Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2604

Karar No

2024/3207

Karar Tarihi

5 Haziran 2024

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/2402 E., 2023/260 K.

DAVA TARİHİ: 17.11.2015

KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/26 E., 2022/157 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince el atmanın önlenmesi talebinin feragat nedeniyle reddine ilişkin kararın kesinleştiğine, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; 11, 15, 17, 20, 21, 23 ve 27 parsel sayılı taşınmazlara kayden paydaş olduklarını, davacının taşınmazlardaki payının 722.000,00 metrekarelik kısmını icara vermek suretiyle tasarruf ettiğini, payının geriye kalan 472.000,00 metrekarelik kısmına davalıların ekip biçmek suretiyle müdahale ettiklerini, 17.09.2015 tarihinde çekişmeli alanı teslim etmeleri için davalılara tebliğ edilen ihtara rağmen müdahalelerinin devam ettiğini ileri sürerek davalıların çekişmeli alana yönelik el atmalarının önlenmesine, 2015 yılı için (1 yıllık) fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL ecrimisilin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacı vekili 02.02.2018 tarihli oturumda el atmanın önlenmesi talebinden feragat etmiş, 30.05.2017 tarihli dilekçesi ile ecrimisil isteğini 308.050,80 TL'ye ıslah etmiş, 06.12.2017 tarihli oturumda hükmedilecek ecrimisil bedeline dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını istemiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili duruşma beyanında; davacının şikayeti üzerine davalı hakkında hakkı olmayan yere tecavüz iddiası ile ilgili yapılan soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını, dava konusu taşınmazların toplulaştırma işlemine tabi tutulduğunu, davalıların taşınmazlardaki paylarını kiraya verdiklerini, davacının taşınmazlardaki payına müdahalelerinin söz konusu olmadığını, rızai taksim iddiasının ispatlanamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, davacının payına tecavüzün söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafından el atıldığı iddia edilen alanların teslim edilmesi ve ecrimisil ihtarını içeren ... Noterliği'nin 17.09.2015 tarih ve 07519 yevmiye No.lu ihtarnamenin davalılara 22.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla tarafların müşterek mülkiyetinde bulunan 20, 21, 23 ve 27 parseller açısından intifadan men koşulunun 22.09.2015 tarihi itibariyle gerçekleştiği, 11, 15 ve 17 parseller yönünden davacı tarafa ait tanık beyanının bulunmadığı, dosyanın mahiyeti itibarıyla mahalli tanıkların beyanlarının hükme esas alınamayacağı, davacı tarafa yemin hatırlatılmışsa da davacı vekilince yemin teklifinde bulunulmayacağının beyan edildiği, mevcut haliyle dava konusu taşınmazlardaki davacı hisseleri açısından hangi davalı tarafından hangi taşınmazın ne kadarlık kısmının hangi tarihler arasında kullanıldığının ispatlanamadığı; 20, 21, 23 ve 27 parseller yönünden ise taraflar arasında paylı mülkiyet ilişkisinin olduğu, taraflar arasındaki rızai taksim bulunduğu olgusunun ispatlanamadığı, paylı mülkiyete konu taşınmazlar açısından aranan intifadan men koşulunun 22.09.2015 tarihi itibariyle gerçekleştiğinden, dolayısıyla bu tarihten öncesine ilişkin dönem açısından intifadan men koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddi gerektiği, 22.09.2015 tarihinden sonrasına ilişkin dönem açısından ise davacının 07.09.2015 tarihli ... Noterliğince göndermiş olduğu ihtarnamede 1.194.000 metrekare adına kayıtlı taşınmazın 722.000 metrekaresini kullandığını ikrar ettiği böylece taşınmazda kullandığı bir alanın bulunduğu, davacı hisseleri açısından hangi davalı tarafından hangi taşınmazın ne kadarlık kısmının, hangi tarihler arasında kullanıldığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ecrimisil davasının reddine yönelik hükme karşı karar verilen celseye ilişkin mazeret dilekçesi sunmasına rağmen mazeret talebi değerlendirilmeden yokluğunda karar verildiği, eldeki davanın 2016 2017 yılına ait, yani Ekim 2016 tarihinden bir sonraki 2017 yılının yaz sezonu sonuna kadar olan döneme ilişkin olduğu gerekçesi ve yargılama aşamasında ileri sürdüğü nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada mahalli bilirkişi dinlenmesine gerek olmadığı gibi, taraflarca kanıtlanamayan bir iddianın Mahkemece re’sen dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacının yasal süre içerisinde bir adet tanık ismi bildirmiş olduğu ancak Mahkemece bu tanık dinlenmeden karar verildiği, ne var ki davacı tarafça ilk karara yönelik istinaf dilekçesinde tanığının yargılama aşamasında dinlenmemesinin hukuka aykırı olduğu yönünde bir istinaf gerekçesi ileri sürülmediğinden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, görülmekte olan davada davalıların kaldırma kararı öncesi yapılan yargılamada davacı iddialarını kabul etmediği, taşınmazlara el atmadıklarını beyan ettikleri, davacının ise iddiasını ispat yönünde somut bir delil getiremediği, yemin deliline dayanmasına ve Mahkemece hatırlatılmasına rağmen davalılara yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiği, davacının ecrimisil ihtarını içeren ... Noterliğinin 17.09.2015 tarih ve 07519 yevmiye No.lu ihtarnamesinin davalılara 22.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davacının ihtarnamenin tebliği tarihinden önce taşınmazlardan ya da gelirlerinden yararlanmak istediğini davalı paydaşlara bildirdiği, bu şekilde intifadan men koşulunun gerçekleştiği yönünde Mahkemede kanaat oluşturacak somut delil bildirilmediği, ihtarnamenin tebliği edildiği 22.09.2015 tarihi ile davanın açıldığı 17.11.2015 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil talep edebilebileceği, ne var ki bu tarih aralığında henüz hasat dönemi oluşmadığından bu yönü itibarı ile de talebin reddi gerektiği, davaya konu taşınmazlarda davacının çekişmesiz olarak kullandığı bölümlerin mevcut olduğu, davalı ...’in kaldırma kararı sonrasındaki yargılama aşamasında 23 parsel sayılı taşınmazda davacıya düşen hissenin 150 dönümünü kardeşi diğer davalı ...’den icar yolu ile kiraladığı, davayı bu koşul ile kabul ettiğini beyan etmiş ise de, taraflar kardeş olup davalı ...’in herhangi bir üstün hakka dayanmadan kardeşine ait bir taşınmazı diğer kardeşinden kiralamasının olağan akışa aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde, aşamalarda, istinaf başvurusundaki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1 120 96 sayılı kararı).

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:14:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim