Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/996

Karar No

2023/3965

Karar Tarihi

20 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2018/1985 E., 2021/127 K.

KARAR: İstinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ: Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2012/35 E., 2017/93 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; dava konusu olan, çayır vasıflı taşınmazlarda müvekkilinin malik olduğunu, davalıların dava konusu taşınmazları haklı ve geçerli bir neden olmaksızın tarım yapmak suretiyle kullandıklarını, fuzuli şagil olduklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazlara el atmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Bir kısım davalılar; davaya konu taşınmazlara müdahalelerinin olmadığını, davacı tarafın dava tarihine kadar herhangi bir talebinin bulunmadığını, davacının kullanımına engel olunmadığını, sadece ...'nin taşınmazların bulunduğu yerde yaşadığını, diğer davalıların Almanya'da ve İstanbul'da ikamet ettiklerini, yine aynı şekilde davacı tarafla davalılar arasında rızai taksim yapılmadığını, rızai taksim yapılmadığı için davacı tarafın kendine göre yerler seçip bu yerler ile ilgili dava açmasının iyi niyet kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacı adına kayıtlı 524, 502 ve 505 parsel sayılı taşınmazların 1972 yılında davacıdan bedeli karşılığında satın alındığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: “...davaya konu taşınmazların davacı adına kayıtlı olmasına karşın dinlenen mahalli bilirkişi beyanına göre davalılar tarafından kullanıldığı, bu taşınmazlar yönünden davalılar tarafından kullanıldığının keşfen sabit olduğu...” gerekçesiyle davacının bağımsız malik olduğu 502, 505 ve 524 parsel sayılı taşınmazlardan yararlanmasının tamamen engellendiği kanıtlandığından mutlak el atmanın önlenmesine, “...paydaşı olduğu taşınmazlar bakımından ise intifadan men koşulunun gerçekleştiğinin ispatlanamadığı...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek İlk Derece Mahkemesince TMK'nın 693/1 2 ve diğer yasa hükümleri ile yerleşik Yargıtay kararları dikkate alınmadan karar verildiğini, vekalet ücretinde hata yapıldığını, fahiş bir ücrete hükmedildiğini savunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesince: “...dava konusu 502, 505, 524 parsel sayılı taşınmazlarda davacının bağımsız malik olduğu, anılan üç parça taşınmazda davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir hakkının da bulunmadığı, diğer taşınmazların ise paylı mülkiyete tâbi olup davacı ve davalıların paydaş oldukları, taşınmazların tamamının davalılar tarafından kullanıldığının keşfen sabit olduğu, davacı tarafından mülkiyet hakkından kaynaklanan el atmanın önlenmesi istemi ile açılan davada, davalıların parsel bazından paylaşım yapıldığı, davaya konu taşınmazların paylarına isabet eden taşınmazlar olduğu savunmasında bulundukları, davacının kayden maliki bulunduğu 502, 505, 524 parsel sayılı taşınmazlarda davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir haklarının bulunmadığı, haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalılar tarafından tarım yapmak suretiyle kullanıldıklarının keşfen sabit olduğu benimsenerek 502, 505 ve 524 parseller bakımından TMK'nin 683 üncü maddesi uyarınca mutlak el atmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; davaya konu 519 ve 480 parsel sayılı taşınmazlara gelince, davacı ve davalıların paylı mülkiyet üzere malik oldukları, taşınmazların davalılar tarafından tarım yapmak suretiyle kullanıldığının sabit olduğu, davalılar davacının paydaş olduğunu kabul etmekle birlikte muristen intikal eden taşınmazlarda parsel bazında paylaşım yaptıklarını, davacının kullanımına bırakılan taşınmazlar bulunduğunu savunmuşlarsa da, tüm paydaşları kapsayan bir paylaşımın varlığına dair somut bir delil sunulamadığı gibi parsel bazında yapılan taksimin de geçerli olmadığının Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de benimsendiği gözetildiğinde muristen intikal eden taşınmazlarda parsel bazında yapılan paylaşımlara itibar edilemeyeceği, kullanımına engel olunan taşınmazlar bakımından paya vaki el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken intifadan men olgusunun gerçekleşmediği değerlendirmesi ile 519 ve 480 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu…” gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1 b 2 nci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak 502, 505, 524 parseller bakımından mutlak el atmanın önlenmesine; 519 ve 480 parseller bakımından ise paya vaki el atmanın önlenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlarda kullanımları olmadığını, taşınmazların kullanımına engel olunmadığını, taşınmazların kendilerine satılmasına karşın tapuların devredilmediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bir kısım davalılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim