Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7398
2024/1079
22 Şubat 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1085 E., 2022/1687 K.
KARAR: Kısmen kabul, kısmen ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/604 E., 2022/81 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 111 ada 1 parsel (yeni 111 ada 8 parsel) ve 111 ada 6 parsel sayılı taşınmazların müvekkilinin mülkiyetinde olup davalının haklı ve geçerli bir neden olmaksızın gecekondu yapmak, mal koymak ve hayvan beslemek suretiyle taşınmazı işgal ettiğini ileri sürerek; davalının taşınmaza müdahalesinin men’ine, davalı tarafından yapılan muhdesatların yıkımına (kâl'ine) ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; aynı taleplerle davacı tarafından İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/959 E. sayılı dosyası ile açılan davanın halen derdest olduğunu, davacının sahte ve gerçek dışı beyan, tanık ifadeleri ve evraklarla taşınmazların tapusunu milli emlak müdürlüğüne başvurarak ele geçirdiğini, davalının 30 yıldan bu yana taşınmazda zilyet sıfatıyla hak sahibi olduğunu, taşınmazların kullanımını hiçbir zaman terketmediğini, 23.03.2019 tarihli "protokoldür" başlıklı belgenin davacı tarafından tek taraflı hazırlanmış sahte belge olduğunu, belgenin gerçek olduğu kabul edilse bile kira sözleşmesi niteliğinde olup müvekkilinin kullanımının haksız işgal niteliğinde olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ".. Taşınmazı kullandığını kabul eden davalının kullanımının kira sözleşmesine dayandığını ileri sürdüğü, İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/959 E. sayılı dosyasında davalıya yönelik aynı taleplerle açılan dava esnasında taşınmaz üzerindeki muhdesatların yıkıldığı ve davacının taşınmazın maliki olmadığı, eldeki dava açıldığında ise taşınmazın tapusunun davacıya ait olduğu, davalının dosyaya sunduğu protokolün davalının iddia ettiği gibi bir kira sözleşmesi olmayıp kullanım hakkına ilişkin sözleşme olduğu, yukarıda anılan 2019/959 E. sayılı davayı açmakla taşınmazın tahliyesine ilişkin iradenin davacı tarafından ortaya koyulduğu, anılan davada davacının tapusunun bulunmaması ve taraflar arasındaki protokolün sunulamaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş ise de eldeki dosya açısından bu irade açıklamasının yerine geldiğinin kabulü gerektiği, taşınmazın davacı adına tapuda tescil edildiği 25/11/2020 tarihi ile 30/12/2020 dava tarihi arasındaki 35 gün için davacının talebi ile bağlı kalınması gerektiği, muhdesatın ise yıkıldığı..." gerekçesiyle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Merkez Mahallesi, 111 ada 1 parsel ve 6 parsel sayılı taşınmazlara davalı ...'ın müdahalesinin men'ine, ecrimisile ilişkin talebinin kabulüyle 3.734,50 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, muhdesatın kaldırılmasına yıkılmasına ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; cevap dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebeplerle istinaf itirazlarında bulunmuş; kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dava konusu 111 ada 6 parsel sayılı taşınmazın dava dışı " ... (davacının oğlu)" tarafından 18/11/2020 tarihinde Hazineden satın alınarak kayden mülkiyetinin kazanıldığı, bir başka deyişle davacı ...'ın dava tarihi itibariyle dava konusu 111 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki olmadığı, taşınmaza yapılan haksız el atmalara karşı mülkiyet hakkına dayalı dava açma hakkının kural olarak taşınmazın kayden maliki olan kişiye ait olduğu, 111 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden, mülkiyet hakkına sahip olmayan davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu;
Dava konusu 111 ada 1 parsel (yeni 111 ada 8 parsel) sayılı taşınmaz yönünden ise; eldeki davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinin yanında kâ'l (yıkım) isteğinin de bulunduğu, derdest olduğu iddia edilen İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/959 E. sayılı dava dosyasının tarafları ve konusu aynı olmakla birlikte, dayanılan maddi vakıaların ve hukuksal sebebin aynı olmayıp davacının ilk davada zilyetlik hukuksal nedenine dayalı el atmanın önlenmesi isteminde bulunduğu, ikinci (eldeki) davada ise mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi isteminde bulunduğu, dolayısıyla el atmanın önlenmesi davası yönünden her iki dava arasında derdestlik söz konusu olmadığı; eldeki davada ecrimisil ve kâ'l (yıkım) istekleri yönünden de derdestlik bulunmadığı, zira İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/959 E. sayılı dava dosyasında kâ'l (yıkım) isteği bulunmadığı; öte yandan 2019/959 E. (yeni 2022/73 E.) sayılı dava dosyasında Gaziosmanpaşa 1. Noterliği'nin 14.10.2019 tarih ve 17121 yevmiye sayılı ihtarnamesinin tebliğ edildiği tarihten 29/11/2019 dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisil talep edildiği, eldeki dosyada ise 25/11/2020 30/12/2020 dönemi için ecrimisil talep edilmiş olup iki davadaki ecrimisil istenen dönemler farklı olup bu durumda ecrimisil davası yönünden de derdestlikten söz edilemeyeceği, somut olayda, ilk davada talep edilen ecrimisil dönemi ile eldeki ikinci davadaki ecrimisil dönemi birbirinin devamı niteliğinde olmayıp arada yaklaşık bir yıllık ecrimisil talep edilmeyen dönem olduğu, bu nedenle önceki ecrimisil davasının, eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı..." gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1).b.2 nci maddesi gereğince incelenen mahkeme kararının kaldırılmasına,
Davanın kabulüne,
-
İstanbul ili, ... ilçesi, ... Merkez Mahallesi, 111 ada 6 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
-
İstanbul ili, ... ilçesi, ... Merkez Mahallesi, 111 ada 1 parsel (yeni 111 ada 8 parsel) sayılı taşınmaz yönünden müdahalenin men'ine,
-
Kâ'l (yıkım) isteği yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
Davacının ecrimisile ilişkin talebinin kabulüne, 3.734,50 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebeplerle temyiz itirazlarından bulunmuş; ilave olarak aktif husumetten davanın reddine karar verilmesinin devamında lehlerine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, birbirinin aynısı olan davalar yönünden, hukuksal nedenleri farklı olduğu gerekçesiyle yine ecrimisil istenen dönemlerin farklı dönemler olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince derdestlik kararı verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, "kira sözleşmesi", "kullanım sözleşmesi" ya da "kullanım protokolü" adlı düzenlemelerin hepsi aynı nitelikte ve amaçlarının kiralama olup buna ilişkin istinaf hükmünün de yerinde olmadığını, zira müvekkilinin işgalci değil kiracı olduğunu, davacının iddia ettiği gibi Orman İdaresince veya Belediyece yapılmış bir tahliyenin söz konusu olmadığını, davacı tarafından açılan 2015/479 E. sayılı tapu iptal ve tescil istemli davanın reddedildiğini, davacının eksik harç yatırarak eldeki davayı açtığını ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım istemlerine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir"
-
Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden ... normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nın 25.02.2004 gün ve 2004/1 120 96 sayılı Kararı).
-
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:45