Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8166
2023/720
8 Şubat 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ...Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu kaydındaki şerhin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın değişik gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının ... Mahallesi 451 No.lu parselde 31.797,19 m2 'lik taşınmazı 07/04/2016 tarihinde dava dışı ...'dan satın aldığını, satın aldığı dönemde taşınmaz üzerinde herhangi bir haciz, ipotek veyahut tedbir şerhinin bulunmadığını, taşınmazı satmak için başvuru yaptığını, taşınmaz üzerinde Tarım ve Orman Bakanlığının 22/09/2017 tarih, 2324430 sayılı satış, devir, temlik, ipotek, ifraz, tevhid ve tahsis işlemlerinin kısıtlandığının şerh edildiğini, kısıtlamanın kaldırılması için davalı Bakanlığa başvuru yapıldığını ancak, kısıtlamanın kaldırılmadığını, idari işlemin iptali için ...İdare Mahkemesinde dava açıldığını, 3. İdare Mahkemesinin 28/12/2018 tarih 2018/2242 Esas, 2018/1813 Karar sayılı kararı ile yargı yolunun adli yargı olması gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek, 451 No.lu parselde kain taşınmaz üzerindeki kısıtlama kararının tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili idarece yapılan kısıtlama kararının Bakanlığın 25/07/2017 tarih 65 2017/3 sayılı ön inceleme raporu ve 28/07/2017 tarih 194 sayılı makam oluru ile kamu zararının önlenmesi mahiyetinde konulduğu, taşınmazın mera vasfında olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili;
1.Mahkemenin davanın vasfında hataya düştüğünü,
2.Davanın tapu iptali ve tescil davası olmadığını, tapuya haksız ve yetkisiz olarak konulan şerhin kaldırılması istemine dair olduğunu,
3.Şerhin sadece mahkeme kararı ile konulabileceğini, kamu idaresi eli ile konulmasının hatalı olduğunu,
4.Meraların vasfını yitirdiğinde Hazineye devredilebileceği ve Hazinenin de özel kişilere satarak devretmesinin mümkün olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul, kısmen reddi ile HMK'nın 353/1 b 2 maddesi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/03/2020 tarihli, 2019/127 Esas, 2020/100 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın değişik gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız ve yetkisiz konulan şerhin kaldırılması istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.Tapu kütüğüne esas itibarıyla mülkiyetin veya sınırlı ayni hakların iktisabına veya bunların kaybedilmelerine ilişkin tesciller yazılır. Geniş anlamda tescil ise kütüğe yazılan her husustur. Nitekim kütük sahifesinde mülkiyet, rehin ve irtifak hakları sütunları dışında bir de “şerh” ve “beyanlar” adı altında iki sütun daha vardır. Ancak bir hususun şerh veya beyanlar sütununa yazılması taşınmazın ayni hakka ilişkin statüsünde bir değişiklik meydana getirmez.
Şerhten amaç; ilişkin bulunduğu hukuki durumu üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirmek, hukuki duruma aleniyet kazandırmaktır. Bu yönü ile şerh ayni bir etki özelliğini gösterir. Hangi hakların tapu kütüğüne şerh edileceğini kanun belirlemiştir. Dolaysıyla kanunun belirlemediği bir hak tapu kütüğüne şerh edilemez.
TMK’nın 1009 ila 1011 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 54 ila 66 ncı maddelerinde düzenlenen şerhler, üç amaca yönelik bir tapu işlemidir. Şahsi hakların kuvvetlendirilmesini, malikin tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasını ve muvakkat (geçici) tescilin tapu kütüğüne yazılmasını sağlar.
Tapu kütüğüne şerh edilebilecek şahsi haklara gelince;
TMK’nın 1009 uncu maddesinde arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile şerh edilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer hakların tapu kütüğüne şerh edilebileceği hükme bağlanmıştır.
“Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında” başlıklı TMK’nun 1010 uncu maddesinde de aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamalarının tapu kütüğüne şerh verilebileceği belirtilmiştir;
a Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları,
Örneğin; ifa edilmediği takdirde sahibine, malike karşı TMK’nun 716. maddesine göre cebri tescil davası açma hakkı veren şahsi haklar. Buradaki şerhin amacı üçüncü şahısların TMK’nun 1023.maddesine istinaden ayni hak iktisabını önlemektir. İkinci guruptaki haklar ise, taşınmazla ilgisi olmayan alacak haklarıdır. Buradaki amaç ise İİK’nun 277. maddesi anlamında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazı temlik edip, bu alacakların tahsilini imkansız kılmaya yönelik olarak taşınmaz malikinin yapacağı tasarrufi işlemleri önlemektir.
b Haciz, iflas kararı veya konkordato ile verilen süre,
Bu halde yalnızca ilgili işlemlerin taalluk ettiği nispette taşınmaz malikinin taşınmaz üzerindeki tasarruf işlemleri alacaklılara karşı geçersiz olur ve bu hususlarda TMK’nun 1023 üncü maddesi uygulanmaz.
c Aile yurdu kurulması, art mirasçı atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler tapu kütüğüne şerh verilebilir. Bu tür bir şerhle sonraki müktesipler kanundaki mükellefiyetlere katlanmak zorunda kalır. Diğer taraftan TMK’nın 1011 inci maddesi hükmü gereğince de; iddia edilen bir ayni hakkın güvence altına alınması gerekiyorsa ve tasarruf yetkisini belirleyen belgelerdeki noksanlıkların sonradan tamamlanmasına kanun olanak tanıyorsa hakkın geçici şerhi olanaklıdır. Tüm bu açıklanan hakların şerhi koşulların bulunması halinde şerh tapu müdürlüğünce konulabileceği gibi hükmen de tapuya yazılabilir.
2.Dava konusu kısıtlama şerhinin dayanağını oluşturan; 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesi ve Tarım Reformu Hakkındaki Kanunun 13 üncü maddesinde; "Uygulama alanlarında Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar, gerçek kişilerle özel hukuk tüzelkişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez..." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Buna göre 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesi ve Tarım Reformu Hakkındaki Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca kısıtlılık şerhi bulunan taşınmazların üçüncü kişilere satış veya başka yolla devri yasaktır. Bu tür devirler ancak İlgili kuruluşun yazılı izni ile yapılabilir. (İlgili yasa hükmünün Anayasanın mülkiyet hakkını düzenleyen 35 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz yolu başvurusu neticesinde Anayasa Mahkemesi 2013/60 Esas, 2013/104 Karar sayılı 03.10.2013 tarihli kararı ile itirazın reddine dair karar vermiştir.)
- Değerlendirme
Şerhe ilişkin olarak yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerden sonra somut olaya gelince;
Davalı kurum tarafından 38 No.lu mera parselinin 627 dekarlık kısmının toplulaştırmaya dahil edildiği, toplulaştırma kapsamında (dava konusu parsel 451 parseldir.) 436 490'a kadar 55 adet parsele bölünerek susuz tarla vasfıyla Hazine adına tescil edildiği ve bu 55 parsele karşılık mera olarak tescil edilmesi gereken ve DSİ'ye ait Cücük Mahallesi 0/53, 0/54, 0/181, 0/193, 0/170 ve 0/120 No.lu parsellerin mera olarak tescillenmediği, bu anlamda 0/38 No.lu mera parselinden alınan 627 dekarlık mera taşınmazının karşılığının verilmemiş olduğu, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 2019/286 Esas ve 2019/2224 Karar sayılı dosyası ile Hazinenin ve Diyarbakır Valiliğinin DSİ aleyhine arazi toplulaştırma işleminin mevzuata uygun olmadığı gerekçesi ile toplulaştırma işleminin iptaline ilişkin dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda işlemin iptaline karar verildiği, dava konusu taşınmazın arazi toplulaştırması öncesi mera parseli olduğu, tapu kaydından terkini istenen şerhin özel kanunun idareye tanıdığı yetki ile öncesi mera olan taşınmaza konulduğu, kaydın hukuki dayanağının bulunduğu ve yolsuz olmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:35:27