Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/3292

Karar No

2023/3170

Karar Tarihi

10 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: İftira

HÜKÜM: Mahkûmiyet

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre tebligat, "tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır" hükmü gereği, sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığın duruşmada bildirdiği adresine tebligat yapılmadan doğrudan Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (Mernis) adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca tebliğ edilmesinin hukuki sonuç doğurmayacaktır. Sanığın, bilinen en son adresine çıkartılan tebligat yerine Mernis adresine yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu cihetle; öğrenme üzerine, sanık müdafinin anılan kararı yasal sürede temyiz ettiği anlaşılmakla, öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı

Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2014 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

  2. Gaziosmanpaşa 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçtan, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve üçüncü fıkrası ile 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 7.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın 24 eşit taksit olarak tahsiline karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafinin temyiz isteği, kastın bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Dava konusu olay, sanığın vekili aracılığıyla, 28.04.2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek, katılanlardan %10'luk kâr payı ile 12.650.000,00 TL borç alıp, teminat olarak, Esenyurt'taki konut inşaatlarına konu 75 adet daireyi devretmek üzere anlaştıklarını, 17.850.000,00 TL'lik senet verdiklerini, aynı yerdeki arsanın 1/3'ünü devrettiklerini, bir adet araba ve bir adet motorsikleti zorla aldıklarını, birleştirdikleri Marbo Limited şirketini sahte imzalarla tasfiye ettiklerini beyan etmek suretiyle iftira ettiği iddiasına ilişkindir.

  2. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/14277 sayılı soruşturması kapsamında, katılanlar hakkında "tefecilik yapmak, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık" suçlarından 03.06.2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

  3. 2 numaralı paragrafta yürütülen soruşturma sırasında, 05.05.2014 tarihli işyeri arama ve savcı görüşme tutanağına göre, katılanlara ait işyerinde arama yapıldığı ve herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı belirlenmiştir.

  4. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerindeki incelemede, katılanlar hakkında, sanıkla aralarındaki ticari ilişki kapsamında yapılan tetkilere göre, 11.01.2016 tarihli ve 2016 B 523/1 sayılı Vergi Tekniği raporuna dayanılarak, tefecilik yaptıklarından bahisle, Gaziosmanpaşa 19. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, Mahkemenin 11.02.2020 tarihli kararı ile, suçun sabit olmadığı gerekçesi ile, 5271 sayılı Kanun'un ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiş ve kararlar istinafen incelenerek kesinleşmiştir.

  5. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/447 Esas, 2016/28 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında katılan ...'a karşı dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine karar verilmiş ve kararlar temyizen incelenerek kesinleşmiştir.

  6. Katılanlar vekili tarafından, 4 numaralı paragrafta yer alan vergi cezalarının, katılanlara ait davacı şirketin sanık tarafından dolandırıldığı, davacı şirketin daire satın almak karşılığı ödediği ve ancak dolandırılması nedeniyle alamadığı parasını, teminata bağlamak amacıyla aldığı senetler karşılığında herhangi bir tahsilat yaptığı yönünden davalı idarece yapılmış bir tespitin bulunmadığı, olayda gerçekleşen borç verme işleminin tefecilik kapsamında verilmiş bir borç olmayıp, ticari mahiyette bir ilişki kapsamında yatırım amacı olarak gayrimenkul alım satımına ilişkin bir ödeme olduğunu gösterdiği gerekçesiyle, Mersin 1. Vergi Mahkemesinin 12.01.2017 tarihli, 2016/797, 798, 799, 800, 801, 802, 803, 804, 805, 806, Esas sayılı dosyaları kapsamında verilen kararların ile iptal edildiği, Mersin 1. Vergi Mahkemesinin 2017/802 ve 2017/803 Esas dosyalarının istinafen incelenmesi sonucu, Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 30.06.2017 tarihli 2017/599 Esas, 2017/1115 Karar sayılı kararı ve 2017/600 Esas 2017/1116 Karar sayılı kararı ile Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere iptal kararlarının onandığı, ancak, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde incelemede, Vergi Mahkemesince verilen bu kararların henüz kesinleşmediği görülmüştür.

  7. Sanık savunmasında, şikayet hakkını kullandığını, katılanlar hakkında Vergi Denetim kurulu tarafından düzenlenen rapor nedeniyle soruşturma devam ederken, hakkında iftira suçundan kamu davası açıldığını beyan ederek atılı suçlamayı inkar etmiştir.

IV. GEREKÇE

  1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.

Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler ve dosya kapsamına göre, sanığın iddialarının bir kısım madde vaka ve somut olgulara dayandığı, sanığın iddialarını ispat edememesinin iftira suçunun kanıtı sayılamayacağı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atmak biçiminde olmayıp 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 74 üncü maddesi ile güvence altına alınan anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunması nedeniyle unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

  1. Kabul ve uygulamaya göre de;

a. 5271 sayılı Kanun'un 18.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 231 inci maddesinin 8 inci fıkrasında yer alan "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinin 28.06.2014 tarihinden önce olduğu dikkate alındığında sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar mahkumiyet niteliğinde bulunmadığı gibi kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmadığı cihetle, sanık hakkında kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "CMK 231/6 a maddesindeki, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama şartının oluşmadığından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına" şeklinde yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.

b. Sanık hakkında hüküm kurulurken uygulama maddesinin, "267" yerine "268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesi" denilerek hatalı yazılması isabetli görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziosmanpaşa 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeye hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karariftirahukukîtemyiztevdiinesüreçv.olgularsebeplerigerekçebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:06:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim