Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5012
2023/836
14 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Davanın müdahelenin men'i davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemli davanın kabulüne
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın müdahalenin men'i davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemli davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Av. ....ile karşı taraftan davacı vekili Av. Burcu Hacıtalipoğlu geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 4799 parselin muris Rahmi Aksu’ya ait olduğunu, Rahmi Aksu’nun 14.05.1989’da vefat ettiğini, geriye kalan eşi ...’in de 25.07.2005’te vefat ettiğini, geriye mirasçıları kaldığını, mirasçılarının murislerden kalan taşınmaz yönetiminde anlaşamamaları nedeniyle murislerin terekelerine vekil edeninin temsilci atandığını, davaya konu taşınmazın bir kısım mirasçılar tarafından kiraya verildiğini, terekenin kullanımının tüm mirasçıların onayı ve izni ile mümkün olduğunu, davalıya bu hususların 05.10.2010 tarihli ihtarname ile bildirilmesine rağmen cevap verilmediğini belirterek; davalı şirketin 4799 parsele müdahalesinin men'ini, taşınmazın teslimini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 18.000,00 TL ecrimisilin tahakkuk tarihinden işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vekil edeninin dava konusu yeri terekeye mümessil atanmadan önce 01.02.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile Gülçin Fırat dışındaki mirasçılarından miras paylarına düşen kısmın 5 yıllığına kiralandığını, vekil eden şirketin fuzuli şagil olmadığını, dava konusu yeri kiraladıktan sonra bu yere 246.608,71 TL zorunlu ve büyük onarım yapıp faaliyete başladığını, kira sözleşmesini imzalamayan mirasçılar tarafından hisselerine tekabül eden kısmın başka kiracılara kiralandığını, kiralananların kira bedellerinin vekil edeni tarafından hesaplarına yatırıldığını, yine kira sözleşmesi tarafı olmayan Gülçin Fırat ve tereke mümessili hesaplarına yatan paraların alınmayarak davanın açılmasına sebebiyet verdiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2013 tarihli ve 2010/257 Esas, 2013/184 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.02.2014 tarihli ve 2013/18709 Esas, 2014/3425 Karar sayılı ilamıyla; öncelikle davada ileri sürülen isteklerden elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2015 tarihli ve 2014/266 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, dava konusu taşınmaza davalı tarafından müdahale sona erdirilmiş olmakla men'i müdahaleye yönelik talepte dava konusuz kalmış olmakla bu konuda hüküm tesisine yer olmadığına, 01.02.2010 12.09.2011 dönemi için 9.680,00 TL ecrimisilin ait olduğu dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 01.01.2011 12.09.2011 dönemi için 9.196,00 TL ecrimisilin ait olduğu dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (toplam 18.876,00 TL ecrimisil) davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.09.2018 tarihli ve 2018/1859 Esas, 2018/16052 Karar sayılı ilamıyla;
“... 1. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalarda vekil edeninin taraf olduğu ve aylık 12.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği kira sözleşmesi karşısında, mahkemece yukarıda gözetilen ilkeler ve davalının taraf olduğu kira sözleşmesi de dikkate alınarak ecrimisil hesabı yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile ecrimisil hesabı yapılarak alınan rapora göre bir karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları yerindedir.
- Bilindiği üzere, ecrimisil davaları haksız fiil benzeri davalar olup bu davalarda ancak dava tarihine kadar gerçekleşmiş olan zarar istenebilir. Dava tarihinden sonra gerçekleşmesi muhtemel ecrimisil tazminatı ise, ancak ayrı bir davanın konusunu oluşturabilir. Dava açıldıktan sonraki dönem için, yeni bir dava açılmadıkça ıslah yolu ile de olsa talepte bulunulamaz.
O halde mahkemece dava açıldıktan sonraki dönemi de kapsar şekilde belirlenen ecrimisile hükmedilmiş olup dava tarihinden sonra ecrimisil hesabı doğru olmamıştır.
Yine Türk Medeni Kanunu'nun 995/2 nci maddesi ise; "iyi niyetli olmayan zilyet, yaptığı giderlerden ancak hak sahibi için de zorunlu olanların tazmin edilmesini isteyebilir." hükmünü amirdir.
Davalı tarafından cevap dilekçesinde dava konusu taşınmaza zorunlu ve faydalı masraflar yapıldığı ileri sürülmüş ise de; mahkemece bu yönde yapılan inceleme yetersiz olup; davalının yaptırmış olduğu tespit dosyası ve dosyadaki tüm deliller bir arada değerlendirilip yeniden keşif yapılarak belirlenecek zorunlu giderlerin TMK’nın 995/2 nci maddesi gereğince ecrimisil hesabında gözetilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır...” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza davalı tarafından müdahale sona erdirilmiş olmakla men'i müdahaleye yönelik talepte dava konusuz kalmış olmakla bu konuda hüküm tesisine yer olmadığına, ecrimisil isteminin kabulüne, 01.02.2010 28.12.2010 dönemi için 149.166,66 TL ecrimisil bedelinin ait olduğu dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde (özetle),
-
Hukuken geçerli bir kira ilişkisi bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
-
Başkanlığın aksi kanaatte olması halinde ise, bilirkişi raporunun 1 inci seçeneği üzerinden hesaplanan bedele hükmedilmesinin doğru olmadığını,
-
Tereke temsilcisinin yetkisinin olmadığı döneme ilişkin hesaplama yapılamayacağını,
-
Ecrimisil talebinin yalnızca davacının ihtar tarihi ile dava tarihi arasındaki dönemi kapsayabileceğini, bunun da bilirkişi raporundaki 3 üncü seçenek olarak belirttiği dönem olduğunu,
-
İlgili kira sözleşmesinde imzası bulunmayan mirasçının ses çıkarmayarak bu duruma onay verdiğini, kaldı ki kendi hissesine düşen bölümü de başkalarına kiraya verdiğini,
-
Tüm mirasçılar yönünden ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığını,
-
Davayı kabul anlamına gelmemekle beraber vekil edeni tarafından yapılan ödemelerin mahsubu yapılmadan bu şekilde karar verilmesinin tahsilde tekerrüre ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiğini,
-
Dairenin aksi kanaate olması halinde ise, ecrimisil bedelinin bilirkişi raporundaki 3 üncü seçenek üzerinden ve Gülçin Aksu Fırat yönünden karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapulu taşınmazda elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine yöneliktir.
-
İlgili Hukuk
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
-
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nın 25.02.2004 tarihli ve 2004/1 120 96 sayılı Kararı)
-
Değerlendirme
Temyizen incelenen Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
14.02.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:00