Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8466
2023/942
16 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ...Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; tarafların ortak murisi ... Köyünde kain, Temmuz 1926 tarih, 30 ve 31 numaralarında kayıtlı taşınmazdaki hissesini noterce düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile müvekkillerinin murisi ... ile davalıların murisi ...’a devredip satış bedelini aldığını ancak, önce muris Hasan'ın vefatı, 1971 yılında da müvekkillerinin murisi ...'ın vefatı nedeniyle herbiri ayrı şehirlerde yaşayan müvekkillerinin bir araya gelemedikleri için resmi devir işlemlerini yapamadıklarını, müvekkillerinden Şükran'ın taşınmazın tamamının ... adına yolsuz olarak tescil edildiğini haricen öğrendiğini, müvekkillerinin haklarının ihlâl edildiğini beyan ederek; kadastro çalışmaları sonrasında ... Köyü, Fakılar Mevkii, 146 ada, 4, 5 ve 6 parseller olarak tespit ve tescil edilen dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında müvekkilleri adına tapuya tescilini, terditli olarak da davaya konu taşınmazların rayiç bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davaya dayanak yapılan sözleşmenin ve beraberinde sürülen tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, davaya konu taşınmazlar kadastro tespitinden geçtiği hâlde davacıların tespite itiraz etmemiş olduklarını, davacıların taşınmazları zilyet olarak da hiç kullanmadıklarını, sözleşmenin tapuya şerh edilmediğini beyan ederek, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlardan 146 ada 4 ve 5 No.lu parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin 27.10.1995 tarihinde tespite itiraz sonucunda hükmen; 146 ada, 6 No.lu parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin ise 19.08.1993 tarihinde itirazsız kesinleştiği, davacı tarafın 12.06.1942 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil talebinin kadastro öncesi nedene dayandığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinin "...tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." şeklinde düzenlenen hükmü uyarınca somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, iş bu davanın 26.07.2017 tarihinde açılmış ve bu anlamda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, öte yandan taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresinin de geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların ortak murisi olan dedelerinin, müvekkilleri murisi ... ile davalıların murisi ...’a davaya konu taşınmazdaki hisselerini haricen devredip satış bedelini nakden ve peşinen aldığını, ortak muris ...’ın vefatı üzerine söz konusu devir işleminin tapuda yapılamadığını, müvekkillerinin murisi ...’ın da vefatı üzerine veraset ilâmı çıkartıp intikal işlemlerini başlatmışlar ise de bir araya gelemeyen müvekkillerinin de sonradan öğrendikleri üzere taşınmazların ... adına yolsuz tescil edildiğini, satış vaadi sözleşmesi uyarınca müvekkillerinin de taşınmaz üzerinde haklarının bulunduğunu, tanık olarak dinlenmesi talep edilen ... hazır olduğu hâlde dinlenmeyerek eksik inceleme yapıldığını, hem tescil taleplerinin hem de terditli olarak ileri sürülen taşınmaz rayiç bedellerinin tahsili istemli taleplerinin mahkemece reddedildiğini beyan ederek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının 1993 ve 1995 yıllarında kesinleştiği, eldeki davanın 26.07.2017 tarihinde açılmış ve bu anlamda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu ancak, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi hâlinde davalılar yararına maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, yukarıda açıklanan sebeplerle davacı tarafın istinaf talebinin kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak istinaf Dairesince yeniden hüküm kurulmasının mümkün olduğu gerekçesiyle; ilk derece yargılaması yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun "Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre:" kenar başlıklı 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmüne göre; "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz."
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Yukarıda değinilen ilkelere göre, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde öngörülen süre hak düşürücü nitelikte olup kamu düzeniyle ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Dava konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının 1993 ve 1995 yıllarında kesinleşerek tapuya tescil edildikleri anlaşılmıştır. Öte yandan davacı tarafın dayandığı 12.06.1942 tarihli harici satış senedi ile ilgili olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi hükmü uyarınca on yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığından 12.06.1942 tarihli harici satış senedine itibar edilemez ve terditli olarak alacak da talep edilemez. Bu sebeple yukarıda "Gerekçe ve Sonuç" paragrafındaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
-
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:03