Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3503
2024/2508
9 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1248 E., 2023/439 K.
DAVA TARİHİ: 02.06.2014
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/703 E., 2020/77 K.
Taraflar arasındaki harici satış vaadi sözleşmesine dayalı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Yalıköy Mah. Medineli Hacıosman Akfırat Sok. No:88 ... adresinde yer alan 446 ada 2 parselde kain 340 m2 arsalı taşınmazın gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi başlıklı belge ile 28.11.2012 tarihinde triko örgü makineleri karşılığında davalı ... tarafından müvekkili ...'ya devredildiğini, söz konusu satış işlemine göre 2013 yılı içerisinde
satıcı tarafından müvekkiline kati satış yapılmasının taahhüt edildiğini, ancak taşınmazın müvekkile teslim edilmediğini, taşınmaz üzerinde hukuka aykırı işlemler ile müvekkilin taşınmaza yönelik taleplerine engel olunmaya çalışıldığını, tapu kayıtlarında yapılan incelemede, tapu sahibinin gerçekte üçüncü şahıslar olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin ciddi anlamda mağduriyeti olduğunu, bu nedenle belirlenecek bedelin sözleşmenin imzalanması tarihinden itibaren yasal faizi ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın asılsız iddialarda bulunduğunu, davacının alışverişe ilişkin tüm ödemeleri yaptığını iddia etmiş olmasına rağmen dosyaya hiçbir belge sunmadığını, iddiaların kabul edilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; "dava dosyası kapsamında 3 adet evrakın önem arz ettiği, bunlardan ilkinin 28.11.2012 tarihli davacı tarafça sunulan ve davaya dayanak teşkil eden gayrimenkul satış vaadi başlıklı belge olduğu, diğer bir belgenin ise davalı tarafça belirtilen 04.02.2014 tarihli protokol olduğu, bu protokolde ilk protokolde belirtilen taşınmazın satışına ilişkin davacı tarafa özel imtiyazlar tanındığı, son önemli belgenin ise davacı tarafça triko makinalarının davalıya teslim edildiğini belirten belge olduğunu, her ne kadar davacı tarafça adi olarak taşınmaz satış vaadini gösteren evraklar sunulmuş ise de söz konusu sözleşmenin resmi şarta tabi olması bu şartın somut olayda sağlanmamış olması nedeniyle söz konusu sözleşmenin geçerli sayılmasının mümkün olmadığı, geçersiz bu sözleşmeler için davacının elinde kalan imkanın sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirmiş ise yerine getirdiği ediminin karşılığını denkleştirici adalet ilkesi kapsamında davalıdan talep etmesi olduğu, bu kapsamda davacının sözleşmeye konu olan triko makinalarını davalıya teslim ettiğini belirttiği, buna dayanak olarak ise 08.10.2012 tarihli evrakı delil olarak sunduğu, davalı tarafın ise bu teslim edilen makinaların davacı tarafça bahsedilen sözleşme ile alakalı olmadığını nitekim sunulan evrak üzerinde seri numaraları yazılan makinalara ilişkin ödemelerin davacıya yapıldığını, buna dair dekontların ise dosyaya sunulduğunu savunduğu, bu kapsamda taraflar arasında yapılan 28.11.2012 ve 04.02.2014 tarihli protokol ile 08.10.2012 tarihli teslim evrakı adlı belge arasında bir irtibat kuran özel bir madde bulunmadığı, ayrıca davalı tarafından sunulan faturalar üzerindeki makinalara ilişkin seri numaraları ile 08.10.2012 tarihli teslim evrakında belirtilen seri numaralarının birbirini teyit ettiği, bu nedenle davalı tarafından süresinde mahkemeye sunulan ödeme belgelerine öncelik tanındığı, yazılı nitelikte olan bu delillerin aksini ispat eder nitelikte davacı tarafından başkaca üstün bir delil sunulmadığı gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 01.11.2018 tarihli kararında, yapılan ödemelerin neye ilişkin olduğuna dair inceleme yapıldığı
ve yerel mahkemece bu karara uyulduğu için davalının satış ve ödeme itirazının reddine ilişkin kararın lehlerine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu, mahkemece ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadan defterlerin sahibi lehine delil kabul edilerek karar verildiğini ancak fatura ve ödemelere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadan davalı yanın itirazının kabulünün delil yasağına aykırı olduğunu, taraflarınca ileri sürülen satış işleminin ve ödemenin gerçek olmadığı ve tarafların bankalardaki kredi imkanını güçlendirmek amacı ile yapıldığının mahkeme tarafından kabul görmediğini, mahkemenin bu itirazlarına yönelik banka kayıtlarını toplamadan ve bilirkişi incelemesi yaptırmadan davalı yanın delillerine üstünlük vererek karar verdiğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği beyanıyla kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davaya konu 28.11.2012 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, geçersiz sözleşme nedeni ile tarafların sözleşme gereğince verilenleri karşılıklı iade ile yükümlü oldukları ve taşınmazın fiilen teslim edilmediğinin sabit olduğu, bu durumda davacının, sözleşme gereği makinelerin teslim edildiğini ve sözleşme konusu makinelerin 08.10.2012 tarihli teslim belgesine konu makineler olduğunu ispatla yükümlü olduğu, 28.11.2012 tarihli protokolde; "2013 yılı içerisinde örgü makineleri karşılığı" taşınmazın devredildiğinin yazıldığı, hangi makinelerin satım bedeli karşılığı olarak kabul edildiğinin yer almadığı, 04.02.2014 tarihli protokolde de bu hususta herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, davacı yanca delil olarak 08.10.2012 tarihli belge sunulmuş ise de; davalı tarafın ilgili belgeyi kabul etmediği, iş bu belgede yer alan 5 adet makinenin protokole konu olmadığı, bu makinelerin davacıdan satın alınıp bedeli ödenen makineler olduğu ve delil olarak fatura, sevk irsaliyesi ile ödeme belgeleri sunduğu, davacı vekilinin 26.04.2016 tarihli duruşmada taraflar arasında başkaca ticari ilişki de olduğu, ilişkinin sadece 5 makineden ibaret olmadığını beyan ettiği, mahkemece ticari defterler ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmamış ve davacı tarafça bu husus istinaf sebebi yapılmış ise de; sözleşmede hangi makinelerin teslim edileceği belirtilmediği gibi davacının teslim iddiasının dayanağı olan 08.10.2012 tarihli belgeye yahut faturaya atıf yapılmadığı, yine davacının istinaf dilekçesinde "ödemelerin gerçek olmadığını, bankalarda kredi imkanlarının güçlendirmek amacı ile yapıldığı, kendi paraları ile çekilen kredi karşılığında kendi paraları kullanılarak bedelin ödenmiş olduğunu" belirterek esasen ödemeleri kabul ettiği, davalı vekili tarafından sunulan ödeme belgelerine ilk derece yargılamasında açıkça itirazda bulunulmadığı ve davacı yanca taraflar arasında başkaca ticari ilişki de olduğunun beyan edildiği dikkate alındığında davacının iddiasını ispatlayamadığı ve İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği, her ne kadar davacı vekili istinaf dilekçesinde Dairenin kaldırma kararındaki tespitlerin müvekkili yönünden kazanılmış hak oluşturduğunu ileri sürmüş ise de; Daire kararında görev hususu yönünden değerlendirme yapıldığından kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğini belirterek davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
-
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2018 tarihli kararında belirtilen, taraflar arasında düzenlenen fatura ve banka ödeme dekontlarında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine atıf olmadığı yönündeki tespitin lehlerine usuli kazanılmış hak oluşturduğunu,
-
Taraflarca imzalanan sözleşme mal satımına ilişkin olduğundan, tarafların edimlerini sözleşmenin imzalanması anında yerine getirmiş olduklarına dair yasal düzenleme uyarınca müvekkilinin mal teslimi yaptığı ve bu edim karşılığında da dava konusu taşınmazı aldığının kabulü gerektiğini,
-
Delil değeri olmayan triko makinalarının davalı tarafından satın alındığına ilişkin iddianın dinlenemeyeceğini,
-
Mahkemece fatura ve ödemelere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satış vaadi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97 nci maddesinde; "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir" hükmü yer almaktadır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, borçlu ve alacaklı taraflarından birisinin önceden ifada bulunma yükümlülüğü mevcut değilse taraflar, edim ifalarını aynı anda yapmak zorundadır. Bu kanun maddesi doğrultusunda aynı anda ifa kavramı ortaya çıkmaktadır.
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:53