Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6651
2023/1266
13 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/183 E., 2022/428 K.
SUÇ: Evi terk eden çocuğu, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutmak
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- ... Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu
maddesinin beşinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
-
... Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli kararı ile sanığın evi terk eden çocuğu, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 58 ... maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ... olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası, 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekinci fıkrası gereğince düşürülmesine karar verilmiştir.
-
Mahkemenin 27.10.2015 tarihli kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 31.05.2021 tarihli kararı ile basit yargılama usulü yönünden mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
-
Bozma Üzerine; basit yargılama usulü uygulanmış itiraz üzerine genel hükümlere göre hüküm kurulmuştur.
-
... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 58 ... ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, mağdurun babasına sanığın haber verdiğine, davanın zamanaşımına uğradığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Sanığın kendisini ... harekatçı olarak tanıtarak ... üzerinden mağdur ile arkadaşlık kurduğu, katılanla buluştuklarında tehdit ederek katılanı Yalova terminaline götürdüğü, otobüsle ...'ye gittikleri, tanık S.K.'nın evinde kalırken polis tarafından yakalandığı iddia edilmiştir.
-
Katılan ... ...'ın olay tarihinde 15 18 yaş aralığında olduğu anlaşılmıştır.
-
Katılanın avukat huzurunda kollukta ... olduğu ilk beyanında; kendisini kimsenin zorla kaçırmadığını, kendi rızasıyla ...'ye gittiğini, kimsenin kendisini zorla alıkoymadığını, bu olaydan dolayı şikayetçi olmadığını belirtmiştir.
-
Tanık S.K. soruşturma aşamasında; sanığın mağdurla mesajlarını okuttuğunu, mesajlarda gelip kendisini almasını söylediğini, mağdurla birlikte ...'ye geldiklerini, mağdurun geldiğinde neşeli olduğunu, zorla kaçırılmış bir hali olmadığını, çarşıda birlikte gezdiklerini, sanık işteyken zorla kaçırılsa evden ayrılıp polise gidebileceğini beyan etmiştir.
-
Tanık M. K. soruşturma aşamasında; sanıkla mağduru gezerken gördüğünü, zorla kaçırılmış bir halinin olmadığını beyan etmiştir.
-
Sanık, katılanın ailesinin kendisini evlendireceğini yardım etmesini istediğini, birlikte ...'ye gittiklerini, zorla alıkoymadığı yönünde savunma yapmıştır.
IV. GEREKÇE
-
... Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli kararında, sanık savunması, tanıkların ve katılanın beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın katılanı, anne babasının haberi ve rızası olmadan Yalova İli'nden ... İlçesi'ne otobüs ile getirdiği, mağdure ile 20.06.2013 tarihine kadar ... polisi tarafından yakalanana kadar ... İlçesinde kaldıkları anlaşıldığından hukuka aykırılık bulunmamıştır.
-
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2023 tarihinde karar verildi.
(K.D.)
Aşağıda açıklanan gerekçelerle ... çoğunluğun mahkumiyet kararının onanması yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
Anayasada kişi hürriyeti ve güvenliği en ... insan haklarından biri olarak düzenlenmiştir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesinde "herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez ... hak ve hürriyetlere sahiptir." Yine, 19. maddesinde "Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir" şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 1 ... maddesinde de "kanunun amacı kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzenini, güvenliğini, hukuk devletini, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemek" olarak ifade edilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde ise "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi düzenlenmiştir. Bu madde ile de kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği, kanunda suç olarak düzenlenmemiş eylemlerin idari düzenlemeler, yargı içtihatları, yorumları ve kıyas yolu ile suç haline getirilmeyeceği, eylem için kanunda belirtilen cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başkasına hükmedilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Yine 5237 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre de kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği vurgulanmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 11 ... maddesine göre ise erginliğin 18 yaşının doldurulması ile başlayacağı belirtilmiş ancak temyiz kudretinin(ayırt etme gücü) ne zaman başlayacağı konusu düzenlenmemiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 16 ıncı maddesinde de ayırt etme gücüne sahip küçüklerin kendilerine sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanırken yasal temsilcilerinin rızalarının aranmayacağı belirtilmiştir.
5237 sayılı Kanun'da mağdurların ... ehliyetinin hangi yaşta başlayacağı konusunda doğrudan bir düzenleme yapılmamıştır.
Bu ... kanuni düzenlemelerden sonra 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesine bakıldığında bu maddenin topluma karşı suçlar kısmının 8 ... bölümünde aile düzenine karşı suçlar faslında "çocuğun kaçırılması ve alıkonulması" başlığı altında düzenlendiği, madde başlığı ve gerekçesi nazara alındığında da maddenin bütün fıkralarında korunan hukuksal değerin aile düzeni ve bu değere karşı işlenen suçlar olduğu görülmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasında çocuğun kaçırılması suçunun oluşması için "onaltı yaşını tamamlamamış" çocuk olmak ve çocuğun rızası suçun ... şekli olarak düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında da "12 yaşını bitirmemiş çocukların rızasına bakılmayacağı" düzenlenmek suretiyle maddede ... ile ilgili bir yaş düzenlemesi de yapılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ise kendi isteği ile evini terk eden çocukların anne ... veya yetkili makamlara bilgi verilmeksizin alıkonulması şikayete tabi suç olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinde dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da bu suçun mağdurun anne ... veya yetkili makamlar olmasıdır. Yani bu maddede yaşı ... çocuklar ebeveynlerinden biri tarafından diğerinin yanından kaçırıldığı veya çocuk kendisi evi terk ettiği için suçun mağduru değil konusu durumundadırlar.
Karşı oy yazısının konusu olan ve 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen alıkoyma suçu kanun koyucu tarafından 2006 yılında 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesine üçüncü fıkra olarak eklenirken bu fıkrada çocuk deyimi kullanılmış ancak yaş ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Fakat bu hususun sehven atlandığını yada çocuk kavramının düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine atıf yapıldığını düşünmek doğru bir yaklaşım olmaz. Burada 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki çocuğun alıkonulması suçu şeklinde yapılan düzenlemede yaş sınırı belirtmemek sureti ile aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen "onaltı yaşını tamamlamamış" çocuklar ifadesinin üçüncü fıkra için de geçerli kabul edildiğini düşünmek madde gerekçesi ve bütünlüğü içinde bakıldığında daha kanuni ve hukuki bir yaklaşım olacaktır. Çünkü kanaatimizce yasa koyucu yaş ile ilgili 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenleme yaptığı için yasa yapım tekniği gereği tekrara düşmemek için üçüncü fıkraya bu hususu tekrar yazmaktan kaçınmıştır. Bu kabul 3 üncü fıkranın düzenleniş amacına ve gerekçesine daha uygundur. Nitekim 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu madde kapsamındaki çocukların onaltı yaşını bitirmemiş çocuklar olduğu açıkça belirtilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının gerekçesinde ise "Medeni Kanun'un 339/4 fıkrasında çocuğa anne ve babasının bilgi ve rızası dışında evi terk etmemesi hususunda bir yükümlülük yüklendiğini, bu hükmü desteklemek için de TCK'nın 234/3. fıkrasının düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunu" ifade etmiştir. Bu
gerekçeden de anlaşıldığı üzere 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının düzenleniş amacı anne ... veya yetkili makamların velayet haklarını ve velayet hakkı kapsamındaki aile düzenini korumak olduğu için kendi rızası ile evi terk eden onaltı yaşını bitirmemiş çocuğun durumunu anne ... veya yetkili makamlara haber verilmesini sağlamaktır. 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan on altı yaşını bitirmemiş çocukların bu kapsamda olduğuna ilişkin düzenlemeler ile üçüncü fıkra birlikte değerlendirildiğinde kanun koyucunun bu madde kapsamında belirtilen suçlarda velayet hakkının korunmasını on altı yaş ile sınırlandırdığının kabul edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemede on altı yaşını bitirmemiş çocukların velayet hakkı kapsamında olduğu kabul edilmesine rağmen aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki çocuğun evi terk olayında velayet hakkının onaltı yaşını bitirmemiş çocukları da kapsadığının kabul edilmesi kendi içerisinde bir çelişki oluşturacaktır. Yani çocuğun, velayeti kendisinde olmayan anne ... tarafından kaçırılması durumunda çocuk on altı yaşından büyük ise artık velayet kendisinde olanın velayet hakkının korunmadığı ama on altı yaşını bitirmiş çocuğun evi terk etmesi halinde onsekiz yaşına kadar anne babanın velayet hakkının varlığı öne sürülerek bu durumdaki çocuğun ailesine haber verilmemesinin çocuğun alıkonulması suçunu oluşturacağının kabul edilmesi 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin bütünlüğü kapsamında bakıldığında kendi içerisinde bir çelişki oluşturmaktadır. Bu nedenle; eğer bu madde velayet hakkını ve aile düzenini korumak amacıyla düzenlenmiş ise (ki madde gerekçesinde böyle olduğu belirtilmektedir) 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının da bu madde kapsamında düzenlendiği ve gerekçesinin de velayet hakkını ve aile düzenini korumak olduğu nazara alındığında üçüncü fıkradaki "çocuk" ifadesinin de on altı yaşını bitirmemiş çocuklarla sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Çünkü bu maddenin birinci fıkrasında açıkça anne babanın on altı yaşını bitirmemiş çocuklar üzerindeki velayet haklarını koruduğu belirtilmektedir. Dolayısı ile on altı yaşını bitirmiş çocuğun velayeti kendisinde olmayan anne ... tarafından kaçırılmasının kanundaki düzenlemeye göre suç olarak kabul edilmemesine rağmen yine on altı yaşını bitirmiş çocuğun kendisinin evi terk etmesi halinde bunu ailesine haber verilmemesinin suç kabul edilmesi hem on altı yaşından büyük çocukların kişiliklerine bağlı haklar kanunda serbestçe hareket etme iradelerini sınırlandırmakta ve bu yönü ile kişi özgürlüğüne aykırılık oluşturmakta hem de çocuğun bu şekilde hareket etmesinde herhangi bir katkısı olmayan ve kanunda yaş itibari ile açıkça suç olarak düzenlenmemiş bir eylem nedeni ile üçüncü kişinin cezalandırılması durumu ortaya çıkmaktadır.
Burada 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrasındaki düzenlemenin velayeti kendisinde olmayan kendi çocuğunu kaçıran anne babalara yönelik olarak yapıldığı bu nedenle çocuğun evi terk olayını kapsamadığı itirazı ileri sürülmekte ise de; Kanaatimizce birinci ve ikinci fıkradaki yaş ile ilgili düzenlemelerin üçüncü fıkra için de uygulanmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Şöyle ki:
İlk olarak üçüncü fıkradaki kendiliğinden evi terk eden çocuğun durumu kaçırılmaya göre daha hafif olduğu için (çünkü çocuk kendisi terk etmiştir) daha ağır olan birinci fıkradaki kaçırma eylemi için düzenlendiği iddia edilen yasal düzenlemenin kaçırmadan daha hafif olan rızaen alıkoyma eylemi içinde geçerli olduğunun kabul edilmesi kişi özgürlüğünün bir gereğidir. Çünkü Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Daire kararlarında onaltı yaşını bitirmiş çocukların rızalarının varlığı halinde hürriyeti tahdit suçunun konusu ve mağduru olmayacakları kabul edilmektedir. Ayrıca kaçırma eyleminde kanuni düzenleme gereği on altı yaşından ... çocukların kapsamda olmasına rağmen daha hafif bir eylem olan alıkoyma
eyleminde yaş ile ilgili aleyhe bir hüküm olmadığı halde on altı yaşından büyüklerin de bu kapsamda olduğunun iddia ve kabul edilmesi maddi ceza hukukundaki aleyhe yorum yasağına aykırılık oluşturmaktadır.
İkinci olarak 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki yaş düzenlemesinin 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesindeki çocuk kavramı ile ilgili düzenlemeye göre daha ... bir düzenleme olduğu için daha ... bir düzenleme olan 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlemenin ... norm genel norm ilişkisi söz konusu olduğunda ... normun genel norma göre önceliği ilkesi gereği öncelikle ... normun dikkate alınması gerekir.
Üçüncü olarak da 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen çocuk ifadesinin on altı yaşını bitirmemiş çocuklar olarak kabul edilmesi halinde bu kabul 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki velayet hakkının kullanılacağı üst yaş sınırı ile de uyumlu olacaktır. Çünkü on altı yaşını bitirmiş çocukların kişisel gelişimi dolayısıyla bu yaştaki çocukların kişi özgürlüklerini kullanma haklarının varlığı gözetilerek düzenlemenin onaltı yaşını bitirmemiş çocuklarla sınırlı tutulmuş olması ihtimali düşünüldüğünde (ki yukarıda yapılan açıklamalara göre böyle düşünülmesi uygundur.) böyle bir yorum suç olan eylemin genişletilmemesi açısından daha lehe olacaktır. Nitekim maddede aleyhe yorumlamayı gerektirecek aksine bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza Genel Kurulu ve Daire kararlarında onaltı yaşını bitirmiş çocukların hürriyeti tahdit suçunda ceza hukuku bağlamında kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar konusunda serbestçe hareket etme özgürlüğü kabul edildiğine göre 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki velayet ile ilgili yaş düzenlemesi nazara alındığında 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki çocuk deyimininde onaltı yaşını bitirmiş çocukları kapsamadığının kabul edilmesi mevcut ve düzenlemelere göre daha kanuni ve hukuki bir yorum olacaktır. Aksine yorum anne ... veya yetkili makamlara onaltı yaşını bitirmiş çocuğu rızasına aykırı olarak bir yere gidip gitmeme konusunda zorla özgürlüğünü kısıtlamak hakkı tanımanın yolunu açmış olacağından bu yorum hürriyeti tahdit suçundaki düzenlemeye de aykırılık oluşturacaktır. Bu nedenle on altı yaşını bitirmiş çocukların rızalarının varlığı halinde hürriyeti tahdit suçunun oluşmamasında olduğu gibi rızaen alıkoyma (yanında tutma) eyleminde de ailesine veya yetkili makamlara haber vermemenin 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçu oluşturmayacağının kabul edilmesi alıkoymanın hürriyeti tahdit suçuna göre daha hafif olması da nazara alındığında daha hukuka uygun bir yorum olacaktır.
Maddi Ceza Hukukunda Hakimin kendisini kanun koyucunun yerine koyarak maddi ceza hukukunda yasak olan genişletici yorum yolu ile suç oluşturması 5237 sayılı Kanun'un 1 ... maddesindeki özgürlükleri koruma amacına, 2 nci maddesindeki suçta ve cezada kanunilik ilkesine, Anayasadaki kişi özgürlüğüne ve hukuk güvenliğine aykırılık oluşturacaktır. Anayasal hukuk devletinde yasama, yürütme ve özellikle yargı mercileri kanunlarla bağlıdır. Aksine hareket özgürlük güvenlik dengesini özgürlükler aleyhine bozmak suretiyle devletin hukuk devleti olma vasfını zedeler.
Açıklanan nedenlerle 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasındaki "çocuk" ifadesi suç oluşturan ve ceza içeren bir düzenleme olması nedeni ile dar yorumlanmamalı ve ceza hukukundaki ... norm, genel norm ilişkisi de gözetilmelidir. Dolayısı ile 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesindeki düzenlemeye göre bu suç için daha ... bir norm olan 5237 sayılı Kanun'un 234 maddesinin birinci fıkrasındaki yaş düzenlemesi nazara alınmalıdır.
Bu açıklamalardan sonra suça konu olay değerlendirildiğinde dosya kapsamına göre sanık ile katılan ... ...'ın ... sitesinde tanıştıkları bir süre telefonla ve mesajla görüştükleri sonra da birlikte kaçmaya karar verdikleri, 23.05.2013 tarihinde sanığın Yalova iline geldiği katılanın da sanıkla birlikte otobüse bindiği ve ... ilçesine gittikleri, yakalandıkları 20.06.2013 tarihine kadar burada birlikte kaldıkları, katılanın 04.10.1995 doğumlu olduğu ve olay tarihinde 17 yıl 7 ay 19 günlük olduğu, yakalandıklarında katılanın avukat huzurunda alınan ilk ifadesinde kendisinin kimse tarafından kaçırılmadığını kendi rızası ile sanıkla birlikte gittiğini kimsenin kendisini zorla alıkoymadığını, kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Her ne kadar katılanın sonraki aşamalardaki beyanlarında sanığın kendisini tehdit ederek kaçırdığını söyleyerek şikayetçi olduğunu beyan ettiği görülmüş ise de savcılıkta dinlenen tanıklar olay tarihi itibariyle katılanın kaçırılmış gibi bir hali olmadığını, neşeli olduğunu eğer zorla kaçırılmış olsaydı polise gidebileceğini buna engel bir durumun olmadığını beyan etmişlerdir. Sanık da katılanı zorla kaçırmadığını üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. Mahkemenin kabulü katılanın rızaen evi terk ettiği yönünde olmuştur. Bu kabulde mahkeme ile yüksek Daire arasında bir uyuşmazlıkta bulunmamaktadır. Bu kabule ve yukarıda açıklanan gerekçelere göre de onyedi yaşını bitirmiş katılanın kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olan bir yere gitme veya bir yerde kalma hakkı bulunduğu ve bunu kullandığı, bu hakkın kullanılmasının ise katılanın yaşı itibarıyla anne babanın rızasına bağlı olmayıp kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olduğu bu kapsamda açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen bir eylemden dolayı da 5237 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereği kimseye ceza verilemeyeceği düşüncesi ile 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen alıkoyma suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığından ... çoğunluğun mahkûmiyet kararının onanması yönündeki kararına katılmadığımı saygıyla arz ederim. 13.03.2023
...
Karşı düşünce sahibi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:26:34