Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2809
2023/3617
4 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Davacı birleştirilen davada davalı vekili, 45 ada 131 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalılar birleştirilen dava davacılarına ait 45 ada 35 parsel sayılı taşınmazın zemindeki dükkanın kendi taşınmazına tecavüzlü olduğunu belirterek, el atmanın önlenmesi ve yapının kâl'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
-
Davalılar birleştirilen dava davacıları, taşınmazın 75 80 yıl önce murisleri tarafından inşa edildiğini, inşaatta taşma olmadığını, taşma varsa bile bu durumun kendi kusurlarından kaynaklanmadığını, iyi niyetli olduklarını belirterek öncelikle davacının taşınmazında başlayan inşaatın durdurulması, taşkınlık var ise kâl’i ile taşkın kısmın tapusunun iptali ile birleştirilen dava davacıları adına tescili talebinde bulunmuşlardır.
II. CEVAP
-
Davalılar birleştirilen dava davacılar vekili, asıl davanın reddini savunmuştur.
-
Davacı birleştirilen davada davalı vekili, birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile elatmanın önlenmesi taleplerinin reddine, temliken tescil taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleştirilen dava davalısı ... vekili ve davalılar birleştirilen dava davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 11.11.2019 tarihli, 2019/969 7563 E. K. sayılı ilamı ile; ''...Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalılar birleştirilen dava davacıları vekilinin temyiz itirazlarının reddine; davacı birleştirilen dava davalısı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yapılan keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişisi ve inşaat mühendisi bilirkişinin 15.05.2015 havale tarihli raporu ve krokisine atıf yapılarak, dava konusu 45 ada 131 parsel sayılı taşınmazda A harfi ile gösterilen 2,48 m2'lik kısmının tapusunun iptaline ve iptal edilen bu kısmın ifraz edilerek 45 ada 35 parsel sayılı taşınmaza tevhidine karar verilmiş ise de, (A) ile gösterilen yerin bölünerek ifrazının mümkün olup olmayacağı onay makamı olan il idare kurulundan sorulmamıştır. Taşınmazla ilgili düzenlenen fen bilirkişisinin ifraz krokisi ve raporu müzekkere ekinde ilgili il idare kuruluna gönderilmediğinden ve bu makamın onayı alınmadığından iptal ve tescile konu olan yerin ana taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığı açıklığa kavuşturulmuş sayılmaz. Ayrıca, mahkemece yeniden keşif yapılarak, yapı ve zemin değeri güncel olarak belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacı birleştirilen dava davalısı çaplı taşınmazına elatıldığı iddiasıyla açtığı davada haklı olduğundan bu dava yönünden aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir...'' gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'ın davasının reddine, birleştirilen 2014/407 Esas sayılı dosyanın davacılarının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile;
Davacılarının men’i müdahale taleplerinin reddine,
Davacıların temliken tescil taleplerinin kabulü ile; dava konusu 45 ada 131 parsel sayılı taşınmazın kadastro fen bilirkişisi ve inşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 11.08.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ve eki haritasında A harfi ile gösterilen 2,55 m2 'lik kısmının tapusunun iptaline ve tapusu iptal edilen bu kısmın ifraz edilerek Yozgat ili, Yerköy ilçesi, Yeni Mahalle 45 ada 35 parsel sayılı taşınmaz ile tevhidine, söz konusu ifraz ve tevhit işleminin Yerköy Tapu Müdürlüğünce resen yapılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleştirilen dava davalısı ... vekili ve davalılar birleştirilen dava davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı birleştirilen dava davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların davacı taşınmazına tecavüzünün sabit olduğu halde asıl davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bozma sonrası alınan bilirkişi raporlarında tecavüzlü alan için belirlenen bedelin bozma öncesine göre daha düşük hesaplandığını, ayrıca tecavüzün zeminden üç kata kadar mevcut olduğu düşünüldüğünde hükmedilen bedelin düşük kaldığını beyanla asıl davanın reddine dair verilen hükmün bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalılar birleştirilen dava davacıları vekili temyiz dilekçesinde; davacının taşınmazında bir küçülme yokken tecavüzün varlığının kabulü ile belirlenen alanın ifrazına ve temliken tesciline karar verilmesinin adalete aykırı olduğunu, öncelikli taleplerinin tecavüz olmadığı takdirde davacının davasının reddi, tecavüz var ise temliken tescil yönünde olduğunu, davacının tecavüze dair iddiası reddedilmişken tecavüz varmış gibi zemindeki sözde taşma için bedel ödeyip bu kısmın ifraz edilerek temliken tescile dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, hükmün bu yönüyle çelişki içerdiğini, taşınmazların birbirine tecavüzlü gibi görünme sebebinin ölçüm teknolojilerinin farklılaşmasından kaynaklığı dosya kapsamındaki tüm bilirkişi raporlarında belirtilmişken, özellikle de dava konusu ada içerisinde tüm parsellerdeki taşınmazların sanki birbirine tecavüzlü gibi göründüğü ve bu hatanın yenileme kadastrolarıyla giderileceği ortaya konmuşken müvekkillerin davacıya bedel ödemesi hukuka aykırı olduğunu beyanla hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, el atmanın önlenmesi ve kâl; birleştirilen dava 4721 sayılı TMK’nın 724’üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri.
-
TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723 üncü ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
- TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bukişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
- Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir (Sübjektif koşul).
İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır.
Bu koşul dava tarihine ve objektif esaslara göre saptanmalı, fazlalık ilk bakışta da kolayca anlaşılmalıdır. İnşaatın kapsadığı alanın ifrazı kabil ise arsa değeri yalnız bu kısma göre, aksi halde tamamının değerine göre bulunmalıdır. İnşaatın kaldırılmasının arazi ve malzemeye vereceği zarar, kaldırılmasıyla malzeme sahibinin elde edeceği yarardan daha fazla ise inşaatın kaldırılması fahiş bir zarara yol açacaktır (Objektif koşul).
c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.
- Uygun bedel genellikle yapı için gerekli olan arsa miktarının dava tarihindeki gerçek eğeri olarak kabul edilmekte ise de büyük bir taşınmazın bir kısmının devri gerektiğinde geri kalan kısmın bedelinde noksanlıklar meydana gelecekse, bunlar taşınmaza bağlı öteki zararlar da göz önünde bulundurularak hak ve yarar dengesi kurulması suretiyle hesaplattırılmalı, iptale konu zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar karşı davacılar vekilinin tüm, davacı karşı davalı vekilinin ise aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Somut olayda, bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira, ifraz krokisinin yetkili makama gönderilerek onaylanması halinde dava konusu 131 parsel sayılı taşınmazda ifraz işlemi yapılabileceğinden, mahkemece; bilirkişi raporu ve eki haritasında 131 parsel sayılı taşınmazda A harfi ile gösterilen 2,55 m2'lik kısmın tapusunun iptaline ve tapusu iptal edilen bu yerin ifraz edilerek 45 ada 35 parsel sayılı taşınmaz ile tevhidine, söz konusu ifraz ve tevhit işleminin Yerköy Tapu Müdürlüğünce re’sen yapılmasına dair idari işlem tesisi niteliğinde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalılar karşı davacılar vekilinin tüm, davacı karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
-
(2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle, davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:44:05