Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2151
2023/3593
3 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi Suriye uyruklu .....’ın Kilis ili, .... Köyü 11, 12, 13, 29, 32, 90, 91, 286, 372, 373 ve 614 parsel sayılı gayrimenkuller ile ..... Köyü 443, 451 ve 480 parsel sayılı taşınmazların tapu maliki olduğunu, muris Suriye uyruklu ....’ın 13/06/1966 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümünden önce tüm mirasçıların onayı ile 17.06.1959 tarihinde miras taksim mukavelesi düzenlediğini ve söz konusu miras taksim mukavelesi ile Türkiye’deki mallarını çocukları.... ve.....’na bıraktığını, davacıların da ... ve ...’nun mirasçıları olduklarını, aynı miras taksim mukavelesi uyarınca İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/335 Esas, 1973/320 Karar sayılı dosyası ile verilen ve kesinleşen karar ile muris ...’ın İslahiye hudutları dahilinde bulunan taşınmazlarının da mirasçıları ...ve ... adına intikal ettiğini, İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin söz konusu kararının sadece İslahiye hudutları dahilindeki taşınmazları kapsadığından Kilis hudutlarındaki taşınmazların da intikalinin sağlanması amacı ile Kilis Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtıklarını ve Kilis Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/523 Esas, 804 Karar sayılı ilamı ile mirasçılığın tespitine karar verildiğini ve söz konusu kararın kesinleştiğini, ancak söz konusu karara rağmen taşınmazların davacılar adına tescilinin mümkün olmadığını, muris ...’ın Suriye uyruklu olmasından dolayı 1062 sayılı Kanun uyarınca çıkartılan ve 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca taşınmazların tapu kayıtları üzerine el koyma şerhinin bulunduğunu, hal böyle olmakla birlikte gerek 1062 sayılı Kanun'da gerekse bu Kanun uyarınca çıkartılan 2/10350 ve 2/17717 sayılı Kararnameler ile 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu kararlarında Suriye uyruklu kişilerin temliki tasarruflarının önlendiği, miras yolu ile Suriye uyruklu kişilere ait mallarının intikalinin önlenmesine ilişkin hiçbir yasal mevzuatın bulunmadığını, kaldı ki Suriye uyruklu muris ...’ın ölüm tarihi ve miras taksim mukavelesinin düzenlendiği tarih ile Suriye uyruklu kişilerin mallarına el konulmasına ve temliki tasarruflarının önlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiği tarih göz önüne alındığında Suriye uyruklu muris ...’ın Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiği tarihten önce vefat ettiğini, dolayısıyla söz konusu Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiği tarihte davacıların murisleri ... ... ile ...’nun mirasçı olarak söz konusu gayrimenkulleri iktisap ettiklerini sadece şeklen kendi adlarına tescilinin yapılmadığını, bu nedenle 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu kararının dava konusu taşınmazları kapsamadığını, belirterek dava konusu taşınmazaların miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
- Davacılar vekili yargılamanın 29/09/2009 tarihli duruşmasında Alanlı Köyü 29 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davalarından vazgeçildiğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili beyan dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazların tapu malikinin Ahmet oğlu ... olduğu ve ...’ın Suriye uyruklu olması nedeni ile 1062 sayılı Kanun gereğince ... tarafından el konulduğunu, Suriyelilere ait gayrimenkuller üzerindeki temliki tasarrufların Bakanlar Kurulunun 13.1.1939 gün, 2/10250; 14.02.1942 gün, 2/17317 ve 18.01.1958 gün, 4/9697 sayılı Kararları ile kısıtlamış bulunduğunu, bu kararlar gereği taksimin yapılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Süreci
-
İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2009 tarih ve 2007/287 Esas, 2007/628 Karar sayılı kararıyla "davanın kısmen kabulü ile dava konusu Kilis ili, Merkez ilçesi, Alanlı Köyü 11, 12, 13, 32, 90, 91, 286, 372, 373, 614, ... Köyü 443, 451, 480 parsel sayılı Ahmen oğlu ... adına kayıtlı taşınmazların, Ahmet oğlu ... adında olan tapu kayıtlarının iptali ile, Ahmet oğlu ... varisleri ... ve ... ...'nun 1/2 hisse nisbetinde mirasçılıklarının tespiti ile ... ve ... Şeyismailoğlu mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline, davacının Alanlı köyü 29 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili davasından vazgeçtiği anlaşıldığından Alanlı Ky. 29 Parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz istemi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.07.2010 tarihli 2009/7282 Esas, 2010/3601 Karar sayılı ilâmı ile "adı geçenlerden ölü ...'in ölüm tarihi belirlenememiş, ...ise 1976 yılında ölmüştür....öncelikle kayıt maliki ...'ın veraset belgesinin alınması, ...ve ...'in mirasçıları dışında kalan tüm mirasçılarına davanın yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde delillerini sunmaları için kendilerine süre ve imkan tanınması, böylece dava koşulunun öncelikle yerine getirilmesi, ondan sonra davanın yürütülmesi gerekmektedir. Dava koşulu kamu düzeni ile ilgili olup, kendiliğinden gözönünde tutulur. Davacı safında yer almayan ...'in mirasçısı Fatma ve Süleyman'ın mirasçısı Sultan'ın dahili davalı gösterilmesi yoluyla da taraf teşkilinin sağlanması mümkün değildir...Kabule göre de 29 sayılı parsel hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu hakkın karar verilmesine yer olmadığına biçiminde kurulan hüküm yerinde değildir." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
-
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 13/05/2013 tarih ve 2010/726 Esas, 2013/488 Karar sayılı kararıyla "dava konusu Kilis ili, Merkez ilçesi, Alanlı Köyü 11, 12, 13, 32, 90, 91, 286, 372, 373, 614, ... Köyü 443, 451, 480 parsel sayılı Ahmen oğlu ... adına kayıtlı taşınmazların, Ahmet oğlu ... adında olan tapu kayıtlarının iptali ile, Ahmet oğlu ... varisleri ... ve ... ...'nun 1/2 hisse nisbetinde mirasçılıklarının tespiti ile ... ve ... Şeyismailoğlu mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline, davacılar vekilinin dava konusu Kilis İli Merkez İlçesi Alanlı Köyü 29 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili davasından feragat ettiği anlaşıldığından bu parsel yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine" karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz istemi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.02.2016 tarihli 2016/15835 Esas, 2016/17307 Karar sayılı ilâmı ile "Bozmaya uymakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bozma ilamında; açıkça aktif dava ehliyetinin usulüne uygun tamamlanmadığı belirtildiğine göre, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde yer alan murisler ... ve ... ...'nun tüm mirasçılarının davada usulüne uygun olarak yer almalarının sağlanması, aktif dava ehliyeti sağlandıktan pasif dava ehliyeti usulüne uygun olarak belirlenip tamamlandıktan sonra davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken aktif ve pasif dava ehliyeti tamamlanmadan karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
-
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2018 tarih ve 2017/207 Esas, 2018/105 Karar sayılı kararıyla "davanın kısmen kabulüne, 29 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davadan feragat edildiğinden bu taşınmaz yönünden davanın reddine" karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz istemi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.05.2019 tarihli 2018/13751 Esas, 2019/5518 Karar sayılı ilâmı ile "Mahkemece verilen kısa kararda; 'Davacının Alanlı Köyü 29 No.lu parsel ile ilgili davasından vazgeçtiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına' denildiği halde, gerekçeli kararda; 'Davacının Alanlı Köyü 29 No.lu parsel ile ilgili davasından feragat ettiği anlaşıldığından feragat nedeniyle reddine' karar verilmiş ve bu şekilde kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. Hüküm, bu nedenle Kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olarak tesis edildiğinden bozulması gerekmiştir. 2 nci Ayrıca, davalılar Nazlı Şeyhismailzade ve müşterekleri davaya dahil edilmelerine ve bozma öncesi 2010/276 Esas ve 2013/488 Karar sayılı karar başlığında davalı gösterilmelerine rağmen, bozma sonrası karar başlığında davalı olarak gösterilmeyerek, gerekçeli karar tebliği yapılmaması da doğru olmamıştır." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Son Bozmaya Uyularak Verilen Karar
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda karar başlığında belirtilen kararıyla "1 Dava konusu Kilis İli Merkez İlçesi Alanlı Köyü 29 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın feragat nedeniyle reddine; 2 Dava konusu, Ahmet oğlu ... adına kayıtlı olan Kilis İli, Merkez İlçesi, Alanlı Köyü 11 parsel, 12 parsel, 13 parsel sayılı taşınmazın 28/212 payı, 32 parsel, 90 parsel, 91 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı, 286 parsel, 372 parsel, 373 parsel ve 614 parsel sayılı taşınmazlar ile ... Köyü 443 parsel, 987 parsel, 988 parsel, 989 parsel, 990 parsel, 991 parsel, 982 parsel, 983 parsel ve 984 parsel sayılı taşınmazların, Ahmet oğlu ... adında olan tapu kayıtlarının iptali ile Ahmet oğlu ... varisleri ... ve ... ...'nun 1/2 hisse nisbetinde mirasçılıklarının tespiti ile ... ve ... Şeyismailoğlu mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline" karar verilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesince "Islahiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1973/335 E. 1973/320 K sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacıların ...ve ... ..., davalısının ... olduğu, muris ve mirasçıların katılımı ile düzenlenen 17/06/1959 tarihli miras taksim mukavelesi kapsamında Islahiye'de bulunan taşınmazların tapu kaydının iptali ile taksim sözleşmesi kapsamında 1/2 şer pay ile davacılar adına tescilinin istendiği, Suriye Afrin Noterliğinde düzenlenen 17.06.1959 tarihli miras taksim sözleşmesi ile Hacı ...’ın mirasının mirasçıları arasında paylaşıldığı, Suriye'de bulunan mirasçıların sözleşmeyi kabul ederek iktisap ve zilyetlikleri gerçekleştirdiği, davacıların talebinin MK. 538. madde kapsamında uygun bulunduğu, bu sebeple muris ...'ın Islahiye hudutları dahilindeki gayrimenkullerinin ... ve kardeşi ... ...'na 1/2 hisse nispetinde intikaline karar verildiğinin anlaşıldığı,...Miras bırakan ...'ın 13/06/1966 tarihinde Islahiye/ Kazıklı köyündeki evinde vefat ettiği, 01.10.1966 tarih 6/7104 sayılı kararname ile Suriye uyrukluların Türkiye’de bulunan taşınmazlarına el konulduğu, murisin ölüm tarihin, ilgili kararnameden önce olması nedeniyle bu kararnamenin uygulanamayacağı, kararnameden önce verilen ve Islahiye Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1973/335 Esas, 1973/320 Karar sayılı ilamında da belirtilen yüksek mahkeme kararlarında, devletçe el konulan ve tasfiyesi gereken mallar üzerinde, tasfiye olununcaya kadar mülkiyet haklarının zeval bulmayacağı, malikin tasarruf hakkının devam edeceği, ölüm halinde bu mülkiyet ve tasarruf hakkının mirasçılara intikal etmesinin zaruri bulunduğunun ifade edildiği" gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle;
-
Suriye Uyruklu şahısların Türkiye'deki taşınmazları hakkında yaptıkları, taşınmazın elden çıkarılmasını gerektirecek işlemlerin geçerli olmadığını, 1939 yılından beri mülkiyet durumu kayıtlandırılmış ve 1966 yılında taşınmaza el konulmuş olduğundan taşınmazlar hakkında yapılan işlemin geçersiz olduğunu, Kararnamelerin idare ve yargı organlarını bağlayacağını, 1062 sayılı yasanın Anayasaya aykırılığı iddiasının kabul olunamayacağını, bu ilkelerin Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararlarında da yer aldığını,
-
Bakanlar Kurulunun 18.11.1957 gün ye 4/9697 sayılı Kararı ile Suriye uyruklu kişilere ait taşınmaz mallar üzerine inşaat yapmak veya fidan dikmek suretiyle temellükü ve Suriyelilerin hissedar bulunduğu taşınmaz malların anlaşma suretiyle taksim ve ifraz edilmesinin men edildiğini, şuyu'un izalesi suretiyle yapılacak satışlarda Suriye uyrukluya isabet eden bedelin Hazine elinde emaneten muhafaza edilmesinin kararlaştırıldığını,
-
1062 sayılı yasa ile 1939, 1942 ve 1957 tarihlerinde Türk hükumetlerince çıkarılan kararnamelere göre, Suriyelilerin Türkiye'de bulunan taşınmazlarına vaziyet edildiğini, bu durumda misilleme kuralına uygun olarak 1939 tarihinden itibaren bir Suriyeli'nin Türkiye'de gayrimenkul iktisabı mümkün olmadığı gibi bu tarihten sonra bir Suriyeli'nin de taşınmazının bir Türk' e devrinin de mümkün olmayacağını,
-
Bakanlar Kurulunun 01.10.1966 tarih ve 6/7104 sayılı karan ile Suriye uyruklu bütün özel ve tüzel kişilerin Türkiye'de bulunan taşınır ve taşınmaz (zati ev eşyası hariç) malları ile bütün hak ve menfaatlerine 1062 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Hazinece el konulduğunu,
-
Bakanlar Kurulunun 25.09.1967 tarih ye 6/8890 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan "Suriye Uyruklu Özel ye Tüzel Kişilerin Hazinece El Konulan Mallarının İdaresi Hakkındaki Yönetmelik" hükümleriyle de Suriye uyruklu özel ye tüzel kişilere ait olup Bakanlar Kurulu kararıyla el konulan taşınır ve taşınmaz mallar ile bunlara müteferri hak ve menfaatlerin idare esaslarının belirlendiğini ve bu konudaki yetkinin Maliye Bakanlığına verildiğini; bu yetki çerçevesinde murise ait taşınmazlara 1062 sayılı Kanun gereğince şerh konulduğunu, şerhe rağmen mirasın olduğu gibi mirasçılara geçmesi mümkün olmadığını, belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, miras taksim sözleşmesine dayalı tescil istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27 nci maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya davetle zorunludur. Bu şekilde açılacak davalarda tüm mirasçıların davaya dahil edilmeleri zorunludur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676 ncı maddesi (743 sayılı MK. md. 611–612), mirasçıların tereke üzerinde yapacakları taksimin, keza mirasçıların birbirleri ile miras paylarının temliki konusundaki yapacakları sözleşmelerin aynı Yasa’nın 677 nci maddesi hükmü gereğince geçerli olması için yazılı olması koşulunu öngörmüştür. Her iki halde de, yapılacak tasarrufların murisin ölümünden sonra gerçekleştirilmesinin olanaklı bulunduğu sabittir. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 678. maddesi düzenlemesi ile de, murisin sağlığında ileride (murisin ölümünden sonra) intikal edecek terekedeki hakkıyla ilgili olarak bir mirasçının diğer mirasçılarla veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yazılı olması ve ayrıca miras bırakanın da sözleşmede yer alması ve onun katılımıyla gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu kuralına yer verilmiştir.
-
Değerlendirme
-
Dava, muristen intikal ve Suriye Afrin Noterliğinde düzenlenen 17.06.1959 tarihli miras paylaşım sözleşmesine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Suriye uyruklu Ahmet oğlu ...'ın, Afrin Noterliğinde tanzim olunan 17.06.1959 tarihli ikrarname başlıklı taksim sözleşmesiyle taşınmaz mallarını eşi Zeliha, çocukları Feride, Vahide, Ayşe, Nazliye, Mevlüde, Selva, Muhammed, ... ...arasında taksim ettiği, Kilis ili ve Islahiye ilçesinde bulunan taşınmaz mallarını çocukları ... ve Süleyman'a eşit oranda paylaştırdığını beyan ettiği, davacılar kök murisi Ahmet oğlu ...'ın 13.06.1966 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
-
Halep Başkonsolosluğu aracılığı ile 09.02.2012 tarihinde tercümesi yapılan ve Halep Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.03.2012 tarihli 408 Karar sayılı düzenlenen mirasçılık belgesinde, taksim sözleşmesinde yer almayan Sultan kızı Fidan'ın, Mevlüde'den ayrı olarak mirasçı sıfatıyla yer aldığı, Islahiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/335 Esas, 1973/320 Karar sayılı ilamının 3 üncü ve 4 üncü sayfalarında muris ... eşi...kızı Fidan'ın parantez işareti içerisine alınarak Mevlüde olarak belirtildiği, hüküm fıkrasının yer aldığı 9 uncu sayfada ise Fidan'ın, Mevlüde'den ayrı olarak sayıldığı; öte yandan mirasçılık belgesinde davacılar murisi Süleyman'ın 16.06.1976 tarihinde öldüğü ve eşi Elmas'dan olan çocukları Ahmet, Reşit, Ahmet Sait, Celal, Hayil, Adnan, Salah'ı geride mirasçı olarak bıraktığı yazılı olmasına karşın, Islahiye Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 27.07.1976 tarihli 1976//117 Esas, 1976/158 Karar sayılı mirasçılık belgesinde ...eşi Elmas, mirasçı çocuklarının Adnan, Selahattin, Aysel, Şehrazat, Mustafa, Sultan, Mehmet, Reşit, Celal, Ahmet, Mennan olarak tespit ediliği, mirasçıların isim tashihlerine yönelik kayıt ve kesinleşmiş mahkeme kararları dosya arasına alınmadan ve bu mirasçılık belgeleri arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
-
Öte yandan dosyadaki bilgilere göre, ... oğlu ... ...'nun Türk vatandaşı olmayıp Suriye uyruklu olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01.07.2010 tarihli 2009/7282 Esas, 2010/3601 Karar sayılı bozma ilamında kök muris ...'ın oğlu ve bir kısım davacılar murisi ...'in ölüm tarihinin belirlenmemiş olduğu tespit edilmiş ise de bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Hükme esas alınan İslahiye Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.02.1979 tarihli, 1979/20 Esas, 1979/58 Karar sayılı mirasçılık belgesinde Türkiye'de mülteci sıfatı ile bulunan ...'in baba adının ve ölüm tarihinin belirtilmediği, mahkemece tesis edilen hükmün gerekçesinde "Mahkememizin 2004/523 Esas, 804 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde: davacı ... ... tarafından davalı ... aleyhine Mirasçılığın Tespiti davası açıldığı ve yapılan yargılama sonunda davacıların Suriye uyruklu muris ...’ın mirasçıları olduklarının tespitine karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.09.2006 tarih ve 2006/9264 Esas, 12664 Karar sayılı ilamı ile Onanmasına karar verildiği söz konusu Mahkememiz kararının kesinleştiği görülmüştür" tespitinin yer aldığı, ilamın hüküm fıkrasında "davacıların Suriye uyruklu muris ... mirasçıları olduklarının tespitine ve veraset belgesi ile dava açmakta muhtariyetlerine" karar verildiği ancak, hükme dayanak yapılan bu mirasçılık belgesinde de ...'in ölüm tarihinin yer almadığı anlaşıldığından, bu yöndeki eksiklik giderilmeden hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
-
Kabule göre de; dosyada yer alan tapu kayıtlarına göre mahkemece tescil kararı verilen ... Köyü 451 ve 480 parsel sayılı taşınmaz kayıtlarının 05.04.2013 tarihinde ifraz işlemi ile kapatılarak pasif hale geldiği; ifraz ile oluşan dava konusu 991 parsel sayılı taşınmaz kaydında Kamulaştırma Kanunun 7 nci maddesi şerhinin yer aldığı, bu taşınmazın "yol" vasfı ile muris ... adına tescil ediliği, güncel kaydının UYAP TAKBİS sisteminde yer almadığı, 998 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılma işlemi sonrası "asfalt yol vasfı" ile 30.11.2017 tarihinde, 983 parsel sayılı taşınmazın ise kamulaştırılma işlemi sonrası "Kilis Akbey asfalt yolu" vasfı ile 27.02.2019 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edilerek sicil kayıtlarının kapatıldığı anlaşıldığından, bu parseller hakkında tescil hükmü kurulması doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Yukarıda IV.C.(3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
-
Bozma nedenlerine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:45:29