Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/968
2024/1296
4 Mart 2024
MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1336 E., 2022/2041 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Patnos 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/293 E., 2020/166 K.
Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı asil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asil; davalıların, 2015 yılında ... Köyü, İncesu Mezrası, ... Çeşme mevkinde bulunan ve yıllardan beri var olan doğal yollarla oluşmuş ve geniş bir yatağa sahip akarsu üzerinde depolar inşâ ederek özel kullanıma tahsis ettiğini, Akarsunun 7 km'lik bir dere yatağına sahip olup, Patnos barajına aktığını, dere yatağının kurumasından dolayı çevre üzerinde ciddi ve tamiri olmayan hasarlara neden olduğunu, bütün canlıların tabii ortamında yaşama hakkının gasp edildiğini, yüzlerce canlı türünün yok olduğunu, dere yatağının var olma sebebinin ortadan kalktığını ileri sürerek; dere yatağındaki depoların yıkılmasını, boruların sökülmesini ve suyun eski doğal ortamına bırakılmasını, sudan faydalanan tüm canlılar adına talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının husumet yöneltmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde izah etmiş olduğu hal ile zihinlerde oluşan vaziyette ve ... nehri benzeri bir dere yatağı ve su akışının söz konusu olmadığını, bahse konu dere yatağında, zayıf bir su akışı mevcut olduğunu, resmi kayıtlarda kuru dere vasfında olduğunu, bu akışın kaynağında, suyun heba olmasına mani olan ve fazla kalması halinde tahliye eden, kadimden beri mevcut olan bir beton çerçeve bulunduğunu, bir kısmına plastik boru döşendiğini, köy muhtarlığının bilgisi ve rızası dahilinde olduğunu, alternatiften mahrum olan müvekkillerin ikametlerine, kadimden kalan borular tazelenmek suretiyle, suyun akışının sağlanmasına devam olduğunu, bahsi geçen su kaynağına ilişkin olarak ceza yargılaması yapıldığını, yargılama nedeniyle ve halen, davalıların sudan yararlanamadığını, doğal yaşam kaynakları gerekçeleri afaki olmakla beraber, davaya dayanak olacak sebepsizliğin çaresizliğini gösterdiğini savunarak, davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava açma yetkisi bulunmayan gerçek kişi tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı asil istinaf dilekçesinde özetle; davalıların akarsu yatağına depo inşa edip özel kullanımlarına tahsis etmeleri nedeniyle dere yatağının kuruduğunu, mera, yayla ve kışlaklara ilişkin kimlerin dava açabileceğine ilişkin yasal düzenleme bulunmadığını, Köy muhtarı veya Köy derneğinin seçeceği bir temsilcinin dava açmaması halinde Köy halkının meradan yararlanma hakkının ortadan kalktığını, muhtardan talep etmesine rağmen oy endişesi ile muhtarın dava açmadığını, Yargıtay kararlarında meradan doğrudan yararlanabilecek Köy halkından bir ya da birkaç kişinin dava açarak meradan yararlanma haklarının korunmasını istemede hukuki yararlarının bulunduğunun kabul edildiğini ve davacı sıfatlarının tanındığını, mahkemece Köy muhtarı ve heyetinin davaya katılma haklarının olduğunun hatırlatılması gerektiğini, ceza dosyasında taraf sıfatının kabul edildiğini, davalıların muhtarları tehdit etmeleri nedeniyle muhtarların ceza davasını takip etmediklerini ve şahitlik yapmadıklarını, bu durumun şahsen dava açmasını haklı kıldığını, mahkemece dava açıldıktan 3 yıl sonra davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu, hukukun üstünlüğü ile bağdaşmadığını, verdiği hukuk mücadelesinin Köy okullarında öğrencilere çevre korunmasına ilişkin ders olarak anlatıldığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının suya el atmanın önlenmesi talebine ilişkin olarak faydalı ihtiyacı oranında yararlanma hakkı olduğuna yönelik bir iddiasının ve talebinin bulunmadığı, meraya yönelik el atmanın önlenmesi ve kâl talebine ilişkin olarak gerçek kişi davacının taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı asil; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, suya müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 53 üncü maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715/2 inci maddesi.
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:34