Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/60
2024/327
18 Ocak 2024
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1571 E., 2022/1785 K.
KARAR: Başvurunun HMK'nun 353/1 b 1 nci maddesi gereğince esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Hadim Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/142 E., 2022/178 K.
Taraflar arasındaki temliken tescil; ikinci kademede sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nun 353/1 b 1 nci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ...'dan 01.07.2003 tarihli harici satış sözleşmesiyle aldığı Konya ili, ... ilçesi, ...ar Mahallesi, 277 ada 1 parsel sayılı, 5300 m2 yüzölçümlü taşınmaz üzerinde iki katlı konut inşa edip çeşitli meyve ağaçları diktiğini, ancak sözleşmenin tarafı olan dava dışı ...'in muvazaalı davranışları sonucunda, kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit ve tescil edilen taşınmazın daha sonra davalı ...'ya devredildiğini, müvekkilinin kadastro çalışmalarından ve tapuda yapılan devirlerden haberi olmayıp dava konusu taşınmazı iyi niyetle zilyetliğinde bulundurduğunu, taşınmazla ilgili aboneliklerin müvekkili adına olup vergilerin de müvekkilince ödendiğini, davalının 05.01.2016 tarihinde gönderdiği ihtarnamede taşınmazdan tahliyesini istemesi üzerine müvekkilinin dava dışı ...'in kendisini dolandırdığını anladığını, mağduriyetinin giderilmesi amacıyla müvekkilince açılan tapu iplal ve tescil davasının ise süresinde açılmadığından reddedildiğini ileri sürerek; davanın kabulünü, taşınmazın TMK'nın 724 üncü maddesi hükümleri uyarınca müvekkili adına tescilini; terditli olarak binanın, meyve ağaçlarının ve müvekkilince tarıma elverişli hale getirilmiş araziye etki eden unsurların değerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacıyı da davadışı ...'i de tanımadığını, engelli olması nedeniyle oksijeni bol yerde olduğundan bahisle taşınmazı ... isimli şahıstan tapu siciline güvenerek satın aldığını, davacının daha önce açtığı tapu iptal ve tescil davasının da süresinde açılmadığından reddedildiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar vekili; davalı ...'nın aleyhine ikame edilen huzurdaki dava devam ederken vefat etmesi nedeniyle mirasçısı müvekkillerinin davaya dahil edildiklerini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olup terditli taleplerin ise yasada aranan unsurları sağlamadığını, taşınmaz üzerindeki ihtilafla ilgili kesin hüküm bulunduğundan davanın öncelikle usulden, diğer şart ve unsurların sağlanamaması sebebiyle de her halükarda esas yönünden reddi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Yapıların 2004 yılında inşaa edildiğinin bilirkişilerce ve tanık beyanlarıyla tespit edildiği, zenginleşme tarihi olan 2004 yılındaki tapu kayıtlarına göre malikin dava dışı ... olduğu ve zenginleşmenin ...'ın mal varlığında gerçekleştiğinin anlaşıldığı; ... ve ...'nın taşınmazı üzerindeki yapılarla edindikleri göz önüne alındığında iddia olunan sebepsiz zenginleşmenin ise dava dışı ... 'ın uhdesinde gerçekleştiği kanaatine varıldığından sebepsiz zenginleşme talepli davanın da reddine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı; İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olup eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde verildiğini, toplanan deliller değerlendirildiğinde TMK'nın 724 üncü maddesinde belirtilen tapu iptali ve tescil şartlarının oluştuğunu, mahkemenin ret gerekçesinin yerinde olmadığını, davalı ...'nın fotoğraflardan görerek taşınmazı satın aldığını, hatta fotoğraflarda ev, meyve bahçesi ve havuzu görerek 20.000,00 TL ye satın aldığını bizzat söylediğini, dava konusu taşınmazın 5000 m2 den fazla alana sahip olup zemin değerinin 110.000,00 TL olarak belirlendiğini, buradan hareketle kötüniyetli devir olduğunun ortada olduğunu, kötüniyetin ispatlanamadığı yönündeki gerekçenin yerinde olmadığını, sebepsiz zenginleşmeye yönelik olarak ise; davalının haksız kazanç sağlamış olması nedeniyle ev ve ağaç bedelinin kendisine verilmesi gerektiğini, 2000 m2 si ...'in ve 3000 m2'si davacının zilyetliğinde iken 2004 yılında kendi kısmına ev ve havuz yapıp ağaç diktiğini, ancak kadastro sırasında ... adına tespit edildiğini, ifrazı da mümkün olmadığı için adına tapuyu alamadığını, önceki malik ...'in beyanında "Davacıya satmam daha uygun olur diye önce ona teklif ettim." diyerek aslında 2000 m2'lik yeri kastettiğini, ...'in sadece 2000 m2 yeri malik gibi kullandığını, hiçbir bedel ödemeksizin ev, havuz ve ağaçları davalının alıp sebepsiz zenginleştiğini, ... 20.000 TL'ye sattığına göre bu durumda içindeki ev, havuz, ağaçlar ve diğer mütemmim cüzleriyle tek zenginleşenin davalı ... olduğu hususunun görmezden gelinemeyeceğini belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hakkın, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebileceği, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hakkın ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebileceği, somut olayda; davacı tarafından yapılan muhdesatların eski malik ...'ın malik olduğu dönemde yapıldığı, taşınmazın ... tarafından 29.07.2008 tarihinde ...'a ve ... tarafından 28.12.2015 tarihinde ...'ya satıldığı, ... ve ...'nın davacıyı temliken tescil davası açma hakkından mahrum bırakmak amacıyla arsa maliki ... ile el ve işbirliği içinde olduğunun davacı tarafından kanıtlanmadığı, temliken tescil iddiasının yeni malike karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak davasında ise zenginleşmenin arsa maliki ... lehine gerçekleştiği, davalının alacaktan sorumlu olmadığı, yazılı şekilde her iki davanın da reddine karar verilmesinin doğru olduğu..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1 b 1 nci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle hükmü temyiz etmiş ilave olarak ise; davalının kötüniyetli olduğunu, tedavülle alan diğer maliklerinin taşınmazın davacıya ait olduğunu bilmeleri sebebiyle müdahalede bulunmadıklarını, ... ve ...'e 2000 m2'lik yerin çok düşük bedelle satıldığını, bu durumda mütemmim cüzlerle satın alan kişi olarak davalı/müteveffa ... zenginleştiği için husumetin başkasına yöneltilmesinin beklenemeyeceğini, davalı ...'in ölümü sonrasında dahili davalıların da teklifine yanaşmadıklarını, zenginleşenin ... olduğu yönündeki istinaf kararının hatalı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; temliken tescil, ikinci kademede sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723, ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:13