Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/461
2023/2235
12 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Evi terk eden çocuğu ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 09.11.2022 tarihli ve 2020/15422 Esas, 2022/16280 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.02.2023 tarihli ve KD 2022/163489 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık vekili 23.05.2012 havale tarihli temyiz dilekçesinde her iki mağdur yönünden temyiz başvurusunda bulunmuş ise de, 25.01.2011 havale tarihli dilekçesi ile sadece mağdure Pınar yönünden davaya katılma talebinde bulunduğu, mahkemece 01.06.2011 tarihli duruşmada adı geçen mağdure ile
sınırlı olarak davaya katılma kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, mağdure ... yönünden yapılan temyiz başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince REDDİNE karar verilmesi talebi ile Karşıyaka 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli kararında sanığın her iki mağdureye yönelik eylemlerinden bahsedilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tek bir mahkumiyet hükmü kurulduğu, ancak mahkeme gerekçesinde eylemlerin ayrı suç oluşturacağına veya bir bütün halinde tek suç oluşturacağına ilişkin bir tespit ve değerlendirmeye yer verilmediği bu durumda, temyizin kapsamına göre “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3., CMK.nun 34. ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hangi hükmün mağdureye yönelik olduğu ya da eylemlerin bir bütün halinde tek suç olarak kabul edilip edilmediği hususlarına yer verilmeyerek, yetersiz gerekçeyle yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE
-
Katılan Bakanlık vekilinin 25.01.2011 havale tarihli dilekçesi ile sadece mağdure ... yönünden davaya katılma talebinde bulunduğu, mahkemece 01.06.2011 tarihli duruşmada adı geçen mağdure ile sınırlı olarak davaya katılma kararı verildiğinin anlaşılması karşısında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca katılan Bakanlık vekilinin mağdure ... yönünden kamu davasında katılan sıfatının olmadığı, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan Bakanlık vekilinin mağdure ... yönünden temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
-
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasına yönelik kararda; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri ve Ceza Genel Kurulu'nun 18.11.2014 gün, 2013/8 830 Esas ve 2014/502 Kararı uyarınca, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin yazılması, kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtlar ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu veya oluşturmadığı sabit görülen fiilin belirtilmesi ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması ile hangi hükmün mağdureye yönelik olduğu ya da eylemlerin bir bütün halinde tek suç olarak kabul edilip edilmediği hususlarına yer verilmek suretiyle infazı kabil bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
-
Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
-
5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 09.11.2022 tarihli ve 2020/15422 Esas, 2022/16280 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA,
-
Katılan Bakanlık vekilinin, mağdure ... yönünden davaya katılmaması nedeni ile 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki bu hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
-
Sanığın ve katılan vekilinin mağdure Pınar yönünden yaptığı temyiz incelemesinde;
Gerekçe bölümünün 2. bendinde açıklanan nedenlerle başkaca yönleri incelenmeyen Karşıyaka 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16.03.2016 tarihli kararına yönelik sanığın ve katılan Bakanlık vekilinin (mağdure ... yönünden) temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:16:23