Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1688
2024/1684
21 Mart 2024
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1301 E., 2022/1199 K.
HÜKÜM/KARAR: Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/391 E., 2021/275 K.
Taraflar arasındaki 4721 sayılı TMK'nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı Hazine ile kayyım vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 12.01.2023 tarihli ek karar ile; davalı kayyım vekilinin harçtan muaf olduğunu ileri sürerek temyiz karar harcı ve temyiz kanun yoluna başvuru harcını verilen bir haftalık kesin süre içinde yatırmadığı, ancak kayyım'ın harç muafiyeti olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve kayyım vekili tarafından (öncelikle temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek karar yönünden) temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin eşi ...'in Yozgat ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 391 ada 4 parsel sayılı taşınmazı 1955 yılında satın aldığını, o dönemde kadastro bulunmadığından tapuda devir işlemi yapılamadığını, muris ...'in 08.01.1995 tarihinde ölümü nedeniyle geride eşi davacı ... 'in ve kızı ... 'un kaldığını, gerek murisin ölümüne kadar gerekse murisin ölümünden sonra mirasçıların taşınmazı malik sıfatıyla kullandıklarını, tapu kaydı incelendiğinde tapu sahibinin "...; ... oğlu" olarak yazıldığını ancak bu kişinin kim olduğunun anlaşılmadığını, elektrik ve su aboneliği kayıtlarının davacının murisi adına kayıtlı olduğunu ileri sürerek, tapu kütüğünden kim adına olduğu anlaşılamayan taşınmazın gerek murisin gerekse mirasçıların nizasız çekişmesiz 20 yıldır malik sıfatıyla zilyet konumunda olması sebebiyle taşınmazın TMK 713. maddesi uyarınca olağanüstü zamanaşımı yoluyla mirasçılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Türk Medeni Kanunu'nun 501 inci maddesi uyarınca mirasın devlete geçeceğini belirterek, davanın reddini ve dava konusu çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın 25.11.1965 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu ile ... oğlu ... (ölü) adına tapuya kayıtlı olduğu, üzerindeki kargir evin ... oğlu ...'e ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterildiği, ... isminin Yozgat Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1990/287 Esas, 1990/488 Karar sayılı ilamı ile ... olarak düzeltildiği, kayıt malikinin açık adresinin bilinmemesi, mirasçılarının belirlenememiş olması gibi hallerden o kişinin bilinmeyen kişi olduğu sonucu çıkarılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine ile kayyım vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taşınmazın sahibi olarak görünen "Neşet; Ahmet oğlu" nun kim olduğunun anlaşılamadığını ve kimliğini belirleyen bilgiler bulunmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
-
Davalı Hazine ve kayyım vekili tarafından verilen katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalı ... ve kayyım'ın, Yozgat Defterdarı kurumda fiilen çalışan tek hazine avukatı bulunması ve taraflar arasında menfaat çatışması bulunmaması nedeniyle istinafa konu edilen davada aynı avukat tarafından temsil edilmesi zorunluluğu doğduğunu, bu nedenle Maliye Hazinesi ve kayyım adına tek dilekçe ile karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmişse de davalı ... adına gerekçeli karar ve istinaf dilekçesi tebliğ edilmemiş olup davalı "Yozgat Defterdarlığı" adına tebliğ edildiğini, ayrıca davalı kayyım vekilinin gerekçeli karar başlığında gösterilmediğini ve lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini ileri sürerek, bu yönüyle istinafa başvurduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın ... oğlu ... adına 04.08.1965 tarihinde tespit edildiği, tutanağın 25.11.1965 tarihinde kesinleştiği, şu halde, tapu kaydı ve tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin tapu kütüğünde mevcut olduğu, kanun anlamında tanınan ve bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmadığı, her iki davalının aynı vekille temsil edildiği, gerekçeli karar başlığında davalı kayyımın vekilinin gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyizden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin ek karara karşı kayyım vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
Davalı kayyım vekili; davalı kayyım vekilinin gerekçeli karar başlığında gösterilmesi ve kayyım lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiş, temyizden vazgeçmiş sayılmasına ek karara yönelik karşı temyiz talebinde ise yargı harçlarından muaf olduklarını ileri sürerek, 12.01.2023 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 721 sayılı TMK'nın 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkraları.
-
Değerlendirme
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 344 üncü maddesi gereğince, temyiz dilekçesi verilirken ödenmeyen temyiz harç ve giderlerinin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde ödenmesi gerekir. 6100 sayılı Kanun’un anılan hükümleri gereğince, verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, temyiz başvurusu yapılmamış sayılır.
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince ödenmeyen 80,70 TL temyiz karar harcı, 397,80 TL temyiz yoluna başvuru harcı, 150,00 TL tebligat gideri ve 150,00 TL dosyanın Yargıtay'a gidiş dönüş masrafının bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra, davalı kayyım vekiline 12.12.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Temyiz harç ve giderleri, davalı kayyım vekili tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde mahkeme veznesine eksik olarak yatırılmıştır. Davalı kayyım vekilince, 13.12.2022 tarihli muhtıraya cevap yazısında 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j bendi uyarınca Genel Bütçeye dahil idarelerin, bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemler denilerek aynı Kanunun 1. maddesinin 1. bendinde sayılan "Yargı Harçlarından" Hazinenin (Genel Bütçeli İdareler) harçtan müstesna olduğu belirtildiğinden muhtırada bahsi geçen 80,70 TL tutarındaki temyiz karar harcı ile 397,80 TL tutarındaki temyiz kanun yoluna başvuru harcına ilişkin ihtarın yerine getirilemeyeceği bildirilmiştir.
3561 sayılı Kanun kapsamında bir yönetim kayyımı olan Defterdar; burada Hazine'yi temsilen hareket etmemekte; aksine kayyımlık görevi gereği atandığı kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumak için işlem yapmaktadır. Hazine avukatını vekil tayin etmiş olması da Hazine adına hareket ettiğini kabul için yeterli değildir.
3561 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 4. fıkrasında “Kayyımlıkla ilgili işlemler, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır” hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Harçdan müstesna işlemler” başlıklı 13. maddesi, yine aynı Kanun'un “Harçtan müstesna tutulan işlemler” başlıklı 59. maddesine göre değerlendirme yapıldığında harçtan müstesna tutulan işlemlerden olmadığı da belirgindir. Hâl böyle olunca, Kanunda Kayyımlıkla ilgili işlemlerin parasal yükümlülüklerden bağışık olduğu belirtilmiş ise de, açıkça yer verilmeyen yargı harcının bu bağışıklık içerisinde olduğunun kabulüne olanak yoktur.
Temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan davalı kayyım vekilinin temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir.
- Davacı vekilinin temyiz itirazı yönünden yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı kayyım vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkmesinin 12.01.2023 tarihli ek kararının ONANMASINA,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı kurum harçtan muaf olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:28