Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2623
2024/2555
13 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/586 E., 2023/868 K.
DAVA TARİHİ: 11.02.2016
KARAR: Esastan ret
SAYISI: 2016/78 E., 2022/113 K.
Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 38 yıldır Avusturya'da yaşadığını, bu süre içerisinde kazançları ile ... ilçesi, Karşıyaka Mahallesinde bulunan 556 parsel numaralı taşınmazı arsa halinde satın aldığını, müvekkilinin taşınmazın satın aldığı tarihte Türkiye'ye gelemediği için tapu kaydının eşinin babası ... adına tescil edildiğini, ...'in bu alım satım nedeniyle hiçbir bedel ödemediğini, müvekkilinin Türkiye'ye gelip müstakil bağımsız bölümleri ve dükkanı olan bir bina yaptırdığını, müvekkilince taşınmazın tapuda devrinin talep edildiğini; ancak kayın pederi ...'in tapu devrine yanaşmadığını, müvekkilinin eşinden boşandığını, bunun üzerine tapu kaydınının müvekkilinin oğlu olan davalıya devredildiğini, davalının tapunun alındığı tarih itibarı ile yaşının çok küçük olduğunu, mevcut inşaatın yapılması yönündeki tüm bedellerin de müvekkili tarafından ödendiğini belirterek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde sebepsiz zenginleşme nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacının iddia ettiği şekilde satın alınmadığını, bu arsanın müvekkilinin annesinin altınlarının bozdurulması sonucunda satın alınan bir yer olduğunu, davalının borç içinde olduğunu, söz konusu binanın sadece iskelet kısmının davacı tarafından yaptırıldığını, binanın dış tuğlaları dahil olmak üzere içinin müvekkili tarafından yaptırıldığını, davacının katkısının çok cüz i miktarlarda kaldığını, müvekkilinin söz konusu binanın yapıldığı tarihlerde Avusturya’da çalıştığını ve gelirinin bulunduğunu belirterek, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.02.2022 tarihli ve 2016/78 Esas, 2022/113 Karar sayılı kararı ile; "... davacı tarafından davaya konu taşınmaz ve üzerindeki inşaatlar için yapılan ödemelere ilişkin dosya kapsamına bir ödeme belgesi sunulamadığı, davacının tapu iptali ve tescil, terditli olarak da sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak davasının sübut bulmadığı..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, tanıkların müvekkili lehine beyanda bulunmasına karşın Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın alındığı ve yine üzerindeki binanın davacı tarafından yaptırıldığının sabit olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2023 tarihli ve 2023/586 Esas, 2023/868 Karar sayılı kararı ile; "...davacının inançlı işlem iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı, sebepsiz zenginleşme davası zamanaşımı süresi içerisinde açılmışsa da davalının sebepsiz olarak zenginleştiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı, hükmün dayandığı yasal gerekçede, delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçeleriyle "...davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesin yukarıda (IV.C) bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere dayanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı,
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 565 inci maddesi,
-
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
-
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd.) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14 516 E., 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır).
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:40