Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6546

Karar No

2023/863

Karar Tarihi

15 Şubat 2023

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargtıay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin gecekondusunun bulunduğu 731 ada 72 parselin revizyonla 6504 ada 11 parsel olduğunu, geldisinden DOP kesilerek imar oluştuğunu, net 360 m2 olduğunu, bu yerin adına tahsisi için 2981 sayılı Yasa gereği davalı idareye talepte bulunduğunu, 09.10.2009 tarihli 9058 sayılı ret kararı üzerine Antalya 3. İdare Mahkemesinin 2009/548 Esas, 2010/486 Karar sayılı ilamı ile dava açtıklarını, davanın kabul edilip kararın kesinleştiğini, İdare Mahkemesince kesinleşen iptal kararının tapu tahsis belgesi yerine geçtiğini, bu kararla birlikte idareye tekrar müracaat ettiklerini, bu defa davalı idare tarafından 68.500,00 TL'nin 30.09.2013 tarihine kadar ödenmesi halinde 6504 ada/11 parselde 137 m2'lik kısmın tapusunun verilebileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin hak sahibi olmasına rağmen gecekondu niteliğindeki taşınmazın tümü 360 m2 için Antalya 3. İdare Mahkemesi kararına uygun olarak tapu tahsis belgesi verilmediği gibi yasaya aykırı şekilde fahiş bedel ile sadece 137 m2'lik tapusunun teklif edildiğini, davalı idarenin kötü niyetli olduğunu, 360 m2'nin müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın geldisinin kadastro parseli olup DOP kesintisinin imar mevzuatına göre zorunlu olduğunu, geriye 137 m2'lik alan kaldığını, davacının gecekondusunun işgal ettiği alandan daha fazla bir alanın tapusunu verme yükümlülüklerinin bulunmadığı gibi yasanın amacına göre gecekondu sahiplerine kullandıkları alanlarla ilgili tahsis yapılabileceğini, davacının dayandığı İdare Mahkemesi kararında, davacıya istediği kadar tapu verilmesi değil, müracaatının dikkate alınarak gerekli tespitlerin yapılmasından sonra tahsis yapılması gerektiğinin belirtildiğini, gerekli değerlendirmeler yapılarak rayiçe uygun bedel tespit edilip ödeme yapmasının istendiğini, davacı tarafın iyi niyetli olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2015 tarih ve 2014/316 Esas, 2015/374 Karar sayılı kararıyla; verilen kesin süre içinde bedel yatırılmadığı için davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 28.11.2018 tarih ve 2016/9095 Esas, 2018/8339 Karar sayılı kararı ile ; ''......... mahkemece verilen kesin süre usulüne uygun değildir. Zira kesin sürenin sonuçları ihtar edilmemiştir.

Davacı yanın elinde tapu tahsis belgesi mevcut olmadığı halde, davalı ... Müdürlüğünün davacıya tapu tahsis belgesi verilemeyeceğine dair işlemine karşı, davacı tarafından söz konusu idari işlemin iptali için açılan dava sonucu; Antalya 3. İdare Mahkemesinin 2009/548 Esas, 2010/486 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne ve idari işlemin iptaline karar verilmiş, karar kesinleşmiştir. Bu nedenle davacının tapu tahsis belgesi bulunduğu kabul edilmelidir.

Davacı; İdare Mahkemesindeki dava sonrası, davalı İdareye başvuru yapmış ancak davalı tarafından 137 m2 olarak belirlenen taşınmaz yüzölçümünün küçük, bedelinin de 68.500 TL olarak fahiş belirlendiğini ileri sürmüştür.

Davacının aynı taşınmaza ilişkin olarak zilyetliğe dayalı açmış olduğu dava ise zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir. Bu nedenle eldeki davanın tapu tahsis belgesi şartlarıyla değerlendirilmesi gerekir.

İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 18/b c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir.

3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasanın 10/C 2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacının gecekondusunun bulunduğu zorunlu kullanım alanının kaç m2 olduğu saptanmadığı gibi imar parselindeki DOP kesintisine ilişkin de bir hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak davacının gecekondusunun bulunduğu zorunlu kullanım alanının kaç m2 olduğu saptanmalı, bu imar bölgesindeki DOP oranı Belediyeden sorulmalı, davacı tarafından işgal edilen alandan DOP oranı kesilmeli, kalan miktarın rayiç bedeli dava tarihi itibariyle belirlenmeli, bu bedelin depo edilmesi için davacı yana, HMK'nın 94/3 üncü maddesine uygun kesin süre verilmelidir.

Davacı yanca verilen kesin sürede bedel depo edilmezse; şimdiki gibi dava reddedilmeli, kesin sürede bedel depo edilirse; kesintiden sonra kalan miktar üzerinden belirlenecek oranda, davacı dava konusu 6504 ada 11 parsel sayılı taşınmazda paydaş kılınmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, Kızılarık Mahallesi 6504 ada 11 parsel sayılı taşınmazın Sadrazam Kuyucu Murad Paşa Bin Abdüsselam Vakfı adına olan tapu kaydının iptali ile 9873/58100 payın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 48227/58100 payın Sadrazam Kuyucu Murad Paşa Bin Abdüsselam Vakfı adına bırakılmasına, karar kesinleştiğinde mahkeme veznesine depo edilen 49.365,00 TL'nin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili bozma kararının yanlış yorumlandığını, işgal edilen 360 m2 yerden DOP kesildiği takdirde kalan 248,54 m2 yerin tescil edilmesi gerektiğini, hükmedilen miktarın davalının teklif ettiği 137 m2'den de az olduğunu, bozmadan önce 248,54 m2 yer için bedel ödenmesinin istendiğini, usuli kazanılmış hak olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

  2. Davalı vekili ise belirlenen bedelin fahiş derecede düşük olduğunu, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini bu nedenle hükmün bozulması gerektiğini bildirmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilşkindir.

  1. İlgili Hukuk

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarih ve 1996/14 763 864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;

  1. Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,

  2. Tahsise konu yerde 3194 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa uyarınca ıslah imar planlarının yapılmış olması,

  3. İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,

  4. Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,

  5. Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,

  6. Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,

  7. İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa'nın 18/b c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması,

  8. Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı Yasa'nın 10/C 2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.

  9. Değerlendirme

  10. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  11. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, bozma kararında belirtildiği üzere davacının gecekondusunun bulunduğu zorunlu kullanım alanının saptandığı ve imar parselindeki DOP kesintisinin uygulanarak belirlenen miktara hükmedildiği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadancevapkararyargılamatemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim