Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2587

Karar No

2023/4197

Karar Tarihi

27 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/211 E., 2022/286 K.

KARAR: Davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine

Taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; davacı adına kayıtlı 2954 ve 2957 parselde kayıtlı taşınmazlar davalının yol geçirmek, 3 adet elektrik direği dikmek ve tel geçirmek suretiyle işgal ettiğini, ayrıca bu kısımlardan kum çıkarmak suretiyle toprak kaymasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davaya konu taşınmazda davalının işgalinin sonlandırılarak muhdesatın kâl’ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının 03.09.2004 tarihli muvafakatnameyle davalının ihtiyacı olan elektrik direği ve hattın taşınmazdan geçirilmesine kum ocağındaki faaliyeti sona erene kadar izin verdiği, 16.05.2010 tarihli sözleşmeyle davacının elektrik direkleri ve hattan dolayı zararı nedeniyle davalı tarafından ödeme yapıldığı ve bu tarihten sonra her yıl için yol kullanımı ve elektrik direği geçirme parası olarak 2.000,00 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 2012 yılında sel felaketi sebebiyle davacının taşınmazlarının zarar gördüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davacı vekilinin dava konusu 2957 parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddine, 2954 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; taşınmazın tarla vasfıyla davacı adına kayıtlı olduğu, keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişi raporuna göre, 2954 parselin krokide A ile gösterilen kısmının sel suları ve taşkınlar sebebiyle dereye gittiği, B ile gösterilen kısmının toprak yığını olduğu, davaya konu taşınmaz üzerinde elektrik direği olmadığı fakat iki elektrik direği arasındaki hattın 2954 parsel üzerinden geçtiği ve halen mevcut olduğu, davanın reddine karar verilmiş ise de davacının tapu maliki olduğu, davalının tapudan kaynaklanan bir hakkı olmadığı, davacının 03.09.2004 tarihli noter huzurunda imzalamış olduğu muvafakatname ile davaya konu taşınmaz üzerinden davalının ihtiyacı olan elektrik direği ve havai hattın davalının ihtiyacını gidermek üzere ücretsiz olarak geçirilmesine muvafakat ettiği, davalı tarafından dosyaya üç adet adi yazılı ve tarihsiz sözleşme sunulduğu, bu sözleşmelerde davacının kiraya veren, davalının da kiralayan sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davacı tarafın bu belgelere itirazı olmadığı fakat kendisine ödeme yapılmadığına yönelik itirazı olduğu, bu sözleşmelerden ilkinde, 16.05.2010 tarihine kadar davacının tüm alacaklarının ödendiği, 16.05.2010 sonrası için her sene kullandığı müddetçe 2.000,00 TL kira ödeneceğinin kararlaştırıldığı, daha sonra imzalanan sözleşmede 20.06.2010 20.06.2011 arası dönem için 2.000,00 TL kira bedelinin ödendiğinin belirtildiği, son imzalanan sözleşmede ise 20.06.2011 20.06.2012 arası dönem için 2.000,00 TL kiranın ödendiğinin belirtildiği, 22.10.2012 tarihinde sel felaketi nedeniyle davalıya ait işletmenin faaliyetinin sona erdiği, davacının eldeki davayı açmakla muvafakatı geri aldığı, ayrıca muvafakatın davalının iş yeri faaliyeti sona erene kadar devam edeceği, 03.09.2004 tarihli muvafakatnamede kararlaştırıldığından, davalının iş yeri faaliyetinin de 22.10.2012 tarihinde sona erdiği, her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacının mülkiyet hakkına dayanan el atmanın önlenmesi kabulüne karar verilmesi, iş yeri faaliyetinin sona erdiği tarih ve davacının talebi de dikkate alınarak davacı lehine ecrimisile hükmedilmesi, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarına göre davalının iş yeri faaliyeti devam ederken kullandığı elektrik direklerine ait havai hattın, iş yeri faaliyeti sona ermiş olsa bile, davaya konu 2954 parsel üzerinden geçtiği sabit olduğuna göre, havai hattın kaldırılmasına yönelik kal talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 28.09.2022 tarihli ve 2021/211 Esas, 2022/286 Karar sayılı kararı ile davacının mülkiyet hakkı bulunan 20.06.2012 22.10.2012 tarihleri arasındaki davalının el atması nedeniyle davacı lehine ecrimisile hükmedilmesine, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, davalının iş yeri faaliyeti devam ederken kullandığı elektrik direklerine ait havai hattın, iş yeri faaliyeti sona ermiş olsa bile davaya konu 2954 parsel üzerinden geçtiği sabit olduğundan havai hattın kaldırılmasına yönelik kal talebinin de kabulüne karar verildiği belirtilerek ecrimisil bedeline hükmedilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş yeri faaliyetinin sona erdiği tarih olan 20.06.2012 tarihiyle dava tarihi olan 24.01.2014 arası ecrimisil hesaplanması gerektiğini, davanın 10.000,00 TL’den açıldığı için reddedilen kısım için belirlenecek vekalet ücretinin davacı lehine belirlenen vekalet ücretinden fazla olmaması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir..

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; meydana gelen zararın selden kaynaklı olduğunu, verilen muvafakattan geri dönülmesinin mümkün olmadığını, ecrimisil için de kötü niyetli olunması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir..

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

Hemen belirtmek gerekir ki; T.C. Anayasası'nın 141/3 maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1 c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.

Buna göre hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerekir.

Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile; hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.

Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Az yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 gün ve E:2010/1 86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11 195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11 344, K:436 sayılı kararlarında olduğu gibi birçok kararında da, benimsenmiştir.

Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4 3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297 nci (Mülga HUMK'nun 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Yine HMK'nın 27 nci maddesinin (HUMK'nun 73. m) 2 nci bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.

Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

  1. Değerlendirme

  2. Somut olayda; mahkemece hükmün gerekçe kısmında: davacının mülkiyet hakkına dayanan 20.06.2012 22.10.2012 tarihleri arası için el atmanın önlenmesinin kabulü ile davacı lehine ecrimisile hükmedilmesine, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, davalının iş yeri faaliyeti devam ederken kullandığı elektrik direklerine ait havai hattın, iş yeri faaliyeti sona ermiş olsa bile davaya konu 2954 parsel üzerinden geçtiği sabit olduğundan havai hattın kaldırılmasına yönelik kâl talebinin de kabulüne karar verildiği belirtilmesine karşın hüküm kısmında sadece ecrimisil talebi yönünden kabulüne karar verilmiş, diğer talepler olan el atmanın önlenmesi ve kâl talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığından 6100 sayılı HMK’nın 297 nci hükmüne aykırılık oluşturan bu husus hükmün bozulmasını gerekmektedir.

  3. Kabule göre de; İcra ve İflas Kanunu'nun 30 uncu maddesi hükmü gereğince bir işin yapılmasına dair olan ilamın icra müdürlüğüne verilmesi üzerine borçluya bir icra emri gönderilerek ilamda gösterilen süre içinde ve eğer süre verilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanları tayin edilerek icra müdürlüğü tarafından o işin yapılması emredilir. Borçlu emir gereğini yerine getirmezse lazım gelen masraf icra müdürü tarafından bilirkişiye hesaplattırılarak ayrıca bir hüküm gerekmeksizin bu masraf borçludan tahsil edilir. Bu nedenle yıkım masraflarının hesaplanarak davalı taraftan tahsiline karar verilmesi doğru değildir. Bu husus hükmün infazı aşamasında halolunacak bir husustur. Bu nedenle infaz aşamasında dikkate alınacak kâl masrafı konusunda hüküm fıkrasının 1 inci bendinde karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

27.09.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevapyargılamatemyizvı.kararımahkemebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:28:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim