Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3003
2023/4051
21 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/154 E., 2022/326 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/104 E., 2021/118 K.
Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davalı Hazine yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkiline ait; Karaman ili, Ermenek ilçesi, Balkusan Köyü, 160 ada 10 parselde kayıtlı 1.640,79 m² bahçe vasfındaki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tespit ve sonrasında tescil edilip ardından da Devlet Su İşleri Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazda işgalci olmayıp babasının 1967 yılından önceleri de bu arazileri kullandığını ve vakıf arazisi olarak tescil edilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek; dava konusu taşınmazın kamulaştırıldığı tarih itibarıyla müvekkili adına mülkiyetinin tespitini ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
-
Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, esasen vakıf taşınmazlarının türü ne olursa olsun zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, 935 tarihli 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 8 inci maddesinin "Vakıfların doğrudan hayrattan olan gayrimenkulleri rehnedilemez." hükmünü amir olup hayrat niteliğindeki vakıf taşınmazlarının zilyetlikle kazanılamayacağının belirtildiğini, Vakfın hayrat olduğu anlaşılırsa 1935 sayılı Yasa gereği davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, vakfın hayrat olmadığının tespitinde ise dava konusu taşınmazın 903 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 13.07.1967'ye kadar kazanmaya yeterli zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması için mahallinde yerel bilirkişilerle yapılacak keşifte 1947 1967 tarihleri arasında taşınmazın niteliğinin, üzerindeki bitki örtüsünün, ne kadar süredir ne şekilde kullanıldığının, meyve ağaçlarının yaşı, sayısı, aşılanma tarihleri ve durumlarının tespit edilerek taşınmazın toprak yapılanmasıyla ilgili değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir rapor düzenlenmesi gerektiğini beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir.
-
Davalı Hazine vekili; öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, dava konusu 160 ada 10 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinde hâlen "..." yazılı ise de 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereğince DSİ tarafından yapılan kamulaştırma işlemi sonucu 2013 yılında Hazine adına tespit ve tescil edilmiş olup bu işlemin yasa gereği yapılması nedeniyle Hazine'nin davada taraf sıfatı bulunmadığından husumet itirazında bulunduklarını, davanın Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinde belirtilen hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 1967 yılı öncesinde sürdürdüğü zilyetliğe ilişkin olarak taşınmaza ait vergi borçlarının ödendiğini gösterir resmî kayıt ve belgelerin davacı tarafından mahkemeye delil olarak sunulamadığını, dava konusu taşınmazı 1967 yılının en az 20 yıl öncesinde zilyet edindiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, nizasız ve kesintisiz kullanma şartı da gerçekleşmediği için kazandırıcı zamanaşımı hükümlerinin de uygulanma imkânı bulunmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dava konusu taşınmazın davacıya babasından kaldığı, 1967 öncesinde de arazilerin müvekkilinin ataları tarafından kullanılıyor olup taşınmazın kamulaştırıldığı tarih itibariyle müvekkilince kullanıldığı, davanın kadastro tespitinin yapıldığı 2007 yılından önceki nedenlere dayandığı, kadastro tespitinin 08.01.2008 tarihinde kesinleşerek tapu kaydının Vakıf Genel Müdürlüğü adına oluştuğu, davanın ise 09.07.2020 tarihinde açıldığı, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, kadastro öncesi hukuki sebeplere dayalı olarak hak iddialarının kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihinin üzerinden on yıl geçtikten sonra ileri sürülemeyeceği, dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce 14.08.2013 tarihinde Hazine adına kamulaştırma açıklamasıyla tescil edildiği..." gerekçesiyle davanın, Vakıflar Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, Hazine yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili; dava konusu yerin, Vakıf adına değil, kadastro sonucunda şahıs adına tapulandığı tüm yöre halkınca bilinmektedir.
-
Kadastro zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak değerlendirilmesi hatalı olup, dava açıldığında da 10 yıllık süre zaten dolmamıştır.
-
Benzer durumdaki bir arazi taşınmaz şahıs adına kaydedilmiş olup farklı durumlara maruz kalan şahıslar vardır.
-
Taşınmazın, 1967 yılından önce vakıfa ait olduğu davalı tarafça ispat edilememiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dosya içeriği ve toplanan delillere göre dava konusu 160 ada 10 parselin kadastro tespitinin kesinleştiği 08/01/2008 tarihi ile dava tarihi 09/07/2020 arasında 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından ve hak düşürücü süre taraf sıfatından önce gözetileceğinden Vakıflar Genel Müdürlüğüne yöneltilen davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, dava açılırken Hazine davalı olarak gösterilmemiş, yargılama sırasında davacı vekili tarafından 05/01/2021 tarihli dilekçe ile davaya dahil edilmeleri talep edilmiş, dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya devam olunmuş ve hüküm kurulmuş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 124/3. maddesinde yer alan “Maddi hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir.” düzenlemesi dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Usul hukukumuzda mecburi dava arkadaşlığı dışında dahili dava müessesesi bulunmayıp, HUMK'un 49 52 maddeleri (6100 s. HMK. md. 61 vd.) uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi, ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliğinin olanaklı bulunmadığı ve husumetin mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği açıktır.
Dahili dava yoluyla taraf sıfatı kazanamayacağından Hazineye yöneltilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine ilişkin nedenlerle kabulüne, HMK'nın 353/1 b.2 maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının kaldırılarak, kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm tesisine;
1 Davanın Vakıflar Genel Müdürlüğü yönünden hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
2 Dahili davalı Hazineye yöneltilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı vekili; Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından araziler haksız elde edilmiştir. Aynı bölgede kadastro mahkemelerince verilen farklı kararlar neticesinde bir kısım taşınmazların şahıslar adına, bir kısım taşınmazların da Vakıf adına tescil edilmesi eşitliğe aykırıdır. Zamanaşımı yönünden yapılan gerekçelendirme hatalıdır. Dava açıldığında zamanaşımı süresi dolmamıştır. Müvekkil araziyi 1967 yılından beri kullanmakta olup ağaçlar ve ev yönünden hesaplama yapılmaması hatalı olmuştur. Yargıtayın aynı konuya ilişkin farklı dairelerden çıkan farklı kararları yeknesaklığı bozmaktadır.
-
Davalı Hazine vekili; Hazine yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; fakat bu kapsamda vekâlet ücreti taktirine yer olmadığna dair karar verilmesi hatalı olmuştur. Müvekkil idare dava açılmasına sebebiyet vermemiştir. HMK'da dahili davalı müessesesi yoktur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mülkiyetin tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri.
-
Bilindiği üzere ve kural olarak tespit davalarında; tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.” denilmektedir.
-
6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin (h) bendine göre, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115 inci maddesi uyarınca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır ve dava şartı noksanlığının tespiti hâlinde davanın usulden reddine karar verir.
-
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesat aidiyetinin tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddeleri şöyledir;
“A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği
III. Arazideki yapılar
- Arazi ve yapı malzemesi
b. Tazminat
Madde 723 Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir.
Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.
IV. Araziye dikilen fidanlar
Madde 729 Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.”
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:31:19