Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5193

Karar No

2023/5692

Karar Tarihi

23 Kasım 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/2418 E., 2020/259 K.

KARAR: Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/93 E., 2019/262 K.

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne davanın değişik gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; İkizce ilçesi, Kaynartaş Merkez Mahallesi'nde bulunan 112 ada 19 parselde kayıtlı taşınmaza müvekkili ile davalının 1/2 oranında müşterek malik olduklarını, davacı tarafından yapılmış ruhsatsız üç katlı kargir ev bulunan taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi için ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1035 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davalının ... yapımında herhangi bir katkısının olmadığını, davalının ev yapıldıktan sonra taşınmaza hissedar olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan üç katlı kargir ... muhdesat olarak müvekkiline aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerindeki ... davacının oğlu ... ... tarafından yapıldığını, taşınmazın 1/2 hissesi davacı ... ... adına kayıtlı iken ... ...'in müvekkiline olan borcundan dolayı haczedildiğini ve icraca yapılan satış neticesinde hissenin borcuna karşılık olarak müvekkiline ihale edildiğini, bu ihalenin kesinleştiğini, ... Sulh Hukuk Mahkemesine açılmış bulunan taksim ve izaleyi şuyu davasında 2 binanın da ... tarafından yaptırıldığına dair hiçbir iddia bulunmadığını, her iki binayı da davacının oğlu ... ...'in yaptırdığını, ...'in bu binaları yaptıracak ekonomik gücü olmadığını, bu nedenle haksız olarak açılan davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanık beyanlarının davacının bu binayı yaptığına kanaat getirtecek düzeyde beyanlar olmadığı ve birbiri ile çelişir nitelikte olduğu, tanıkların davacı ve miras bırakan arasındaki iç ilişkiyi bilmemeleri, binanın yapımı için para kaynağının nereden geldiği hususunda bilgi sahibi olmamaları hususları dikkate alınarak tanık beyanlarına itibar edilmediği, dava konusu binanın 1998 yılındaki elektrik aboneliğinin ve taşınmaz üzerinde bulunan dairelerin su aboneliklerinin evveliyatında taşınmazın 1/2 hissesine sahip dava dışı ... ... adına kayıtlı olduğu, 28.12.1998 tarihli Kaynartaş Belediye Başkanlığı yazısında dahi dava konusu yapının davadışı ... ...'e ait olduğunun yazılı olduğu, yine ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/355 Esas sayılı dosyasının 31.10.2017 tarihli 6 ncı celsesinde de yapının sadece davacı tarafından değil, davacı ve çocukları tarafından yapıldığına dair davacı vekilinin beyanları bulunduğu, dava dışı ... ...'in 1/2 hissesinin ... İcra Dairesinin 2012/1846 Esas sayılı takip dosyasına istinaden cebri satış yolu ile 14.04.2016 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın davacı tarafından masrafları karşılanmak suretiyle yapıldığına dair iddia ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediğini, davacı yaşlı bir kadın olduğundan, binadaki tüm resmi işlemleri takip etsin diye taşınmazının 1/2 hissesini oğlu olan ... ...'e devrettiğini, taşınmaz üzerinde bulunan eski binayı davacının yaptığı konusunda ihtilaf olmadığı halde o binada da müvekkil adına su ve elektrik aboneliği bulunmamakta ve yine Belediyedeki ... kaydının da oğlu ... ... adına görünmekte olduğunu, mahkemenin re'sen delil topladığını, tanık beyanlarının birbirini tamamlar nitelikte olduğunu, inşaatın başında müvekkilin eşi olan ... ...'in bulunması, inşaatla ilgilenmesi, gerekli ödemeleri yapmasının Türk aile yapısına uygun davranışlar olup ... ...'in eşi olan müvekkil Pembe'yi temsil ettiğinin anlaşıldığını, gerek ilk bina gerek ek bina müvekkil Pembe'nin parasıyla ve Pembe'nin arsasına yapıldığını, mahkemenin kabulüne göre de davacı taraf lehine takdir edilen avukatlık ücretinin çok yüksek olduğunu ileri sürerek, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın keşfinde görev yapan inşaat bilirkişisinin raporunda 3 katlı betonarme binanın yapım yılının 1990 olduğunu bildirmesi, yapılan keşifte dinlenilen davacı tanığı ...'ın ikinci ve üçüncü ... 1990 yılından sonra davacı eşi ile birlikte yaptırdı şeklinde beyanda bulunması ve çekişmeli taşınmazın yapılan kadastro tespitinde dahi "kargir üç katlı ev niteliği ile belirlenmesi" hususları birlikte gözetildiğinde dava ve talebin kadastro tespit tarihinden önceki hukuki sebebe dayalı olduğu, çekişmeli taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 20.10.2000 tarihinde yapıldığı ve söz konusu tespitin itirazsız olarak 01.11.2001 tarihinde kesinleştiği, bu halde tespitin kesinleştiği 01.11.2001 günü ile davanın açıldığı 14.02.2018 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.04.2019 tarih ve 2018/93 E., 2019/262 K. sayılı Kararının kaldırılmasına, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrar ederek, aynı parselde iki farklı zamanda yapılan bina bulunduğu, keşif sırasında hazır bulunan inşaat bilirkişisinin raporunda eski olan binayı 1 No.lu bina, ... olan binayı ise 2 No.lu bina olarak gösterdiği, İstinaf kararında yapım yılı 1990 olarak kabul edilen binanın 1 No.lu bina olup, 2 No.lu binanın ise kadastro tespitinden sonra yapıldığının gözetilmediğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK. mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki ... ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad. 718). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve ... şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

  3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad.106/2) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK mad.114/1 h, 115).

  4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

  5. Değerlendirme

  6. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ortaklığın giderilmesi davasında alınan bilirkişi raporunda inşaat mühendisi tarafından her iki yapının da 1990 yılında yapılmış olduğu görüşünün bildirilmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizincelenenvı.kararıkararınmahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:55:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim