Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2648
2023/4001
21 Eylül 2023
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/734 E., 2022/434 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2013/322 E., 2018/61 K.
Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.05.1995, 19.07.1995 ve 03.01.1996 tarihli harici satış sözleşmeleri ile davalı ... ve diğer davalıların murisi olan ... ile dava dışı ...'den dava konusu 238 ada 4 ve 23 parsel sayılı taşınmazlardaki hisselerini satın alıp bedelini de ödediğini, davalıların taşınmazın tapusunu kendisine devretmediğini belirterek dava konusu taşınmazlardaki davalılar adına kayıtlı payların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde ödemiş olduğu bedelin dava tarihi itibariyle güncel değerinin davalılardan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile 2. kademedeki talebi yönünden davalı ...’dan 126.380,00 TL’nin, ... dışındaki diğer davalılardan ise 169.387,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; harici satış senetlerinin hukuken geçersiz olduğunu, davalı ... yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, sözleşmelerde müvekkilinin imzasının olmadığını, vekaleten imzalanmış olduğu iddia edilen sözleşmelerden müvekkilinin haberinin olmadığını, davalı ... mirasçıları bakımından da öncelikle zamanaşımı ve imza itirazında bulunduklarını, hiç bir şekilde para ödemesi yapılmadığını, iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukanda tarih ve sayısı belirtilen karan ile; "tapulu taşınmazlann satışına ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılmadıkça geçersiz olduğu, davalının iddialarının aksine zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu, ..., ... ve ...’nin kardeş olup eşit oranda pay sahibi oldukları göz önüne alınarak ...’ın sorumlu olduğu bedelin 42.126,97 TL olarak (56.922,39 TL + 69.458,53 TL/3=42.126,97 TL,) hesaplandığı, muris ...’nin imzası mirasçıları tarafından inkar edilmekle imzaların murise ait olduğu yönünde Adli Tıp Kurumunca imzanın kuvvetle muhtemel ...’nin eli ürünü olduğunun bildirildiğinden kesin kanaat içeren rapor tanzim edilmediği" gerekçesiyle, ...’nin mirasçısı olan davalılar aleyhine açılan davanın reddine, davacının tapu iptali ve tescil davasının reddine, davalı ... aleyhine açılan alacak davasının kısmen kabulü ile toplam 42.126,97 TL alacağın 10.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 19.07.2013 tarihinden, bakiye 32.126,97 TL’sinin ıslah tarihi olan 17.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından diğer davalılar aleyhine açılan alacak davasının reddine" şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1 .Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen kısmen red kararının yasaya ve usule aykırı olduğunu, bir kısım davalıların murisi ...'ye ait satış akitlerindeki imza yönünden iki kez rapor alındığını ve her iki raporda da imzaların ...’ye ait olduğunun belirlendiğini, ihbar olunan ... ile dinlenen tanık beyanlarına göre de satışların gerçekleştiğini, davalıların yeniden para almak için tapuda devre yanaşmadıklarını, imzaların ve sözleşmelerin gerçeği yansıttığını, bu nedenle harici sözleşme tarihinden bu yana müvekkilinin taşınmazı kullanıyor olması da dikkate alınarak davalarının haklılığının ispatlandığını, ayrıca her bir mirasçının murisin borcunun tamamından sorumlu olup, güncel değerin bölünerek hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Adli Tıp Kurumu raporlarında dava konusu satış sözleşmelerindeki imzanın muris ...'nin eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmediğinden sözleşmelerdeki ... ismine atfen atılan imzaların ...'ye ait olduğunun kabul edilemeyeceği, Yerel mahkemece, dava konusu sözleşmelere konu olan taşınmazlara ilişkin davacı tarafından ödenmiş olan bedel yönünden hükme esas alman hesap bilirkişi heyeti raporunda; dava tarihi itibariyle güncellenen bedeller doğrultusunda 15.05.1995 tarihli sözleşme ile 19.07.1995 tarihli sözleşmelerde satıcı sıfatıyla isimleri geçen ..., ... ve ... kardeş olup, eşit oranca pay sahibi oldukları göz önüne alınarak ...'ın sorumlu olduğu bedelin 42.126,97 TL olduğunun tespiti ile davalı ... aleyhine açılan alacak davasının kısmen kabulüne ve muris ... mirasçıları aleyhine açılan alacak davasının reddine dair yerel mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararma karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, harici satış sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde alacak isteğine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
Tapulu taşınmazların satışı resmi şekil koşuluna tabi olup, haricen satışı TMK’nın 706, BK’nın 213 (6098 sayılı BK’nın 237 nci), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince geçersizdir.
-
Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.
-
Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:31:19