Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7440
2024/671
7 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2001/94 E., 2002/97 K.
Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, Mahkemece 26.09.2022 tarihli ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin ek kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Çanakkale ili, ... ilçesi, ..., pafta 51, 112 ada 55 parselde kayıtlı taşınmazda davacı ve davalıların birlikte malik olduklarını, tarafların anlaşma yoluyla veya aynen taksim veya satışının mümkün olmadığını belirterek ortaklığın satış suretiyle giderilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
-
Davalı ... cevap dilekçesinde; açılan davaya bir itirazının olmadığını belirtmiştir.
-
Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya bir itirazının olmadığını belirtmiştir.
-
Davalı ... mirasçıları Hür ve devamı; davaya bir itirazlarının bulunmadığını belirtmişlerdir.
-
Davalı ... duruşmada; davaya bir diyecekleri olmadığını belirtmiştir.
-
Tebligat yapılamayan bir kısım davalılara Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/309 Esas ve 2002/3 Karar sayılı ilâmı ile iş bu dosyada teslim edilmeleri yönünde kayyım tayin edildiği, kayyım olarak malmüdürünün tayin olduğu anlaşılmıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri ve Mahkemenin Ek Kararı
-
Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; kendisine hiçbir tebligat yapılmadığını, resmî kurumlarda adresi olmasına herhangi bir araştırma yapılmadığını, davanın takibi için kayyım atanmasının ise usule aykırı olduğunu, davadan ve karardan 09.09.2022 tarihinde haberdar olduğunu, yasal savunma ve cevap hakkının elinden alındığını, bilirkişi incelemesi ve yapılan tespitlerin hatalı olduğunu, aynen taksimin değerlendirilmediğini, hissesine düşen miktarın kayyımın hesabına yatırıldığını, miktarın henüz elde edilemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Mahkemece 26.09.2022 tarihli ek kararı ile 2001 yılında UYAP sistemi olmadığı gibi adres kayıt siteminin de olmadığı, buna istinaden bazı devlet kurumundan adres araştırılması yapılması için gerekli müzekkerelerin yazıldığı, memuriyet geçmişi olan bazı hissedarların Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden müzekkere yoluyla adreslerinin sorulduğu fakat menfi sonuçlandığı, bunun üzerine adresleri tespit edilemeyenler hakkında kayyım atanmasına karar verilerek Lapseki Mal Müdürü ...'ın kayyım olarak atandığı, talep edenin temyiz başvurusunun süresinde olmadığı gerekçeleriyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
-
Davalı ... vekili, kararın 09.09.2022 tarihinde öğrenildiğini, 16.09.2022 tarihinde süresinde temyiz edildiğini belirterek ek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
-
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10, 29 uncu ve devamı maddeleri.
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesi.
-
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun.
-
Değerlendirme
-
Tebliğin kimlere, hangi koşullarda ve nerede yapılacağı konusunda gerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nu gerek bu Kanunun uygulanmasını göstermek üzere çıkarılan Tebligat Tüzüğünde ayrıntılı hükümler bulunmaktadır. İşte, tebligat yapılırken bu kaynaklarda belirtilen bütün usullere uyulması gerekir. Tebligatın yapılamadığı, usulsüz yapıldığı durumlarda ise, süreler işlemeye başlamayacaktır. Tebligat usulüne uygun yapılmamışsa 7201 sayılı Kanunu'nun 32 nci maddesinde düzenlenen "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." hükmü gereği, muhatabın öğrendiği tarih tebliğ tarihi olarak esas alınacaktır (Ejder Yılmaz, Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku, Ankara 2005, s.786 796).
-
Somut olayda, ayrıntısına aşağıda yer verileceği üzere davalı ...'a gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden söz edilemez. Bu nedenlerle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32 nci maddesi uyarınca davalının beyan ettiği tarih tebliğ tarihi esas alınarak davalının temyizinin süresinde olduğu kabul edilip Mahkemenin 26.09.2022 tarihli ek kararının kaldırılmasına ve kararın temyiz incelemesine geçilmesine karar verilmiştir.
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
-
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
-
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesi; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." şeklinde düzenlenmiştir. Tebliğ muhatabının son adresi, kendi veya ilgililerin bildirmesi ile ya da mevcut belgelerin incelenmesi yahut başka bir suretle öğrenilmiş olabilir. Gösterilen adreste tebligat yapılamayan hâllerde, tebligatı çıkaran merci tarafından memurların ve diğer meslek ve sanat erbabının adresleri mensup oldukları kuruluştan, avukatlarınki Barodan veya Adalet Bakanlığından gibi yetkili merciden sorulur (Erdoğan Moroğlu, Timuçin Muşul, Tebligat Hukuku, Cilt 1, Genel İlkeler ve Adli Tebligat, İstanbul 1985, s. 45 46).
-
Muhatabın adresinin bilinmediği ve yapılan soruşturmaya rağmen tespit de edilemeyen durumlarda başka türlü tebligat yapılamayan kimselere tebligat ilan yolu ile yapılır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28 inci maddesinde; "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya işyeri de bulunmayan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci lüzum görürse, muhatabın adresini resmi veya hususi müessese ve dairelerden veya zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
-
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Mahkemece davacı tarafça bildirilen adreslere tebligat çıkarıldığı, tebliğ edilememesi üzerine davalıların adreslerinin tespiti için kolluk araştırması yapıldığı, bir kısım davalıların emekli olduğunun öğrenilmesi üzerine adreslerinin tespiti için Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne yazı yazıldığı, buna rağmen bir kısım davalıların adreslerinin belirlenemediği, bunun üzerine Mahkemece bu kişilere kayyım tayini için davacı vekiline süre verildiği, Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/309 Esas ve 2003/3 Karar sayılı ilâmı ile davalıları Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/94 Esas sayılı dosyasında temsil etmek üzere 3561 sayılı Kanun uyarınca kayyım tayin edildiği anlaşılmıştır.
-
Bu aşamada, 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'dan bahsetmek gerekmektedir. Kanun'un 1 inci maddesinde Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek şeklinde belirtilmiştir.
-
Gelinen noktada, 7201 sayılı Kanun'da tüm araştırmalara rağmen adresi bulunamayan kişiler yönünden tebligat olanaksızlığını aşmak için diğer bir deyişle tebligatın yapılamamasından ortaya çıkması olası sakıncaları giderebilmek için ilan yolu tebligat usulünün düzenlendiği, 3561 sayılı Kanun'un amacının Hazine menfaatinin korunmasına ilişkin olduğu anlaşılmakla Mahkemece davalıların tebligata yarar adreslerinin usulüne uygun şekilde araştırılmadan ilanen tebligat yoluna başvurulmaksızın 7201 sayılı Kanun aşamaları yok sayılarak ... , ... , ..., ..., ... ..., ... , ... , ... , ..., ...'in kayyım vasıtasıyla temsili ile yapılan yargılama hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturmuş olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanunu'nun 440 ıncı maddesinin 3 inci fıkrasının 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:25:20