Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4090
2024/1381
7 Mart 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/961 E., 2023/650 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/300 E., 2022/41 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davada vasiyetnamenin iptali istenmesinden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Davacılar vekili; müvekkillerinin babalarının halası olan ...'ün vasiyetname düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığını, 14.11.2008 tarih vasiyetnamede tanık olan ...'ın vasiyetnamenin açılmasına ilişkin Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1191 Esas sayılı dosyasında vasiyet lehtarlarının avukatlığını üstlendiğini, bu durumda TMK'nın 536 ncı maddesi gereğince düzenlemeye katılma yasağının lehtarlarla arasında hısımlık bağı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, vasiyet edenin mirasçıları olan müvekkillerinin Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1191 Esas sayılı vasiyetnamenin açılması davasında kendilerine tebligat yapılması ile vasiyetnameden haberdar olduklarını ileri sürerek, 14.11.2008 tarih ve 43820 yevmiye No.lu vasiyetnamenin iptalini, Ankara 6. Noterliğinin 14.04.1987 tarih ve 13447 yevmiye No.lu vasiyetnamenin hükümsüzlüğünün tespiti ile iptalini talep etmiştir.
-
Birleştirilen davada davacı vekili; müvekkilinin babasının halası olan ...'ün 14.04.1987 ve 14.11.2008 tarihli iki vasiyetname düzenlediğini, ilk vasiyetnamede erkek kardeşi ...'a 1/4 pay bıraktığını, diğer vasiyetnamelerde ise kan bağı olmayan kişilere tüm malvarlığını vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dava ile vasiyetnamelerden haberdar olunduğunu, ilk vasiyetnamenin şekle aykırı düzenlendiğini, tanıkların vasiyetçinin tasarruf ehliyetinin bulunduğunu bildirmediklerini, yine tanık ...'ın davalıların vekili olarak da görev yaptığını, her iki vasiyette tanıklarının düzenlemeye katılma yasağına tâbi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, murisin malvarlığının tespitini, 2008 tarihli vasiyetnamenin içeriğindeki ifadenin fiil ehliyeti yönünde kuşku yarattığını ileri sürerek, vasiyetnamenin iptali ile mirasın yasal mirasçılık oranları gereğince paylaştırılmasına, son vasiyetnamenin iptali halinde eski tarihli vasiyetnamenin iptali ile hükümsüzlüğünün tespiti ve tescilini, aksi kanaatte olunur ise davaya müvekkilinin sebep olmadığı, vasiyetname için alınan raporun uzman hekimlerden alınmaması ve yetersiz olmasının, vasiyet edenin tasarruf ehliyetine ilişkin şüphe duyulmasına neden olmasından kaynaklandığı göz önüne alınarak karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
-
Davalılar özetle; davanın reddini istemiştir.
-
Birleştirilen davada davalılar vekili; murisin düzenlendiği iki vasiyetnamede de tüm malvarlığının konu edildiğini, ancak ikinci vasiyetname ile birinci vasiyetnamenin ortadan kaldırıldığını, bu nedenle 1987 tarihli ilk vasiyetnamenin hükümsüzlüğünün tespitinde davacıların hukuki yararı bulunmadığını, vasiyetname düzenlenirken alınan raporun uzman hekimin muayenesi sonucunda düzenlendiğini, vasiyetname tanığı ...'ın vasiyetnamenin açılması dosyasında müvekkillerinin vekilliğini üstlendiğini, kendisi ve eşinin muris ile kan bağı bulunmadığını, vasiyetnamede hükümsüzlüğü gerektirecek şekil eksikliği bulunmadığını, SGK'dan iki aylık alan murisin ölüm tarihine kadar bankacılık işlemlerini bizzat yaptığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Birleştirilen davada davacı vekili tarafından; eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile hüküm kurulduğu, SGK veya Sağlık Bakanlığının farklı dallara dair hasta kayıtlarının araştırılmadığı, asıl ve birleştirilen davalar yönünden ayrı ayrı yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, murisin manevi zorlama ve telkinle vasiyet yapmış olabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen vasiyetnamelerin tanzim tarihinde murisinin ehliyetsizliği veya baskı altında başka bir anlatımla iradesi sakatlanarak düzenlendiğinin kanıtlanamadığı, vasiyetnamenin iptali koşullarının bulunmadığı gözetilerek birleştirilen davanın reddine karar verilmiş olmasında sonuç itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Birleştirilen davada davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 556, 557, 558 ve 559 uncu maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06