Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6879
2023/462
24 Ocak 2023
Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davada, davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleştirilen davada, çiftçi destekleme bedeli talepli davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ... hakkındaki ecrimisil talepli davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkındaki ecrimisil talepli davaların ise kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar birleştirilen davada davalılar vekili ve davalı birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
İlk Derece Mahkemesi tarafından (davacı birleştirilen dava davalılarından Hatice aleyhine) birleştirilen davada hüküm altına alınan ve ilgili tarafından temyize konu edilen miktar 825,00 TL olup bu miktarın, HUMK'un 5219 sayılı Yasa ile değişik 427 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2016 yılı için miktar veya değeri 2.190,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı birleştirilen dava davalılarından Hatice vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde, muris Ali Çiçek'in 18.09.2009 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak eşi davalı ... ile kardeşleri davacılar Mustafa, Hacıkadın ve Hatice'yi bıraktığını, murisin vefatından sonra dilekçede belirtilen taşınmazlar ve aracın davalı tarafından haksız şekilde kullanıldığını, davalının terekeden 30.000,00 TL'yi de aldığını, 16.11.2011 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığını öne sürerek 30.000,00 TL ecrimisilin miras payları oranında müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir.
-
Birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi ve davalıların kardeşi olan muris Ali Çiçek'in 18.09.2009 tarihinde vefat ettiğini, miras bırakan adına kayıtlı olan taşınmazlarda davalıların da hissedar olduğunu, davalıların muris adına kayıtlı taşınmazlardan haksız şekilde gelir elde ettiğini öne sürerek 41.000,00 TL ecrimisil bedeli ile çiftçi destekleme bedelinin müteselsilen sorumlu olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
-
Asıl davada davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
-
Birleştirilen davada davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2016 tarih ve 2014/82 Esas, 2016/87 Karar sayılı kararıyla; asıl davada, davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleştirilen davada, çiftçi destekleme bedeli talepli davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ... hakkındaki ecrimisil talepli davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkındaki ecrimisil talepli davaların ise kısmen kabul kısmen reddine hükmedilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar birleştirilen davada davalılar vekili ve davalı birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
- Davacılar birleştirilen davada davalılar vekili;
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna yapılan itirazların gerekçesiz reddedildiğini ve Mahkemece bu konuda eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini ileri sürmüştür.
- Davalı birleştirilen davada davacı vekili,
Birleştirilen davada her üç davalı yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
-
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması hâlleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibarıyla da, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali hâlinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
-
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
-
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2004 günlü ve 2004/1 120 96 sayılı kararı).
-
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tâbi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
-
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hâkimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
-
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
-
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
-
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut hâliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
-
Değerlendirme
a. Davacılar birleştirilen davada davalılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl dava davacılar vekilinin aşağıdaki betlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu 477 ada 1 parsel üzerinde bulunan 17 No.lu bağımsız bölüm ile 27 ada 15 (131 ada 2) parsele yönelik dava tarihinden geriye doğru ÜFE uygulanmadan önceki dönemler ecrimisil bedelinin hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca taraflara emsal sunmaları için süre verilmediği gibi re'sen de bir araştırmanın yapılmadığı görülmektedir.
-
Hâl böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş öncelikle yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca benzer yerlerin kira sözleşmeleri getirtilerek (re'sen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) araştırma ve inceleme yapılması, akabinde 477 ada 1 parsel üzerinde bulunan 17 No.lu bağımsız bölüm ve 27 ada 15 (131 ada 2) parsele yönelik ilk dönem için rayiç kira bedeli belirlenip sonraki ilerleyen yıllara ÜFE artış oranı yansıtılarak ecrimisil belirlemesi yapılması gerekirken, (yetersiz bilirkişi raporu ile) tam tersi yol izlenerek emsal kira sözleşmeleri karşılaştırılmadan, ÜFE uygulanmadan ve geriye doğru yapılan hesaplama üzerinden hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
b. Davacılar birleştirilen dava davalılarından Mustafa vekilinin birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
-
Somut olayda; tarla niteliğinde bulunan taşınmazlara ilişkin münavebe ürünleri getirtilmemiş olup, taşınmazların nadas durumları da yeterince araştırılmadan sonuca gidildiği görülmektedir. Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda birleştirilen dava tarihi (12.10.2010 12.10.2015) yerine asıl dava tarihi baz alınarak hesaplama yapıldığı gibi 110 ada 2 ve 143 ada 10 parselin davalılardan Mustafa’nın tasarrufuna olup olmadığı, var ise kullanım şekli belirlenmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
-
Bu durumda, Mahkemece, dava konusu taşınmazlar yönünden ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara ait münavebe verilerinin il veya ilçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden temin edilerek taşınmazların hangi yıllarda nadasa bırakıldıklarının belirlenmesi, yine 110 ada 2 ve 143 ada 10 parselin davalılardan Mustafa’nın tasarrufuna olup olmadığı, var ise kullanım şeklinin tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilmesi, ondan sonra birleştirilen dava tarihi dikkate alınarak 12.10.2010 12.10.2015 dönemleri arası (yukarıda izah edilen ilkelere uygun, denetime elverişli ve talep edilen dönemleri kapsar şekilde) ziraat bilirkişilerinden ecrimisil hesaplaması yapılmasının istenmesi, akabinde hasıl olacak sonuca göre (her bir parsel yönünden ayrı ayrı olmak üzere) dosya kapsamına uygun (ve kazanılmış haklar da dikkate alınarak) bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetli değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Davacı birleştirilen dava davalılarından Hatice’nin birleştirilen davaya yönelik temyizi yönünden davacı birleştirilen dava davalılarından Hatice vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
-
Davacılar birleştirilen davada davalılar vekilinin asıl davaya yönelik temyizi yönünden;
a. (3.a.1.,) numaralı bentte açıklanan asıl davada davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
b. (3.a.2, 3.a.3.,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl daya yönelik hükmün BOZULMASINA,
- Davacı birleştirilen dava davalılarından Mustafa vekilinin birleştirilen davaya yönelik temyizi yönünden; (3.b.1, 3.b.2,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, birleştirilen dava davalılarından Mustafa vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleştirilen davaya yönelik hükmün BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı birleştirilen davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
HUMK'un 440/III 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince ilâma karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:42:48