Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1308

Karar No

2024/1125

Karar Tarihi

26 Şubat 2024

MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1499 E., 2022/1663 K.

KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/826 E., 2022/89 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davada muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın, taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Asıl davada davacı vekili; davacı ile davalıların Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, ... Mahallesi 2523 ada 2 parsel sayılı imar parselinde paylı mülkiyete sahip olduklarını, bu taşınmazın ortaklığın satış yolu ile giderilmesi talebi ile Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/190 Esas sayılı dosyası ile izale i şuyuu davası açılmış olduğunu, muhdesat üzerindeki mülkiyet hakkı davalılarca kabul edilmediğinden davanın 10.12.2019 tarihli celsesinin 1 No.lu ara kararı ile taraflarına arsa üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti için dava açmak üzere süre verildiğini, tarafların halihazırda 238,20 m²'lik taşınmazdaki hisse oranlarının ... 794/918, ... 31/918, ... 31/918, ... 31/918, ... 31/918 olduğunu, davaya konu bu arsanın, İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi çerçevesinde imar uygulaması sonucu aynı yerdeki komşu birkaç kadastro parselinin tevhit ve ifrazı ile oluştuğunu, bu yeni oluşan parsel üzerindeki mevcut yapının davalıların kök murisi ...'na ait olduğunu, Melikgazi Belediyesi ile Kadastro Müdürlüğünün ilgili 18 uygulama ve dağıtım cetvel ve evraklarında görüldüğünü, Kök muris ...'nun mirasçısı olan diğer hissedarlardan hisselerini davacı müvekkilin satın aldığını, bu satın alma nedeniyle bu yapının da arsa hissesi ile birlikte TMK'nın 684 ve 686 ncı madde hükümleri gereği hissesi oranında davacı müvekkil ...' ye mülkiyetinin geçtiğini, davalıların ise bu muhdesat üzerinde mirasen intikal eden miras hisseleri oranında mülkiyet ve hakları olduğunu, bu nedenle öncelikle mahkemece davaya konu Melikgazi ilçesi, 2523 ada 2 parsel No.lu taşınmazın tesisine esas olan önceki tüm kayıtlarının tedavülleri ile birlikte celbi ile ayrıca söz konusu tapu tesisinin dayandığı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uygulaması evraklarının ve dağıtım cetvellerinin Melikgazi Belediyesi ve Melikgazi Kadastro Müdürlüğü ve yine Melikgazi Tapu Müdürlüklerinden celp edilmesini, sonrasında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, davaya konu taşınmaz üzerindeki muhdesatın alım satım yolu ile geçen hisseler oranındaki hissesinin belirlenerek, bu hisse oranında davacıya ait olduğunun tespitine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

  2. Birleştirilen Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında davacılar vekili; davacıların Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Baldöktü Mahallesi, 2523 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazda hissedar olduklarını, davalı tarafından Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/190 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açılmış olduğunu, davalı tarafça dava konusu 2523 ada 2 parselde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan muhdesata ilişkin hak iddia ederek, muhdesatın aidiyetinin tespiti için Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/826 Esas sayılı dosyası ile davacılar aleyhine dava açmış bulunduğunu, davaya konu edilen parsel üzerindeki yapının çok eski yıllardan beri davacıların murisi ...'nun kullanımı ve tasarrufu altında kaldığını, bu yapının kök muris ... oğlu ... tarafından müvekkillerine intikal etmiş olup, yapının kullanımı müvekkillerinin murisi tarafından Kayseri Ülkü Ocaklarına bedelsiz olarak tahsis edildiğini, söz konusu taşınmazda arsa hissesini davalıya satan hissedarların yapı üzerinde herhangi bir hak iddia etmediklerini ve taleplerinin de bulunmadığını, bu hususun davalı tarafa hissesini satan eski maliklerin de kabulünde olduğunu, bu nedenlerle öncelikli olarak işbu davanın Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/826 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile; Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, Baldöktü Mahallesi, 2523 ada 2 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmaz üzerinde yer alan yapının tamamı yönünden davacıların her biri için 1/4'er oranında muhdesat ve aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

  1. Asıl davada davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.

  2. Birleştirilen davada davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki dosyada hukuki yararı sağlayan unsurun, ortaklığın giderilmesi davası olduğu, birleştirilen dosya davacılarından herhangi birinin münferit olarak muhdesatın kendisi tarafından meydana getirildiği iddiasının da bulunmadığı, o halde asıl dava davacısı bu taşınmazda sonradan pay satın almamış olsa idi birleştirilen dosya davacıları arasında muhdesata ilişkin bir ihtilafın ortaya çıkmayacağı, zira birleştirilen dosya davacılarının tamamının, dava konusu muhdesatı meydana getiren murisin eşit hisse ile mirasçıları olduğu, her birisinin de muhdesatın muris tarafından meydana getirildiğini ve eşit hisselerle intikalen kendilerine ait olduğunu iddia ettiği, eldeki dosyada asıl dava davacısının, dava konusu taşınmazda 09.09.2013, 29.11.2013 ve 18.04.2014 tarihlerinde trampa, satış ve birleştirme işlemleri ile mülkiyet kazandığı, muhdesatın yaklaşık 40 yıllık olması nazara alındığında, asıl dava davacısının, taşınmazdaki hisseyi satın aldığında dava konusu muhdesatın mevcut olduğu, asıl dava davacısına dava konusu taşınmazda satış yapılırken muhdesatın ayrık tutulduğuna ve sadece zeminin satıldığına dair bir kayıt da bulunmadığı, ayrıca asıl dava davacısının satın alma tarihinde muhdesatı bilmemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 28.11.2017 tarih ve 2017/16019 Esas, 2017/16341 Karar) bu durumda yukarıda yazılı olan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.12.2017 tarihli ve 2017/16019 Esas, 2017/16341 Karar sayılı ilamı gereğince birleştirilen davanın reddi gerektiği, birleştirilen davanın reddinin ise doğrudan asıl davanın reddi sonucunu doğurduğu, zira birleştirilen davada davacıların muristen intikalen muhdesatın tamamının eşit hisselerle intikalen kendilerine ait olduğunu iddia ettiklerinden, bu talebin yukarıda yazılı içtihat gereği reddi, taşınmazdaki mevcut tüm hissedarların, dava konusu muhdesatta hisseleri oranında hak sahibi oldukları sonucunu doğuracağı ki; bu durumun da ortaklığın giderilmesi davası mevcut olmasına rağmen asıl davada hukuki yararı ortadan kaldıracağı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Asıl davada davalı birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verdiğini, davacıların, dava konusu taşınmazda hissedar olduklarını, dava konusu parsel üzerindeki yapının çok eski yıllardan beri davacıların murisi olan ...'nun kullanımı ve tasarrufu altında olduğunu, bu yapının kök muris ... tarafından müvekkillerine intikal ettiğini, yapının kullanımının ... tarafından Kayseri Ülkü Ocaklarına bedelsiz olarak tahsis edildiğini, ...'nun, muhdesata konu yapıda tamir ve tadilat yaptığını, yapıyı kullanılabilir hale getirdiğini, ayrıca yapıda sonradan çıkan eksiklikleri tamamlayarak yapıyı bugünkü haline getirerek Kayseri Ülkü Ocaklarının kullanımına vakfettiğini, bu duruma, kök muris ...'nun diğer mirasçılarının herhangi bir itirazda bulunmadığını, yapıyı ...'nun yaparak kullanılabilir hale getirdiğini de kabul ettiklerini, Mahkemece bu durumun değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının da davacıları doğrular nitelikte olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde birleştirilen davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

  2. Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçesindeki, "arza malik olanın, üzerindeki muhdesatata malik olduğu" görüşünün yasa ve içtihatlar yönünden yerinde olduğunu, ancak hukuki yarar olup olmadığı görüş ve kararına katılmadıklarını, Mahkemenin bu konudaki kararının hatalı olduğunu, yerel Mahkemenin davaya konu muhdesatın kim tarafından meydana getirildiği konusunda gerek tarafların beyan ve kabulleri ve gerekse dosyadaki belgeler karşısında yazım ve değerlendirme hatasına düştüğünü, davaya konu binanın kök muris ... tarafından yapıldığını, davalı/karşı davacıların muris babaları ... tarafından yapılmadığını, kök muris ...'nın ise davacı tarafça hisselerinin satın aldığı ... ve ... 'nun dedeleri olan ... olduğunu, davalı/karşı davacıların iddiasının, davacının sadece arsa hissesini satın aldığı, davaya konu muhdesat binayı satın almadığını, bu nedenle binada bir hak talep edemeyeceği yönünde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekili, asıl davada davalılar birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenlerle temyiz isteminde bulunarak kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 684 üncü, 718 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede;

a. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

b. Dosya içeriğine göre davacı tarafın muhdesat aidiyetine konu talebi, davaya konu muhdesatın tüm değerinden davalıların payı kadarı olan 90.944,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.

c. Açıklanan sebeple asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

  1. Asıl davada davalılar birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz istemine gelice;

a. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

b. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalılar birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

  1. Yukarıda "V C 3" bölümü altında "1.a.b.c." paragraflarında açıklanan sebeplerle;

Asıl davada davacı birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

  1. Yukarıda "V C 3" bölümü altında "2.a.b." paragraflarında açıklanan sebeplerle;

Asıl davada davalılar birleştirilen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene asıl davada davalılar birleştirilen davada davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınareddinederece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:31

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim