Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3629
2024/3023
29 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ: 07.07.2023
SAYISI: 2022/1701 E., 2023/1015 K.
DAVA TARİHİ: 17.02.2020
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/76 E., 2022/59 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, ecrimisil talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalıların kök muris....'in mirasçıları olduklarını, davalı ...'in ... Bankasından kredi alması amacıyla murisleri...'den intikal eden taşınmazların davalı adına tescil ettirildiğini, işlemin muvazaalı olduğunu, davalı tarafından taşınmazların 1981 yılında iade edileceğine yönelik taahhütname düzenlendiğini belirterek davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacıların miras hisseleri oranında adlarına tescilini ve kullanma tazminatının işlemiş faiziyle davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, tapu devirlerinde muvazaa olmadığını, işlemin rizai taksim sözleşmesi şeklinde yapıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazların davalı ...'e geçişini sağlayan resmi senet incelendiğinde işlem tarihinin üzerinden 10 yıl geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mirasçı olması sebebiyle zamanaşımından reddedilmeyeceğini, aksi kanaat halinde zamanaşımı başlangıcı olarak 1981 yılının esas alınmasının uygun olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı olarak yapılan taksim sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hukuki nitelendirmenin hatalı yapıldığını, olayda muvazaalı işlemin iptalinin istendiğini, muvazaanın varlığının her zaman ileri sürülebileceğini, zamanaşımı süresine tâbi olmadığını, diğer taraftan miras taksim sözleşmesinin geçersiz olduğunu, yine zamanaşımı başlangıç tarihinin hatalı kabul edildiğini, ferağ ümidinin dava açıldığı tarihte yitirilmesi nedeni ile dava açılma tarihinin zamanaşımı başlangıç tarihi olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklı tapu iptal ve tescil ile alacak istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 05.02.1947 tarihli ve 1945/20 Esas, 1947/6 Karar sayılı kararı.
-
Değerlendirme
-
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
-
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
-
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
-
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
-
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
-
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
-
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14 516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
-
Öte yandan, inanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesi gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. Türk Borçlar Kanununun 149 uncu maddesi gereğince de zamanaşımı alacağın istenebilir hale geldiği, başka bir deyişle iddiada bulunanın ferağ umudunu yitirdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
-
Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında açılan davada, muris Bekir (davacıların dedesi) mirasçıları tarafından davalı ...'nin (davacıların amcası/dayısı) bankadan kredi almasını sağlamak amacıyla 27.03.1975 tarihinde tapuda rızai taksim sözleşmesinin yapıldığı, bu sözleşmenin mirasçıların asıl iradelerini yansıtmadığı, muvazaalı şekilde yapıldığı, nitekim taşınmazların 1981 yılında iade edileceğine ilişkin davalı ... tarafından 25.03.1975 tarihli taahhütname verildiği, ancak taşınmazların davalı tarafından geri verilmediği belirtilerek tapu iptal ve tescil ve alacak isteminde bulunulmuştur.
-
Davacılar tarafından dosyaya sunulan 25.03.1975 tarihli, davalı ... tarafından noterde düzenlenen "Taahhütname" başlıklı belge incelendiğinde; mirasçılar tarafından 24.03.1975 yılında murislerinden intikal eden hisselerin tamamının kendisine satılması hususunda...'e vekaletname verildiği, bu satışların tapuda yapılıp taşınmazların adına tescil edilmesi halinde almış olduğu hisseleri aynen yine kendilerine 1981 yılının birinci ayında iade etmeyi, tapuda ferağ vermeyi taahhüt ettiği görülmektedir. İnançlı işleme ilişkin yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda söz konusu belgenin açıklanan içeriği yorumlandığında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın inançlı işlemden kaynaklandığı kuşkusuzdur.
-
İnançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davalarında zamanaşımı, davacı tarafın inanç sözleşmesi gereğince taşınmazın kendisine iade edileceği ümidinin bittiği anda başlar. Eldeki davada, dosya kapsamı itibariyle taraflar arasında inanç sözleşmesinin yerine getirilmeyeceğine dair bir niza doğmadığından (karşı tarafın ferağ talebinin reddini bildirmediğinden) davacıların taşınmazların inanç sözleşmesi gereğince kendilerine iade edileceği ümidinin bittiği anın, davanın açıldığı tarih olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
-
O hâlde mahkemece, davacıların ifa umudunu davanın açıldığı tarihte yitirdikleri ve davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınarak davacıların istemine yönelik çekişmenin esası hakkında taahhütname ve tapu işlemleri değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda V.C.3. ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:00