Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4897
2023/5355
6 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/347 E., 2022/490 K.
KARAR: Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece
Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ: Trabzon 2. Asliye Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/708 Esas 2021/383
Taraflar arasındaki olağanüstü zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; nüfus kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davalıların murisi ...'ün 10/07/1988 tarihinde vefat ettiğini, bu şekilde ölü kişi adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazların gerek kadastrodan önce gerekse kadastrodan sonra aradan geçen 20 yılı ... süre boyunca nizasız ve fasılasız bir şekilde malik sıfatıyla kesintisiz olarak müvekkili davacı tarafından kullanıldığını, 1988 yılında vefat eden ...'ün mirasçıları olan davalıların da aradan geçen 20 yılı ... süre boyunca hiçbir zaman bu taşınmazlara zilyet olmadıklarını, hak iddiasında bulunmadıklarını ve niza çıkarmadıklarını, aradan 27 yıl geçtikten sonra 2015 yılında tapuda intikal işlemi yaptırdıklarını, ne var ki Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında maliki 20 yıl önce ölmüş kimse adına kayıtlı taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişinin o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebileceğinin belirtildiğini beyanla, dava konusu Trabzon İli Ortahisar İlçesi Çimenli Mahallesi Köybaşı Mevkii 571 ve 572 parsel sayılı taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı payların TMK'nın 713/2 nci maddesi uyarınca iptali ile müvekkili davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının müvekkili davalıların dayısı olduğunu, TMK'nın 713 üncü maddesinin tapuya kayıtlı olmayan veya maliki tapudan anlaşılamayan taşınmazlarla ilgili hükümler getirdiğini, eldeki davaya uygulanma imkanının bulunmadığını, 2011 yılındaki iptal kararından önceki durumun yorum yoluyla eldeki davaya uygulanamayacağını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının" davaya konu taşınmazları 15.03.1990 tescil tarihinden ve hatta daha öncesinden, TMK'nun 713/2 ... maddesindeki "...ölmüş ya da.." ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 günlü, E. 2009/58, K. 2011/52 sayılı iptal kararı ile iptal edildiği tarih aralığında zilyet olarak kullandığı ve bu sürenin iptal tarihi itibariyle en azından 21 yıllık süreye karşılık gelmesi sebebiyle 713 üncü maddede belirtilen zilyetlik süresinin şekli olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Fakat TMK'nun 713/2 hükmüne uygun olarak tescilin talep edilebilmesi için başka bir gereklilik taşınmazlardaki davalılar murisine ait hisselerin malik sıfatıyla zilyed olarak kullanılmasıdır. Yukarıya da alınan Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyasındaki dava dilekçesinde taşınmazlarda davalılara ait hisse oranının fazla yazılmak suretiyle fazla yazılan hisse miktarının düzeltilmesinin talep edilmesinden de anlaşıldığı üzere davacının kendisini taşınmazlarda murise ait hisse üzerinde (en azından kendi kabul ettiği miktarla sınırlı olarak) malik sıfatıyla zilyet olarak görmediği ve böylece hisseler üzerinde malik sıfatıyla zilyed konumunda olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davaya konu taşınmazlardaki 1/9'ar hissenin davalıların murisi adına kayıtlandığı tarih (1990 yılı) itibariyle muris ölüdür(1988 yılında). Anayasa Mahkemesince iptal edilen ölmüş ibaresinin, sağlığında kişi adına kayıtlanan taşınmaz malikinin/hissedarının sonrasında ölmüş olması durumunu ifade etmesi ve olayımızda taşınmazın tapuya ilk tescil edildiği tarih itibariyle zaten murisin ölü olup mirasçıları davalılar adına kayıtlanması gerektiğinin ve böylece "ölmüş" ibaresine dayalı olarak tescilin talep edilemeyeceği anlaşılmış olup davacı ile murisin kardeş olmaları sebebiyle davacının tüm bu süreçlerden haberdar olduğu izaha muhtaç değildir. Sonuç olarak süre itibariyle davacı TMK'nun 713 üncü maddesinde belirtilen olağanüstü zamanaşımı süresince taşınmazda zilyed olarak bulunsa da bu zilyedliğin malik sıfatıyla olmadığının kesinleşen Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davacı beyanlarından ve ayrıca maddenin iptal edilmeden önceki halinde bulunan "ölmüş" ibaresine bağlı olarak tescilin istenebilmesinin taşınmazın kayıtlandığı tarihte malikin sağ olması ve ölmesinden sonra 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetliğin birlikte gerçekleşmesi halinde mümkün olabileceğinin anlaşılması" şeklindeki gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, zira müvekkili davacının yerel mahkeme kararında TMK'nın 713/2 nci maddesindeki ölmüş ibaresinin tapu malikinin sonradan ölmesi halinde uygulanabileceğinin ancak somut olayda tapu maliki olan ...'ün tapuya tescil tarihinde zaten ölü olduğunun, dolayısıyla da tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağının belirtildiğini, yerel mahkemenin bu değerlendirmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını, yasa maddesinde tapu malikinin ne zaman öldüğüne ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini, yerel mahkeme kararın açıkça dosya kapsamı, usul ve yasayla çeliştiğini, ayrıca yargılama giderlerinin de yanlış hesaplandığını, davalılara fazla vekalet ücreti takdir edildiğini, zira bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan ve müvekkili davacı tarafından inşa edilen yapı bedelleri düşülmeksizin hesaplama yapıldığını, dolayısıyla yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de kararın hatalı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davalıların murisi ... çekişmeli taşınmazların tapuya tescil edildikleri tarihte ölmüş ise de, kadastro tespitinin yapıldığı 02.12.1986 tarihinde henüz sağ olduğunu, Yüksek Mahkemenin yerleşik hale gelen içtihatlarına göre, kayıt malikinin tespit tarihi öncesi ölmüş olması ve tapu kaydının ölü kişi adına oluşması durumunda TMK'nın 713/2 nci madesindeki ölüm nedeninin uygulanmasına engel bir durum söz konusu olmadığını, buna karşılık, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ölmüş ancak mirasçıları tespit edilemediği için ölmüş kişinin adı belirtilerek “mirasçıları” adına tespit edildiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu hallerde, kayıt malikinin ölü kişi değil, mirasçıları olduğunun kabulü gerektiği (Emsal nitelikte Yargıtay 8.HD'nin 18.03.2021 tarih ve 2019/837 Esas, 2021/2481 Karar sayılı kararı) dolayısıyla, yerel mahkemenin aksi yöndeki görüş ve değerlendirmeleri mevcut yasal düzenlemelere ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği 25.11.1990 ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının verildiği 17.03.2011 tarihleri arasında yirmi yıllık zilyetlik süresinin dolduğu, bu süre içerisinde taşınmazın tapuda intikal görmediği, davacı tarafın zilyetliğinin malik sıfatıyla olmadığını ispat külfetinin davalı tarafta bulunduğu ancak bu zilyetliğin malik sıfatıyla olmadığına dair dosyaya herhangi bir delil sunulamadığı anlaşılmakla davacı taraf yararına TMK'nın 713/2 nci maddesindeki iktisap koşullarının gerçekleştiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin tapuya tescil tarihinden önce öldüğünden, maddedeki "ölmüş" ibaresini karşılamadığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle iptal kararından sonra açılan davanın da reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, olağanüstü zamanaşımı nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkraları.
Bu davanın hukuki dayanağını teşkil eden 4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer ... "…ölmüş…" sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 ... ve 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararıyla iptal edilmiş ve bu hükmün yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmiştir.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:06:44