aldığını, beyan etmiştir.
-
Katılan hakkında olay nedenli alınan 11.09.2010 tarihli; 09.00 saatli doktor raporunda; göğüste darp, sıyrık, sağ omuzda sıyrık, sol omuz başında sıyrık, sol kalçada ağrı bulunduğu, mevcut yumuşak doku travmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğuna; söz konusu sıyrık ve yaralanmaların sürtünmeye bağlı geliştiğine ilişkindir. Doktor raporu katılanın dayak yemesi nedeniyle bayılma numarası yaptığına, sonrasında sanığın kendisini sürükleyerek tuvalete götürdüğüne ve yüzüne su fırlatarak acı çekmesine neden olduğuna dair iddiası ile örtüşmektedir.
-
Sarnıç Polis Merkezi Amirliği'ne, polis merkezi giriş çıkışına ilişkin kamera kaydı bulunup bulunmadığı sorulmuş; kayıt bulunmadığı şeklinde cevap verilmiştir.
-
Dosya kapsamındaki tutanaklara göre; 03.30 sıralarında katılanların çevreyi rahatsız ettikleri konusunda ihbar geldiği, 04.33'de polis memurlarının adrese gönderildiği, 04.45 sıralarında katılanlar hakkında çevreye verdikleri rahatsız nedenli idari yaptırım tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. Polis memuru A.D'nin soruşturma aşamasındaki beyanına göre; katılan saat 06.30 sıralarında polis merkezinden ayrılmıştır.
-
Katılanın iddiaları, tanık beyanları ile sanıkların savunmalarının irdelenmesinde; katılanın karakol içerisinde 2 2.30 saat tutulduğu anlaşılmaktadır.
-
Sanığın; katılana karşı eziyet suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 19.11.2018 tarihli kararıyla; polis memuru olarak görev yaptığı sırada atılı suçu işleyen sanığın eyleminin işkence suçunu oluşturduğu ancak mahkemesince suç vasfında yanılgıya düşüldüğü anlaşıldığından yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Duruşma açılarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 19.11.2018 tarihli kararıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına; ancak sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 1 yıl 8 ay hapis cezası üzerinden cezasının infazına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık müdafiinin; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve delil yetersizliği nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, tanık beyanlarının dikkate alınmadığına dair temyiz isteminin incelenmesinde;
İşkence, ulusal hukukta olduğu gibi uluslararası sözleşmelerle de yasaklanmıştır. Türkiye Cumhuriyet Anayasası'nın 17 nci maddesinde herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtildikten sonra, "Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz" denilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 3 üncü maddesi uyarınca; "Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tâbi tutulamaz." ve 15 maddesinin ikinci fıkrası gereğince de bu yasak olağanüstü durumlarda bile ortadan kaldırılamaz.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 5 inci maddesi ile de, "hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muameleye tâbi tutulamayacağı" kabul edilmiştir.
İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Küçültücü Muamele ya da Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde ve İşkencenin ve İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Ceza ya da Davranışın Önlenmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesinde işkence yasaklanmış ve işkencenin önlenmesi için alınacak önlemler hükme bağlanmıştır.
İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Küçültücü (Onur Kırıcı) Muamele ya da Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 1.maddesinde, işkence terimi, "bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözetmeden herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatiyle uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir. Bu yalnızca yasal müeyyidelerin uygulanmasından doğan, tabiatında olan veya arızi olarak husule gelen acı ve ızdırabı içermez" şeklinde tanımlanmış, bu maddenin,"konu hakkında daha geniş uygulama hükümleri ihtiva eden herhangi uluslararası bir belge veya milli mevzuata halel getirmeyeceği" belirtilmiştir.
Zalimane muameleler, "mağdura yapılan maddi veya manevi ızdırap verici her türlü işlemleri", insani olmayan muameleler, "insanlık kişiliğini ve duygusunu önemli derecede incitici eylemleri", haysiyet kırıcı hareketler ise, "bir kimsenin namus, şöhret veya haysiyetine saldırı niteliğinde olan, kişi üzerinde manevi eziyet doğuracak fiilleri" ifade etmektedir.
Somut olayda; olay tarihinde, alkol alıp çevreyi rahatsız ettiği iddiasıyla hakkında Kabahatler Kanunu'na göre işlem yapılmak üzere Sarnıç Polis Merkezi Amirliğine götürülen katılanın; dosya kapsamındaki "olay ve olgular" bölümünün (7) numaralı bendinde detaylandırılan tutanaklardan yapılan çıkarımlara göre; iki ile iki buçuk saat süreyle polis merkezinde tutulduğu anlaşılmaktadır. Bu süre içerisinde sanık polis memuru tarafından katılanın tekme ve yumrukla darp edildiği, kurtulmak için bayılma numarası yaptığı, bunun üzerine yerde sürüklenerek tuvalete götürüldüğü, üzerine su döküldüğü ve tokat atıldığı şeklindeki katılanın iddiaları "olay ve olgular" bölümünün (5) nolu bendinde detaylandırılan dava dosyasında mevcut doktor raporu içeriği ile uyumludur. Katılanın yaralanmasına ilişkin rapor incelendiğinde; darp izlerinin ''sağ göğüste 3 adet 2 tanesi 3x0,5 cm ebatında bir tanesi 2x0,5 cm ebatında sıyrık; sağ omuz başında arkada 4 cm uzunluğunda sıyrık; 2 adet 1 cm ebatında sıyrık'' şeklinde tarif edildiği ve tarif edilen bu lezyonların sürtünmeye bağlı olarak geliştiğinin bildirildiği görülmektedir.
Yargılama aşamasında dinlenen tanıklar A. D. ve K. E.'nin, görev yazısına göre; sanıklarla aynı emniyet biriminde polis memuru olarak görev yaptıkları anlaşılmaktadır. Diğer tanıklar B.Ş., M. Ö., M.Ç. ve G.B. ise işkence olayının gerçekleştiği iddia ve kabul olunan polis merkezindeki olaylara görgü tanığı olmayıp, katılanın yalnızca polis aracına bindirildiği konusunda beyanda bulunmuşlardır. Tanık polis memurlarının tarafsızlığı konusunda şüphe hasıl olduğundan; diğer tanıkların ise olaya ilişkin görgü tanığı olmadıkları anlaşıldığından; doktor raporuyla uyumlu olan katılanın beyanlarına üstünlük tanınmasında ve sanığın işkence suçundan kazanılmış hakkı gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 19.11.2018 tarihli kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:37