Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/45

Karar No

2024/117

Karar Tarihi

11 Ocak 2024

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/17 E., 2022/1653 K.

KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/188 E., 2021/469 K.

Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; dava dışı ... Dış Ticaret Ltd. Şti. ile ... Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında cari hesap ilişkileri sebebiyle 17.11.2017 tarihinde gıda ürünleri alım satımı amacıyla sözleşme imzalandığını, öncesinde de taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, gıda ürünlerinin temini amacıyla davacının mülkiyetindeki İstanbul ili, Ataşehir ilçesi, İstiklal Mahallesi, 2164 ada 26 parsel sayılı taşınmazın teminat olarak davalıya devredildiğini, ancak dava dışı ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin sözleşme gereği ürünleri teslim etmekten kaçınması ve ... Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ise edimlerini yerine getirmiş olması nedeniyle teminat olarak devredilen taşınmaz yönünden bir dayanak kalmadığını, davalıdan herhangi bir bedel de alınmadığını ileri sürerek; tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; taşınmazın bedeli ödenerek tapuda yapılan işlemle satın alındığını, teminat iddiasının doğru olmadığını, teminat amaçlı olsa idi ipotek tesis edilmesi gerekeceğini, geçerliliği olmayan ve müvekkilinin imzasını içermeyen belgenin delil olamayacağını, davanın kesin delille ispatı gerekip ayrıca sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"...Dosyaya delil olarak sunulan 17.11.2017 tarihli satış sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin taraflarının ... Dış Ticaret Ltd. Şti. ile ... Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olduğu, davalının sözleşmede taraf olmayıp imzasının da bulunmadığı, taşınmazın teminat amacıyla şirket yetkilisi davalı ...'e devredildiğinin ileri sürüldüğü, tapu kaydı incelendiğinde hisseye yönelik devrin hukuki sebebinin satış işlemi olduğu, bu durumda davalının tarafı olmadığı ve imzasının bulunmadığı 17.11.2017 tarihli sözleşmenin hükme esas alınamayacağı, davacının ise iddiasını, yansız, yazılı ya da kesin delille ispat etmesi gerektiği, ayrıca davalıların fikir ve işbirliği içerisinde hareket ettiğini gösterir somut bir delil de bulunmadığı, yargılama sırasında davacı tarafça teklif edilen yeminin davalı tarafından eda edildiği, böylelikle davacı tarafın üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği..." gerekçesiyle; tapu iptal ve tescil ve terditli olarak ileri sürülen tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; dava dilekçesindeki hususları tekrarlayarak sözleşmenin 17.11.2017 tarihinde hazırlandığını, tapudaki satışın ise 23.11.2017 tarihinde yapıldığını, dava dışı ... Dış Ticaret Ltd. Şti. nin sözleşmeye göre malzemeyi dava dışı ... şirketine teslim etmediğini, bedelin ödendiğine ilişkin bir belgenin sunulmadığını, taşınmazın şirketler arasındaki ticari ilişki nedeniyle devredildiğini, davadışı ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirilmediğini, sözleşmenin davalı ...'in işinin çıkması nedeniyle imzalanamadığını, taşınmazın üçüncü kişi ...'a devredilmesine karşın halen davacı tarafından kiraya verilerek kullanıldığını, zira Sevda'ya yapılan devrin muvazaalı ve kötü niyetli olduğunu belirterek; mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

"... Dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı iken 23.11.2017 tarihinde 1/11 payının 38.400,00 TL bedelle davalı ...'e satılarak devredildiği, delil olarak sunulan davacının dayandığı 17.01.2017 tarihli adi belgenin dava dışı şirketler arasında düzenlendiği, davalı ...'nın ise tarafı olmadığı sözleşmede imzasının bulunmadığı, bu nedenle davalıyı bağlamayacağı, davacı vekilinin dahili dava dilekçesi sunarak son tapu maliki ...'u davaya dahil ettiği, HMK'nın 125/1 inci maddesindeki haklarının kullanılması için verilen süre sonunda davacı vekilince 20.02.2020 tarihli oturumda davanın, tapu iptali tescil olmadığı takdirde tazminat talebine ilişkin olduğunun beyan edildiği, her ne kadar davacı inançlı işleme dayanmış ise de davalı tarafın bunu inkar ettiği, bedelini ödeyerek satın aldığını iddia ettiği, davacı tarafça inançlı işlemin kesin delille kanıtlanması gerektiği, buna ilişkin yazılı bir belge sunulmadığı fakat davacının açıkça yemin deliline dayandığı, yargılama esnasında davacının teklif ettiği yeminin davalı ... tarafından eda edildiği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."

İnançlı işlemler; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.

İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.

İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.

İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması için, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterlidir. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.

İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.

  1. Değerlendirme

  2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda yazılı bir delile davacı tarafından dayanılmadığı, delil başlangıcının da bulunmadığı, öte yandan dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılması nedeniyle yargılama esnasında davacının teklif ettiği yeminin davalı tarafından eda edildiği anlaşılmıştır. Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesince yukarıdaki gerekçeyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

  4. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:37

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim