Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3225
2023/5345
6 Kasım 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1450 E., 2022/658 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/149 E., 2018/536 K.
Taraflar arasındaki tapu tahsis belgesinin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile devrine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede davacının üst hakkının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince eksik istinaf tebliğ giderlerinin tamamlanması için dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş, ihtaratlı tebliğe rağmen belirtilen eksikliğin giderilmemesi üzerine Mahkemece verilen 20.09.2019 tarihli ek karar ile istinaf talebinin reddine karar verilmiş, hüküm kesinleşmiştir.
Davacı vekilinin 23.07.2020 tarihli eski hâle getirme talepli dilekçesi ile yerel Mahkeme kararına yönelik yeniden istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, Bebek Mahallesi 1262 ada, 59 parsel sayılı taşınmazda bulunan 38 numaralı bağımsız bölümün 20.01.2011 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile müvekkili ...'e sattığını, ... Meclisinin 18.09.2012 tarih ve 600/461 sayılı kararı ile taşınmazın, ... adına tesciline karar verildiğini, ... Meclisinin kararının kanuna ve Anayasa tarafından korunan mülkiyet hakkına aykırı olduğunu, taşınmaz üzerindeki 54 m²'lik bağımsız bölümün Anasti Arabacıoğlu'na ait iken 14.12.1953 tarihinde "Ev Enkazı Satışı" sözleşmesi ile Foto ...'a, 01.02.1965 tarihinde Foto İnceoğlu tarafından Beşiktaş 1. Noterinin 180 yevmiye numaralı "Satış Senedi" ile Emekli Albay ... ... ...'a satıldığını, daha sonra bu taşınmaz için ... ... ...'a tapu tahsis belgesi verildiğini ve son olarak ... ... ... tarafından 20.01.2011 tarihinde müvekkili ...'e Beyoğlu 33. Noterliğinin 00417 yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" ile 71.000,00 TL bedel ile satıldığını, müvekkili tarafından 22.07.2015 tarihinde ... Genel Müdürlüğüne yapılan itirazın 27.08.2015 tarihinde "söz konusu taşınmazın 1951 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında Kadinko ... kızı adına tescil edildiği, 1960 yılında tashih sureti ile Maliye Hazinesine intikal ettiği, 1968 yılında tashihen İstanbul Belediyesine intikal ettiği, ... Meclisi'nin 18.09.2012 tarih ve 600/461 sayılı kararı ile 5737 sayılı yasanın geçici 11. Maddesi (b) bendi kapsamında, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte başvuran vakıf adına tesciline karar verilmiş ve tapuda vakıf tarafından kendi adına kaydedilmiştir" gerekçesiyle reddedildiğini, ... Genel Müdürlüğünün 27.08.2015 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere taşınmazın tapu kaydındaki şerhlere rağmen davalı Arnavutköy Aya Strati Taksiarhi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfına tescil edildiğinin ... olduğunu bildirerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu taleplerin kabul görmemesi hâlinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri göz önünde bulundurularak, müvekkiline üst kullanım hakkı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
-
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın arsa niteliğini haiz olduğunu, taleplerin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve hukuken imkansız olduğunu, dava konusu taşınmaz 5737 sayılı Kanun'un geçici 11 ... maddesi uyarınca müvekkili Vakıf adına tescil edildiğini, bahse konu taşınmazın satış ve sair bir işlem neticesi değil kanun gereği müvekkili adına tescil edildiğini, tapu tahsis belgesinin mülkiyet hakkı sağlamadığını, zilyetlik belgesi sayılan tapu tahsis belgesi sahibine taşınmazın idarece satışı hâlinde öncelik hakkı sağlayan bir belge niteliğinde olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan 38 numaralı bağımsız bölümün satışından bahsedilmiş olmasına rağmen tapu tahsis belgesinin devrine ilişkin herhangi bir beyan ve iddiada bulunulmadığını, müvekkili vakıf adına kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan yapının tapudan bağımsız bir satışa konu olamayacağını ve tapu tahsis belgesine dayalı bir talepte bulunulamayacağını, üst hakkı tesisi için yasal şartların mevcut olmadığını, arsa nitelikli taşınmazdan bağımsız olarak tapu kaydında kaydı dahi bulunmayan bağımsız bölüm olduğu iddia edilen bir yapının satış vaadine konu olamayacağını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
-
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Arnavutköy Aya Strati Taksiarhi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfının 5737 sayılı ... Kanunu'nun geçici 11 ... maddesi uyarınca yapmış olduğu tescil başvurusu neticesinde ... Meclisinin 18.09.2012 tarih ve 600/461 sayılı kararı ile söz konusu taşınmazın, tapu kaydındaki hak ve mükellefiyetlerle birlikte adı geçen Vakıf adına tesciline karar verildiğini bildirerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili; ... Genel Müdürlüğünün 27.08.2015 tarihli yazısından da anlaşılacağı üzere Bebek Mahallesi, 1262 ada 59 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 54 m²'lik ... tapu kaydındaki şerhlere rağmen davalı Arnavutköy Aya Strati Taksiarhi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfına tescil edildiğini, tüm bu açıklamalara rağmen Mahkemece iddiaları dikkate alınmadan dosyanın karara çıkarıldığını, İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/149 Esas ve 2018/536 Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde "kaldırılması" ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda "davanın kabulüne" karar verilmesi talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Geri Çevirme Kararları
-
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2019 tarihli kararı ile; yatırılması gereken istinaf harçlarının yatırıldığı; ancak tebliğ giderlerin yatırılmadığı, Mahkemece HMK'nın 344/1 ... maddesi gereğince yatırılmayan tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderlere ilişkin eksikliğin tamamlanması için davacı vekiline yazılı olarak bildirim çıkarılmadığı HMK'nın 344/1 ... maddesi gereğince davacı vekili tarafından yatırılmayan tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderlere ilişkin eksikliğin tamamlanması için dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
-
Yerel Mahkemece HMK'nın 344 üncü madde prosedürü uygulanmaksızın, tutanakla "istinaf tarihi itibariyle davacının yeterli giderinin bulunduğu, 17.05.2019 tarihi itibariyle davacı yanın 142,50 TL gider avansının bulunduğu tespit edilmiştir" denilerek dosyanın tekrar Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli kararı ile; madde 344 hükmü açık olup burada belirtilen gider avansı dava gider avansından ve delil gider avansından farklı olup istinaf başvuru şartları arasındadır. Hâl böyle iken Mahkemece nihai karar ile ilgilisine iadesine karar verilen gider avansının kendi inisiyatifleri ile Daireye aktarılması da mümkün olmayıp geri çevirme kararına uygun işlem yapılmadığı belirlendiğinden harç eksikliğinin tamamlanması için dosya ikinci defa Mahkemesine iade edilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesi Ek Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 20.09.2019 tarihli ek kararı ile davacı vekiline eksik istinaf avansını tamamlaması için gönderilen 08.07.2019 tarihli muhtıranın 14.07.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen HMK'nın 366 ncı maddesinin yollaması ile 344 üncü maddesi gereğince işlem muhtırasının tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde eksik istinaf avansının dosyaya yatırılmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiş, istinaf talebinin reddine ilişkin 20.09.2019 tarihli karar davacı vekiline 10.01.2020 tarihinde tebliğ olunmuş, ek kararın istinaf edilmemesi üzerine Mahkeme hükmünün 25.01.2020 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi karara işlenmiştir.
D. Ek Karar İstinafı
Davacı vekili Avukat ... tarafından 22.07.2020 tarihli UYAP üzerinden yerel Mahkemenin kesinleşme şerhinin kaldırılarak eski hâle getirme istemiyle verdiği dilekçe ile; davacı vekili olarak İlk Derece Mahkemesince çıkartılan muhtıranın 14.07.2019 tarihinde e tebligat yoluyla Avukat ...'a tebliğ edildiği ve ikmal edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinin davacı ... tarafından henüz öğrenildiğini, davacı asilin vekili Avukat ...'a ve yetki belgesi ile duruşmaya giren ...'ya ulaşamadığını, söz konusu avukatların Türkiye'de olup olmadıklarını, var ise nerede olduklarını öğrenemediklerini, hak kaybı ve mağduriyete engel olmama adına istinaf harcının yatırıldığını, HMK’nın 95 ... maddesi gereğince eski hâle getirme talebinde bulunduklarını belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
E. İlk Derece Mahkemesinin İstinaf Başvurusunu Değerlendirme Kararı
Yerel Mahkemece 24.07.2020 tarihli karar ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, davacı vekili Avukat ... tarafından İlk Derece Mahkemesinin 24.07.2020 tarihli istinaf başvurusunun reddine dair ek kararın kaldırılarak istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 ... ve 2017/149 Esas, 2018/536 Karar sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurulmuştur.
F. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dosyada yeterince avans bulunduğunu, aşırı şekilci bir yaklaşımla yeniden avans yatırılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddinin Mahkemeye erişim hakkını ihlâl eder mahiyette olduğunu, davacının (önceki) vekili Avukat ...’a ve yetki belgesi ile duruşmaya giren Avukat ...’ya ulaşmaya çalıştığını; ancak tüm girişimlerinin boşa çıktığını, Ankara Barosunun Avukat ...'un 26.05.2021 tarihinde kaydının silindiğini bildirdiğini, sonuç olarak Avukat ...'un yaşadığı adli süreç nedeniyle noksan istinaf avansı yatırılmaması bakımından davacıya atfı ... olmayan, umulmayan, beklenilmeyen bir durum olduğunu ve bu şekilde müvekkilinin mağdur olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Temyize Cevap
Davalı ... vekili temyize cevap dilekçesinde; davacı vekiline eksik gider avansı tebliğinin, ilgili vekilin Baro kaydının silinmesinden yaklaşık iki yıl önce tebliğ edildiğini, kötü niyetli olarak kesinleşmiş bir kararı istinaf etme girişimlerinin kabul edilemez olduğunu beyanla temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
D.Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesinin taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile devrine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede davacının üst hakkının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesince reddi kararının istinaf yoluyla incelenmesi sonrasında davacının ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı HMK'nın 95 ... maddesi; "Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir. Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamaz." hükmünü, 96. maddesi; "Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir. İlk derece ve istinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye kadar eski hâle getirme talebinde bulunmak mümkündür. Ancak, nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hâle getirme talebinde bulunulabilir." hükmünü içermektedir.
-
Aynı Kanun'un 97 nci maddesinde; eski hâle getirme dilekçesinde talebin dayandığı sebepler ile bunların delil veya emarelerinin gösterileceği belirlenmiştir.
-
Aynı Kanun'un 344 üncü maddesinde; "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır" hükmü mevcuttur.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:06:44