Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6453

Karar No

2023/961

Karar Tarihi

20 Şubat 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kadastral parselin ihyası davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mah. 952 ada, 55, 65, 953 ada, 67, 82, 954 ada, 83, 93 ve 954 ada 43 sayılı parsellerin... Belediyesinin 21.10.1999 tarih 09/25 sayılı Kararı ile 3194 sayılı Kanun 18. maddesi uyarınca uygulamaya alındığını ve 194 pafta, 951 ada 60 parsel olarak şuyulandırıldığını, ancak ... İdare Mahkemesinin 2000/246 Esas, 2002/152 Karar sayılı ilamı ile imar uygulamasının iptal edildiğini, belediye tarafından idare mahkemesi kararına istinaden işlem yapılması gerekirken bu yönde işlem tesis edilmeyerek 951 ada 60 parsel olarak hisseli olacak şekilde tapuya tescil ettirildiğini, idare mahkemesinin iptal kararı ile tapu tescilinin yolsuz tescil haline geldiğini ve tapu kaydının gerçeği yansıtmadığını öne sürerek; Belediye ve Orman Kalkınma Vakfı adına oluşturulan tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini ve 951 ada 60 parselin hissesiz olarak tamamının Hazine adına tapuya tescil edilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının imar uygulaması öncesinde kadastral parselde ne kadar payı varsa geri dönüşüm sonucunda da o kadar hissesinin adına tescil edilmesi gerektiğini, payından fazlasının tescil edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli ve 2016/511 Esas 2018/292 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin tarihli ve 2018/2453 Esas 2019/650 Karar sayılı kararıyla; istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairemizin 01.11.2021 tarihli ve 2021/307 Esas 2021/2504 Karar sayılı ilamıyla; 3194 sayılı Yasayla eklenen hüküm uyarınca dava konusu uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili; davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, idare mahkemesinin iptal kararı gereğinin yerine getirilmediğini, imar uygulamasının iptaliyle yolsuz tescil durumunun oluştuğunu ve eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.

  2. Asli Müdahil vekili ise; dava konusu taşınmazın; 1963 yılından önce, 194 pafta, 5 parsele kayıtlı (toplam yüzölçümü 58.106 m2) ve Sosyal Güvenlik Kurumu mülkiyetinde iken, ... Belediyesi tarafından 23.03.1963 tarihinde tesis edilen ifraz uygulaması ile 194 Pafta, 951 952 953 954 955 adalara bölünmüş ve taşınmazın bir kısmı yol ve yeşil alan olarak ayrıldığını, o dönem malik sıfatını haiz olan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yol ve yeşil alan olarak kullanılmak kaydı ile ... Belediyesine bırakıldığını; 1976 yılında tekrar imar uygulamasına tabi tutulduğu ve bu defa yapılan imar planı değişikliğiyle 952 adanın (54 ve 65 parselleri hariç) tamamı, 953 ve 954 parsellerin tamamı ile yola ve yeşile ayrılan alanların 15.095 m2'lik kısmı hastane sahası olarak düzenlendiğini, ... Belediyesinin imar uygulaması ile taşınmazın 15.095 m2'lik kısmının yol ve yeşil alan olarak kullanılmasından vazgeçtiğini, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2000/246 Esas, 2002/152 Karar sayılı kararı ile; imar planı gereğince yola ve yeşil alana ayrılması gereken, ancak yapılan imar işleminde yola ve yeşil alana terki yapılmayan, daha sonra yapılan plan değişikliğiyle hastane sahasına alınması nedeniyle işlevsiz kalan bu yola ve yeşil alana ayrılan yerlerin belediye mülkü olarak yorumlanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle bu alanların belediye mülkü olarak yorumlanarak belediye adına hisse oluşturulmasına ilişkin bulunan dava konusu imar uygulaması işleminin 3184 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine uygun olmadığı gerekçeleri ile işlemin iptaline karar verdiğini, Mahkeme kararının Danıştay 6. Dairesinin 2002/3750 Esas, 2004/116 Karar sayılı kararı ile onandığını ve yapılan karar düzeltme başvurusunun da aynı Dairenin 2004/3114 Esas, 2004/5426 Karar sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiğini belirterek; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, imar uygulamasının iptali nedeniyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 inci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesine eklenen yeni fıkraya göre; 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği belirtilmiştir.

  3. 3194 sayılı Yasaya eklenen bu hüküm gereğince dava konusu uyuşmazlığın, idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerekmektedir.

  4. Değerlendirme

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekili ve Asli Müdahil vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davacı Hazine ve asli müdahil harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

Çevikbaş (Muhalif)

KARŞI OY

Dava, kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Hemen belirtilmelidir ki; 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 14.02.2020 kabul tarihli 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7. maddesiyle,

“3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesine yirmibirinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Öncelikle, anılan bu düzenlemenin görülmekte olan davalar bakımından nasıl uygulanacağının çözümlenmesi gerekmektedir.

Bilindiği üzere, imar hukuku düzenlemeleri kamu düzenine ilişkin olup, re’sen gözetileceği gibi, kamu düzenine ilişkin hususlarda da usulü kazanılmış haktan söz edilemez. Ayrıca, tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. Diğer taraftan, yargı merciilerince verilen kararlar yöntemine uygun şekilde kesin hüküm niteliğini kazandığında "Lazım ül icra" (uygulanması gereken) duruma gelirler.

Öte yandan, idari yargıda esas olan iptal kararlarının geriye yürümesi, başka bir anlatımla iptal edilen idari işlemin, doğduğu andan itibaren yok sayılmasıdır. Bu açıdan, idari yargıdaki iptal kararları beyan edici (açıklayıcı) niteliktedir. Çünkü, sakat bir idari işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum ortaya çıkar. Bu durumun giderilebilmesi için iptal kararı, hukuken sakat olan işlemi geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır ve hukuka aykırı işlem yapılmadan önceki duruma geri dönülür. Bu bağlamda, imar parsellerinin dayanağını teşkil eden idari işlemlerin idari yargı yerinde iptal edilip kesinleşmesi ile imar parsellerinin TMK'nin 1025. maddesinde öngörülen yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Öyleyse, idare mahkemesi tarafından verilen imar uygulamasının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesiyle bu idari işlemle oluşmuş tüm uygulamalar iptal edilmiş sayılacağından, sicil kayıtlarının iptal edilen uygulama öncesine getirilmesi gerektiği tartışmasızdır.

Davacı da eldeki dava ile, imar uygulamasının idari yargı yerinde iptali ile sicil kayıtları kendiliğinden eski haline dönmeyeceğinden, imar parsellerinin sicil kayıtlarının dayanağı olan idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilerek yolsuz tescil durumuna düştüğü iddiasıyla imar düzenlenmesi öncesi duruma dönülmesi isteminde bulunmuştur.

Kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptal ve tescil istemli böylesi bir davada, davacının imar düzenlemesi öncesi mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığı, yapılan imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edilip edilmediği öncelikle araştırılıp, anılan hususların varlığı ortaya konulduktan sonra 3194 sayılı Yasanın 18. maddesine eklenen yukarıdaki hüküm gereğince işlem yapılması gerekecektir. Bu bağlamda, anılan yasal düzenleme ile “davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde” şeklinde ön koşullar öngörüldüğünden mahkemece dava konusu taşınmazın imar durumu araştırılarak taşınmazın imar planına göre umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması ve yine ilgili idarenin kök parsellere dönülüp dönülemeyeceğine dair tespitinin olup olmadığının belirlenmesi gereklidir.

Mahkemece yapılacak araştırma sonucunda dava konusu taşınmazın 3194 sayılı Yasaya eklenen yeni hüküm kapsamında bulunmadığının belirlenmesi durumunda, davacının mülkiyet hakkının korunması gereği ve imar uygulamasının idari yargı yerinde iptali sonucunda yolsuz tescil durumuna düşen sicil kaydına tapu sicilinin tutulması prensipleri uyarınca değer verilemeyeceği dikkate alınarak işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği açıktır.

Öte yandan, çekişmeli taşınmazın imar planına göre umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk geldiğinin anlaşılması veya ilgili idarece kök parsellere dönülemeyeceği yönünde bir tespitin yapılması durumunda, yukarıda değinilen yasal düzenlemeyle “öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği” hükme bağlandığından, davacıya ilgili idareye başvurması için olanak ve süre tanınması, başvuru sonucunda idare tarafından dava konusu taşınmaz bakımından yeni yasal hükmün koşullarının mevcudiyetinin tespitiyle davacı taraf ile anlaşma sağlanarak davacıya uygulama sahası içerisinde uygun bir yerin temlik edilmesi veya idarece davacıya taşınmaz değerinin ödenmesi halinde davanın konusuz kalacağının gözetilmesi gerekecektir.

Ne var ki; getirilen yasal düzenlemenin gerekleri ilgili idare tarafından yerine getirilmediğinde, farklı bir ifadeyle koşulları oluşmasına rağmen davacı ile idarenin anlaşamaması ve davacıya idarece taşınmaz bedeli de ödenmemesi halinde, davacının usul kuralları uyarınca eldeki davayı anılan yeni kanun hükmü gereğince bedele dönüştürebileceği ve böylesi bir durumda da davaya tazminat davası olarak devam edilebileceği gözetilmelidir.

Anılan hususlar, gerek Anayasamızın 35. maddesiyle, gerek AİHS Eki Birinci Protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesiyle ve gerekse kanunlarımızla güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilemeyeceğine ilişkin hükümlerin gereğidir.

Somut olayda, dava konusu 951 ada 60 parsel sayılı taşınmazın ... Belediye Başkanlığının 21.10.1999 tarih ve 89/25 sayılı ve “üzerinde S.S.K Hastanesi bulunan ve imar planında mülkiyeti İşçi Sigortaları Kurumuna ait 952 ada 55 ilâ 66, 953 ada 67 ilâ 82, 954 ada 83 ilâ 93 parseller ile ...’a ait 954 ada 43 parselin 3194 sayılı Kanunun 18. maddesine göre imar düzenlemesine tabi tutulmasına ve kapanan yollar ile yeşil alanların ... Belediyesi adına ihdasına ve bu taşınmazların imar düzenlemesi sonucunda 1423 ada 1 parsel numarasıyla tek parsel olarak tesciline” dair Encümen kararıyla oluşturulduğu, ancak anılan bu idari işlemin İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin 26.02.2002 tarih ve 2000/246 Esas, 2002/152 Karar sayılı ilamıyla iptal edildiği ve bu kararın Danıştay tarafından “imar planında hastane alanı olan ve parselasyon yapılacak alan niteliğinde olmayan taşınmazların bulunduğu bölgede 15.095 m2’lik alanın belediye adına düzenlemeye girerek, düzenleme ortaklık payı düşülmesinden sonra 14.986 m2’lik belediye hissesi oluşturmak amacıyla parselasyon yapılmasının hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle onandığı ve sonrasında da karar düzeltme isteği reddedilerek 08.11.2004 tarihinde kesinleştiği; 951 ada 60 parsel sayılı taşınmazın önce 1423 ada 1 parsel olarak tescilliyken ada parsel numarasının Tapu Müdürlüğü tarafından aynı kütük sayfası üzerinde değiştirildiği, çekişmeli taşınmazın 17.12.1990 tarihinde şuyulandırma ile İşçi Sigortaları Kurumu, ... ile davalı ... Belediyesi adlarına paylı mülkiyet üzere tescil edildiği, bilahare İşçi Sigortaları Kurumunun payının en son davacı ... adına, ... payının da en son davalı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, 3194 sayılı Yasanın 18. maddesine eklenen fıkranın eldeki davanın reddini öngörmediği, davacının imar düzenlemesi öncesi mülkiyet hakkı sahibi olup eldeki davayı açmakta halen devam eden hukuki yararının bulunduğu gözetilerek, yeni yasal düzenlemenin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve sonrasında yukarıda açıklandığı üzere işlem yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapistinafkararyargılamatemyizkararımahkemesionanmasınaderecesonrakikarşıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:32:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim