Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3649
2023/4884
18 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/374 E., 2022/455 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/160 E., 2021/465 K.
Taraflar arasındaki harici satımdan kaynaklanan tapu iptali ve tescil, ikinci kademe tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince tapu iptali tescil talebinin kesin hükme ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1 i, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, davacı tarafın terditli alacak talebinin kabulü ile; 182.385,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/424 Esas, 349 Karar ... dosyasındaki talep bakımından; davanın kısmen kabul, kısmen reddine; 315.642,36 TL'nin birleştirilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte birleştirilen dosya davalısından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, ... Mahallesi, 4862 ada 1 parselde bulunan 52 No.lu bağımsız bölümü 29/07/2012 tarihinde davalıdan satın aldığını ve paranın 5.000,00 TL'si ile 36.000,00 TL değerinde aracını verdiğini, müvekkilin bu tarihten sonra davalının rızası ile dava konusu daireye taşındığını, satım esnasında dairenin tapusu müteahhit firmada olduğundan müteahhit tapu verirken tapunun müvekkile verilmesi şeklinde anlaştıklarını, fakat davalının bu sözüne riayet etmediğini, yapılan sözleşme gereği müvekkilin kalan parayı peyder pey ödeyerek en sonunda 30/08/2013 tarihine kadar toplamda 182.385,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilin kendi üzerine düşen bu edimleri yerine getirdiği halde davalının tapunun devrini vermediğini, satış gününden bu güne dairenin fiyatının arttığını, beyanla dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile her türlü takyidattan ari bir şekilde tapu kaydının iptali ile müvekkil adına kayıt ve tescilini, bu talebin kabul edilmediği takdirde taşınmazın güncel değerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00 TL'nin dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak müvekkile ödenmesini talep etmiştir.
-
Davacı vekili 15/02/2021 tarihli ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde 20.000,00 TL talep üzerinden açtıkları davayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 162.385,00 TL artırarak 182.385,00 TL'ye çıkarttıklarını, ayrıca dava konusu taşınmazın günümüz rayiç değerinin hesap edilerek davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, şayet mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin farklı tarihlerde ödediği ve bilirkişi tarafından tespit edilen miktarların ödendiği tarihlerden itibaren işletilmek üzere bankalarca uygulanan yıllık en yüksek mevduat faizleri üzerinden hesaplanması yapılmak suretiyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
-
Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/160 Esas numarası ile görülen terditli olarak açılan tapu iptali ve tescil ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasında 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile dava değerinin 561.902,95 TL olarak takdir edildiğini, bu davada ilk bilirkişi raporunda kendilerine daha az bir miktar takdir edildiğini ve bu miktar üzerinden davayı ıslah ettiklerini ve bu sebeple bu ek davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek davanın kabulüne, dosyanın Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2020/160 Esas ... dosyası ile birleştirilmesine, fazlaya ilişkin ... saklı tutulmak suretiyle 379.517,95 TL'nin olay tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı tarafın Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/237 Esas ... dosyası ile müvekkil aleyhine dava konusu taşınmaz için tapu iptali tescil davası açtığını, söz konusu kararın istinaf ve Yargıtay kararlarıyla lehlerine sonuçlandığını ve kesinleştiğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava konusu taşınmaz bedelini ödediği iddiasının asılsız olduğunu, davacı tarafın 8 yıldır müvekkile ait taşınmazı işgal ettiğini, Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/213 Esas ... dosyası ile müvekkil tarafından müdahalenin meni ve ecrimisil davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, davanın asıl amacının hakkını aramak olmayıp ... olmayan mülkü haksız surette elde etmek olduğunun açıkça ortada olduğunu, öncelikle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
-
Asıl dava bakımından davacı tarafın tapu iptali tescil talebinin kesin hükme ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1 i, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, davacı tarafın terditli alacak talebinin kabulü ile; 182.385,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Birleştirilen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 315.642,36 TL'nin birleştirilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte birleştirilen dosya davalısından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili; hükmün kısmen reddilen kısmı için istinaf kanun yoluna başvurduklarını, söz konusu ara karar hükmünün 08.11.2021 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak kurulduğunu, işbu bilirkişi raporunun denkleştirici adalet yöntemiyle hesaplandığını, ancak hesaplamaya esas alınması gereken tarihin, hükmün kesinleştiği tarih olmadığını, usul ve yasaya uygun olan HMK'da da belirtildiği gibi bilirkişi raporunun dava tarihinin esas alınarak hazırlanması gerektiğini,
-
Davalı vekili; davacı tarafın tüm aşamalarda dava konusu taşınmazın güncel değerinin tespiti istenilmiş olmakla işbu denkleştirici adalet ilkesi talebi bulunmamasına rağmen bu yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın kabulünde de olduğu üzere davacı tarafın geri isteme hakkını dava açtığı 09.06.2015 tarihinde öğrendiğini ve dava yoluyla bu hakkını elde etmek istediğini ancak davayı kaybettiğini, işbu davanın istinaf ve yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiğini,
09.06.2017 tarihine kadar müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açması gereken davacı tarafın bu hakkını 25.03.2020 tarihinde kullandığını ve yine 30.09.2021 tarihinde Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/424 Esas ... dosyası ile ek bir dava daha açtığını, davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebine havi davasının usulden reddedilmiş olup lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini,
huzurdaki davada davacı tarafın dava açmada hukuki menfaati bulunmadığını ve davacı sıfatı bulunmadığını, huzurdaki davada denkleştirici adalet ilkesinin uygulanamayacağını,
bilirkişi raporunda taraflar arasında yapılan fakat geçersiz ve de hüküm doğurmayan sözleşmede yalnızca belirtilen araç bedeli ile yine geçersiz olan sözleşmede belirtilen 5.000,00 TL nakit paranın da hesaplamaya dahil edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu,
bahsi geçen aracın müvekkiline teslim edilmediğini ve de 5.000,00 TL nakit ödenmediğini, dosya kapsamında araç teslimi ve de ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, bilirkişinin hesaplama yaparken yalnızca sözleşme ve davacı beyanları ile bağlı kaldığını, cevap ve itirazlarını dikkate almadığını, davacı tarafın kendi dava ve 2. cevap dilekçesi ile çelişki halinde olup denkleştirme talebinde bulunarak dava konusu taşınmazın zilyetliğini haksız olarak elinde bulundurduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Taraflar arasında imzalanan 29.07.2012 tarihli sözleşmesinin incelenmesinde Tordemir İnşaat 13. kat daire no:52'yi davalı Sayhan ...'un 180.000,00 TL bedelle davacı ...'a sattığı, kapora olarak 5.000,00 TL ile 36.000,00 TL değerinde sıfır Fiat marka araba aldığı, 30.08.2013 tarihine kadar borcun imkanlar dahilinde ödeneceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Davacı ... ... tarafından davalı Sayhan ... aleyhine davaya konu taşınmazın adına tesciline ilişkin Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden 2015/237 Esas ... dosya ile açtığı davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2017/1356 Esas ve 2018/840 ... Kararıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2018/5641 Esas, 2019/7838 Karar ... ilamıyla onanmasına karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davaya konu taşınmaz, tapuya kayıtlı bir yerdir. Tapulu taşınmazların satış ve devirleri TMK'nın 706, Borçlar Kanunu'nun 213, Tapu Kanunu'nun 26, Noterlik Kanunu'nun 60/3 ve 89 uncu maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmazlar. Yapılan bu tür satışlar mutlak butlanla batıl (yok hükmünde) sayılmaktadır.
07.06.1939 tarih 1936/31 Esas ve 1939/47 Karar ... Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında; “Taşınmazın haricen satışına ve satışı vaadine ilişkin muameleler kanunen geçerli bulunmamış ise de, satıcının bu işte görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi takdirde almış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcıyla aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini üstlenmiş ise bu gibi uyuşmazlıklar Borçlar Kanun'unun 125 inci maddesine göre on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı, ferağdan dönme ve vazgeçme tarihidir” denilmektedir. Şu halde, satıcı geçerli bir sözleşme yapmadığı takdirde aldığı satış bedelini geri vermeye mecburdur. Bu nedenle alıcı, satıcının ferağ vermesini bekler. Ferağ verme yönündeki ümidi kesildiği takdirde, verdiği parayı isteme ... doğar. İşte satış parasının geri verilmesi davalarında zamanaşımının başlangıcı bu ümidin kesildiği veya satışın yapılmasının imkan dahilinden çıktığı ya da tapuda devir yapma olanağının ortadan kalktığı tarih olmaktadır.
Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan dava, BK'nın 125 inci maddesine (6098 ... BK.'nun 146.maddesine) göre 10 yıllık zamanaşımına tabidir. 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi, satış bedeline ilişkin paranın verildiği tarih değil, sözleşme geçersiz olsa da satıcının ... ve ihtiyariyle taahhüdünü her zaman yerine getirebileceği göz önüne alınarak bunun ifasını beklemek durumunda bulunan alıcı için, ancak davaya konu taşınmazın tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkansız hale geldiği tarihtir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/951 Esas ve 2018/10598 Karar ... ilamı).
Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler.
Geçersiz satış sözleşmesi gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi "denkleştirici adalet" düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Bu bakımdan sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkansız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Satım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı bedel belirlenirken, ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE TÜFE artış oranları, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları göz önünde tutulmalıdır.
Öte yandan; bağlanma parası, ... Borçlar Kanunu’nun 177 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sözleşme yapılırken borçlunun alacaklıya vermiş olduğu bir miktar para olup, bir yandan sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak diğer yandan da ispat kolaylığı sağlamak amacıyla verilmiş sayılır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise, aksine bir sözleşme veya yerel adet olmadıkça bağlanma parası, esas alacaktan düşülür.
Sözleşmenin butlan veya iptal gibi sebeplerle geçersiz olması halinde, bağlanma parasını alan alacaklı bunu borçluya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermek zorundadır ( ..., ..., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınevi, Ankara: 2020, s.1322 1323). (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/5815 Esas 2021/13719 Karar ... ilamı)
Eldeki davada; davacının açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının reddi kararı, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2018/5641 Esas, 2019/7838 Karar ... ilamıyla onanması ile 19.11.2019 tarihinde kesinleşmiş olup; bu durumda taraflar arasında yapıldığı iddia edilen harici satım sözleşmesinin ifasının imkansız hale geldiği tarih, bu kararın kesinleşme tarihi olan 19.11.2019 tarihi olup taraflar arasında yapıldığı iddia edilen harici satım sözleşmesinin ifasının imkansız hale geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde birleşen davanın açıldığı, bu sebeple zaman aşımının dolmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir.
İlk derece mahkemesince davacının ödediği bedellere ilişkin bilirkişiden rapor alınmış, 28.01.2021 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafından davalıya 182.385,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmiş, bilirkişi raporunda belirtilen makbuz dekontların incelenmesinde, her ne kadar para davacı dışındaki başka bir hesaptan gönderilmiş ise de, açıklama kısmına "... emlak borcuna mahsuben" yazılmış olması nedeniyle ödemelerin davacı tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Yine sözleşme esnasında 5.000,00 TL ile 36.000,00 TL değerinde sıfır Fiat marka aracın kapora olarak verildiği belirtildiğinden ve sözleşmede davalının da imzası bulunduğundan sözleşmenin aksine 5.000,00 TL kapora ile 36.000,00 TL değerindeki sıfır Fiat marka aracın verilmediğinin ispatı davalıda olup davalı tarafından bu husus ispat edilemediğinden davalının bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir.
Davacı tarafından dava, terditli olarak tapu iptali tescil olmadığı takdirde bedel iadesi talep edilmiş olup terditli taleplerden birinin kabulü durumunda reddedilen ilk talep yönünden davalı lehine vekalet ücreti verilemeyeceği anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf istemi de yerinde değildir.
Davacı vekilince her ne kadar denkleştirici adalet yöntemi ile yapılan hesaplamanın dava tarihine göre yapılması gerektiğinden bahisle karar istinaf edilmiş ise de, denkleştirici adalet ilkesi gereğince paranın alım gücünün ifanın imkansız hale geldiği tarihteki değerinin hesaplanması gerektiğinden ve dosya kapsamında ifanın imkansız hale geldiği tarihin davacının açmış olduğu tapu iptali tescil davasının reddi kararının Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2018/5641 Esas, 2019/7838 Karar ... ile onandığı 19.11.2019 tarihi olduğundan bu tarihe göre hesaplanması usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf istemi de yerinde değildir.
Şu halde, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan taraf vekillerinin bu karara yönelik istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1 b 1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur... " gerekçesiyle taraf vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili; zamanaşımı süresinin dolmadığını, uyuşmazlığın temelinin satım sözleşmesi olduğunu, satım sözleşmesinin konu olduğu uyuşmazlıklarda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmayacağını, ödemelerin üçüncü kişiler tarafından davacı müvekkil adına yapıldığını, bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınması gereken tarihin; hükmün kesinleştiği tarih değil, dava tarihinin esas alınarak hazırlanması gerektiğini,
-
Davalı vekili;
-
09.06.2017 tarihine kadar müvekkil aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açması gereken davacı tarafın bu hakkını 25.03.2020 tarihinde kullanmış ve yine 30.09.2021 tarihinde Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/424 Esas ... dosyası ile ek bir dava daha açtığını davacı tarafın tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını,
-
Davacı tarafın tapu iptali ve tescil talebinin usulden reddedilmiş olmasına rağmen lehine vekalet ücreti takdir edilmediğini,
-
Denkleştirici adalet ilkesine göre TEFE TÜFE endeksleri, altın döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek hesaplama yaptırılıp ayrıca faiz işletilmesinin hatalı olduğunu,
-
Davacı tarafın sözleşmede belirtilen hiçbir edimini yerine getirmediğini ayrıca bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan havaleleri yapan dava dışı kişilerin sözleşme de taraf dahi olmayıp dava konusu taşınmaz ile ilgili de herhangi bir dahili olmamasına rağmen bilirkişi tarafından sunulan raporda hesaba dahil edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, bu itibarla fakirleşme olgusunun davacı taraf yönünden oluşmamış olması nedeniyle iş bu davanın hukuki yarar ve husumet şartı yokluğundan reddi gerektiğini, sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmadığını,
-
Denkleştirici adalet ilkesinin uygulanabilmesi için "fakirleşme meydana gelmesi" ve "ifanın eksiksiz yerine getirilmesi" gerektiğini, davada bu şartların oluşmadığını,
-
Bilirkişi raporunda taraflar arasında yapılan fakat geçersiz ve de hüküm doğurmayan sözleşme de yalnızca belirtilen araç bedeli ile yine geçersiz olan sözleşme de belirtilen 5.000,00 TL nakit paranın da hesaplamaya dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bahsi geçen aracın müvekkile teslim edilmemiş ve de 5.000,00 TL nakit paranın ödenmemiş olduğunu,
-
Davacının 8 yıldır dava konusu taşınmazı haksız işgal ettiğini ve de ödemelerin satışa ilişkin olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satıştan kaynaklanan tapu iptali ve tescil, ikinci kademe tazminat istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
4721 ... ... Medeni Kanunu’nun (4721 ... Kanun) 70 inci, 6098 ... ... Borçlar Kanunu’nun (6098 ... Kanun) 237, 2644 ... Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 ... Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddesi.
-
Kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 2/77 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Buna göre, davacı tarafından bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.
-
Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:16:59