Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6089
2023/514
25 Ocak 2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı, maliki olduğu 548 parsel sayılı taşınmazın 3898,18 m²’lik kısmına davalı şirket tarafından haksız şekilde müdahalede bulunulduğunu, müdahale sonucu taşınmazın bir kısmının Botan çayı altında kaldığını, tarım arazisi olan taşınmaza zorla dere yatağı statüsü kazandırılmak istendiğini ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı vekili yargılama sırasında, eski hale getirme bedelinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla taşınmaza elatmanın önlenmesini ve 1.000,00 TL üzerinden eski hale getirme bedelinin davalıdan tahsilini istediklerini dile getirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davaya konu parselin nehir yatağı içinde kalan kısmında heyelanlardan kaynaklanan sediment birikmesinin su basmasına, normal enerji üretiminde onaylı proje dışına çıkılmasına neden olduğunu, mevcut elektrik üretim projesinin müştemilatı haline gelmesi nedeniyle kamu yararı kararı alınması için müracaattta bulunulduğunu, somut durumda asıl ihlali gerçekleştiren tarafın davacı olduğunu, Botan çayının söz konusu bölgede yön değiştirmesi nedeniyle 548 No.lu parselin bir kısmının artık nehir yatağı haline gelerek kanun ve yönetmelik hükümlerine göre özel mülkiyetin kullanımından çıktığını, davacının yapmış olduğu doldurma işlemi nedeniyle olası feyazan durumunda Kirazlık HES tesisinin su baskınına maruz kalacağını, davacının ihlalinin DSİ ve teknik bilirkişiler tarafından da tespit edilerek sabit hale geldiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "davalının müdahalesinin kamu yararı kararına dayandığı gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/669 Esas ve 2015/112 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli 2019/155 Esas ve 2019/2358 Karar sayılı ilamında belirtilen "548 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, davalı şirketin kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı, dava dışı DSİ Genel Müdürlüğünce de tamamlanmış herhangi bir kamulaştırma işlem ve/veya işlemlerinin bulunmadığı, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle dava konusu taşınmaz başında uzman bilirkişi kurulu eşliğinde yeniden keşif yapılarak var ise müdahale edilen alanların her türlü tereddütten uzak olacak şekilde ölçekli ve koordinatlı krokide gösterilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar vermesi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "davanın kabulü ile 548 parsel (yeni 781) sayılı taşınmazın 15.06.2021 havale tarihli fen raporu krokisinde B harfi ile gösterilen 4.563,58 m² lik kısmına davalı şirketin müdahalesinin önlenmesine, davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL eski hale getirme bedelinin 23.07.2014 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Davalının herhangi bir müdahalesi olmadığını,
2.Davacı davasını ıslah etmeden eski hale getirme bedelinin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını,
3.Taşınmazın bulunduğu köydeki vatandaşların talebi doğrultusunda davacıya ait araziden geçen yolun iyileştirildiğini, bu yolun şirketin kullanımında olmadığını,
4.Dava konusu yeri tarım arazisi haline getirmek isteyen davacının dava konusu taşınmaza zarar verdiğini belirterek hükmün bozulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini istemiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
Eski hale getirme için bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda hesaplama hatası yapıldığını, ilk raporda el atılan alanın hacmi hesaplanırken 12 metre yükseklik esas alındığı halde 2. raporda 1.96 metrenin esas alındığını ve çelişkiye düşüldüğünü, yargılama giderinin eksik hesaplandığını, en az 5.100,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesini, hükmün bu yönlerden bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkin olup uyuşmazlık elatmanın kim tarafından ve nasıl gerçekleştirildiği, eski hale getirme bedelinin tahsiline karar verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
1.Türk Medeni Kanununun 683 üncü maddesinde, "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" hükmüne yer verilmiştir.
2.Elatmanın önlenmesi istemli davalarda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 16 ncı maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yerin değerinden ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK). Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiştir. Yine Harçlar Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca mahkemece tespit olunacak değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacaktır.
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah kurumu, usulümüzde dava açılmasının hukuksal sonuçlarından olan iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağını karşı tarafın rızası olmaksızın aşmanın yegâne yolu olup temel amacı, dava değiştirme yasağını, hasmın rızasını almaya gerek duymadan aşmak; böylece yeniden dava açma yükünden kurtularak, davaya getirilmesi unutulan vakıaları davaya dahil etmek, dava sebebini değiştirmek ya da ibraz ile ikame edilmesi ihmal edilen delilleri davada ileri sürme olanağını tarafa sağlamaktır. (Tutumlu, M.A., Kuram ve Uygulama Işığında Medeni Usul Hukukunda Islah, 2010, s.17)
- Değerlendirme
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava, elatmanın önlenmesi talebiyle 1.000,00 TL dava değeri üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldıktan sonra 30.01.2015 tarihli raporda belirtilen 697,21 m2 yerin eski hale getirme bedeli üzerinden davacı, eksik harcı ikmal etmiştir. Ancak elatmanın önlenmesi istemli davalarda dava değeri, elatılan arazinin değeri olduğundan tespit edilen bu değer üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekmektedir.
- (1) numaralı bentte belirtilen eksiklik giderildikten sonra elatmanın önlenmesi talebi yönünden yapılacak incelemede;
Dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda davacıya ait taşınmazda davalı tarafın yol açması sırasında çıkan hafriyat nedeniyle el atılan yerin 697,21 m2 büyüklüğünde olduğu, bozma sonrası alınan son bilirkişi raporunda ise hafriyatın geniş bir alana yayıldığı ve toplamda 4.563,58 m2lik bir alana elatıldığı tespit edilmiştir.
Öte yandan davalı taraf cevabında ve temyizinde, taşınmazını tarım arazisi haline getirmek isteyen davacının yaptığı çalışmalar nedeniyle hafriyatın oluşabileceğini dile getirmiştir.
Hal böyle olunca davacının arazisinde yer alan hafriyatın tamamının davalının eylemleri sonucu oluşup oluşmadığı, davalının eylemleri sonucu oluştuğu kanaatine varılırsa tam olarak hangi miktarda alanı kapsadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle dava konusu taşınmaz başında gerekirse tekrar keşif yapılarak var ise; müdahale edilen alanların her türlü tereddütten uzak olacak şekilde ölçekli ve koordinatlı krokide gösterilmesi, 3091 sayılı Kanun uyarınca Tillo Kaymakamlığınca yapılan işlemler de birlikte değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3.Kabule göre de, davacı dava dilekçesinde açıkça elatmanın önlenmesi talebinde bulunmuş olup eski hale getirme bedelinin iadesi isteminde bulunmamıştır. Davacı vekili, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin bozma ilamı sonrası 14.03.2022 tarihli dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında elatmanın önlenmesi ile eski hale getirme tazminatının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödenmesini talep etmiş, bu talebini usulüne uygun harçlandırmaksızın dava açarken yatırmış olduğu 1.000,00 TL üzerinden kabulünü istemiştir. Hal böyle olunca ıslah suretiyle yeni bir talep eklenemeyeceğinden ıslahın usulüne uygun olduğundan söz edilemez. Bu nedenle eski hale getirme bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru değildir.
4.Bozma nedenine göre, davacı ve davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ve davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün
BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
25.01.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:42:19