Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/3660

Karar No

2023/5981

Karar Tarihi

5 Aralık 2023

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/434 E., 2022/669 K.

KARAR: Esastan ret

TEMYİZ EDENLER: Davalı ... vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine vekili, asıl davada davalı ... vekili

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/314 E., 2021/413 K.

Taraflar arasındaki asıl davada tenkis, birleştirilen davada bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davada tenkis talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı ... vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine vekili tarafından duruşmasız olarak, asıl davada davalı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı ... vekili Avukat ... ile asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili Avukat ..., asıl ve birleştirilen davada davalı Hazine vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras bırakanı ...'ın 31.05.2005 tarihinde vefat ettiğini, miras bırakanın kendi dini yaşam biçimini çocuklarına yaşam tarzını benimsettiremeyince, mirastan mahrum etmek amacıyla taşınmazlarını dini esaslı eğitim yapacak kurumlar hâline getirmek için şartlı veya şartsız olarak hibe ettiğini belirterek, davalılara yapılan sağlar arası kazandırmaların aynen tenkisine, aynen tenkis mümkün olmadığı takdirde bedellerinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

  2. Birleştirilen davada davacılar vekili; miras bırakan ... tarafından 09.04.2001 tarihinde davalı ... Hazinesine gerçekleştirilen bağış işleminde öne sürülen şartın yerine getirilmemesi ve yerine getirilmeyeceğinin miras bırakana bildirilmesi üzerine bağıştan rücu nedeni oluştuğundan, bu bağış işleminin iptali ile dava konusu taşınmazın tamamına ait tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına mirasçılık belgesindeki payları oranında tesciline, olmadığı takdirde miras bırakanın dava konusu bağış ile mirasçılarını saklı paydan mahrum etme kastı taşıması nedeniyle taşınmazın aynen tenkisine, aynen tenkis mümkün olmadığı takdirde bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

  1. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; miras bırakanın tasarufunun saklı pay ihlâl kastı taşımadığını, davalıya yapılan temlikle tasarruf nisabının aşılmadığını, davalıya hibe edilen 1978 parsel sayılı taşınmazın karkas hâlde temlik edildiğini, davalının inşaatı tamamladığını, miras bırakanın yapılan temlik için açılan bağıştan rücu davasının miras bırakanın pişman olduğu anlamına gelmeyeceğini, kaldı ki bahsi geçen davanın reddedildiğinden bahisle davanın reddini istemiştir.

  2. Asıl davada davalı ... Hazinesi cevap dilekçesinde özetle; davada 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalıya yapılan temlikte miras bırakanın mal kaçırma kastının bulunmadığını, miras bırakan tarafından davalıya hibe edilen 22 parsel sayılı taşınmazın Jandarma'ya hizmet binası olarak tahsis edildiğini, tenkis davasının şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddini istemiştir.

  3. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalıya yapılan temlikte miras bırakanın mal kaçırma kastının bulunmadığını, dava konusu bağışlamalar tenkise tâbi tutulacaksa tenkiste sıraya göre hesap yapılması gerektiğinden bahisle davanın reddini istemiştir.

  4. Birleştirilen davada davalı ... Hazinesi cevap dilekçesinde özetle; davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalıya yapılan temlikte miras bırakanın mal kaçırma kastının bulunmadığını, dava konusu 1795 parsel tapuda kayıtsız şartsız olarak davalıya temlik edildiğini, davacıların iddiasının dayanağı olan taahhütnamenin miras bırakana ait olduğunun şüpheli olduğundan bahisle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

  1. Asıl davada 17.05.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda asıl dava ve birleştirilen dava konusu taşınmazlar ayrı ayrı belirtilerek davacıların talep edebilecekleri tenkis alacaklarının gösterildiği ve rapora göre davanın kısmen kabulüne, asıl dava konusu 254 ada 36 parsel (eski 3 parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 No.lu bağımsız bölüme ilişkin davalı ... Vakfının tercih hakkını taşınmazın aynını verme şeklinde kullandığı, davacıların saklı paylarına düşen bilirkişi tarafından tespit edilen hisselerin tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline ve mahkeme veznesine depo edilen 22.115,00 TL'nin davalı ...'na ödenmesine,

  2. Birleştirilen davada 2819 ada 1 parsel sayılı taşınmaz (eski 1795 parsel) için dava konusu taşınmazın mescit yapılmak üzere miras bırakan tarafından bağışlandığı, davacı tarafın iddiasının şartın yerine getirilmediğine ilişkin olduğu; ancak dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi tarafından İl Jandarma Komutanlığına mescit yapılmak suretiyle taahhütname ile verildiği ve kamu hizmeti için tahsis edildiği hususları tespit edildiği gerekçesiyle davacıların bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli talebi tenkis yönünden 17.05.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda talebin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; miras bırakanın mal kaçırma kastının bulunmadığını, tefrik olunan taşınmazın tenkis hesabına katılarak hesap yapılması nedeniyle davalı aleyhine hükmedilen tenkis alacağının miktarının arttığını, davalıya hibe edilen taşınmazın temlik tarihinde inşaat hâlinde olmasına rağmen binanın tamamının tenkis hesabına alındığını, temlik dışı terekenin yeterince araştırılmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

  2. Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu, davalıya hibe edilen taşınmazın inşaatının temlik tarihinde %42 seviyesinde olduğu hâlde tenkis hesabına tamamlanmış hâlinin değerinin alındığını, dava konusu 254 ada 36 parselin davalının tercih tarihindeki değerinin esas alındığını; ancak karar tarihi ile arasında epey zaman geçmesi nedeniyle davalının zarara uğradığını, davacılar vekilinin ıslah dilekçesi ile sağlar arası kazandırmalar arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

  3. Asıl ve birleştirilen davada davalı ... Hazinesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 570 inci maddesinin dikkate alınmaksızın karar verildiğini, tenkiste sıranın gözetilmediğini, miras bırakanın mal kaçırma kastının bulunup bulunmadığının yeterli şekilde araştırılmadığını, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve faiz başlangıcına itiraz ettiklerini, bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazların emsallerine göre değerlerinin yüksek hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Asıl davada davalı ... vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı lehine bozulmasını istemiştir.

  2. Asıl davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı lehine bozulmasını istemiştir.

  3. Asıl ve birleştirilen davada davalı ... Hazinesi vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı lehine bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl davada sağlar arası kazandırmaların tenkisi, birleştirilen davada bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı HMK'nın "Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi" başlıklı 294 üncü maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.

  3. Aynı Yasa'nın "Hükmün kapsamı" başlıklı 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

  4. "Hükmün yazılması" başlıklı 298 inci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

  5. 2709 sayılı Anayasa'nın 141 inci maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki hâlinde ortada Yasa'ya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.

  6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 565 inci maddesinde tenkise tâbi sağlar arası kazandırmaların neler olduğu düzenlenmiş; anılan maddenin 4 üncü fıkrasında da “miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” bu kapsamda sayılmıştır.

  7. Türk Medeni Kanunu'nun 560 ve devamı maddelerinde düzenlenen tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. Miras bırakanın saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.

  8. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun'un 565 inci maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlâl kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun'un 570 inci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561 inci maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563 üncü maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

  9. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

  10. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564 üncü maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü ve 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

  11. Değerlendirme

  12. Mahkemece 23.11.2021 tarihinde tefhim edilen kısa kararın B 2 numaralı bendinde, "Birleştirilen dosya davacı Emine Korkmaz yönünden tenkis talebinin aktif husumet yokluğundan reddine" karar verilmiş olduğu hâlde, gerekçeli kararda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305 inci maddesindeki koşullar oluşmadığı hâlde 6100 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gerekçe gösterilerek; bu hususun hüküm kısmından çıkarılarak karar verilmesi suretiyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulması gerekmiştir.

  13. Kararların gerekçeli olması ilkesine ilişkin yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemece tenkis talebine ilişkin yazılan gerekçeli karar incelendiğinde sadece dosya safahatının özetlendiği, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin değerlendirilmediği, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin tartışılmadığı, kurulan hükmün hangi nedenlere, hangi delillere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığının ortaya konulmadığı anlaşılmış olup, verilen karar yetersiz gerekçe ile doğru olmamıştır.

  14. Zira miras bırakanın sağlar arası kazandırmalarının tenkisine karar verilebilmesi için öncelikle davacılar tarafından sağlar arası kazandırmaların TMK'nın 565 inci maddesi gereğince tenkise tâbi olduğunun netleştirilmesi gerekmektedir. Dava konusu tasarruflar yönünden saklı payı ihlâl kastı veya anılan maddenin diğer fıkraları açısından hüküm kurulurken hangi delillerle hangi sonuçlara varıldığı, miras bırakanın saklı payı ihlâl kastıyla hareket edip etmediği denetime elverişli olacak şekilde açıklanmalıdır. Ayrıca davalı ... Hazinesi yönünden Türk Medeni Kanun'un 570 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tenkiste sıranın gözetilip, anılan maddenin uygulanabilirliği yönünden de hangi sonuçlara varıldığı da denetime elverişli olacak şekilde açıklanmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 17.100,00 TL'nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:47:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim