Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1664
2023/3408
15 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1266 E., 2021/1408 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2015/48 E., 2017/478 K.
Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil ile vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların mirasbırakanı ...'nun mirasçılarından olan davalıların 1 ada 1439 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini Gediz noterliğinin 06.04.1976 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşme ile mirasbırakanın oğlu ... ile mirasbırakanın eşi...'ya satmayı vaat ettiklerini, ...'nun da Gediz Noterliğinin 06.04.1976 tarih ve .... yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile bu taşınmazdan kendisine miras kalan hissesini ve satış vaadiyle aldığı kısmı müvekkillerinin babası ..... ya vasiyet ettiğini, dava konusu taşınmazın vasiyetnamenin tenfizi ile müvekkillerinin hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline bunun mümkün olmaması halinde müvekkillerin babaları .....'nun davalılardan aldığı hisse ile...'nun davalılardan aldığı hisse ve miras yoluyla gelen hissesinden müvekkillerin babasına düşen hissenin müvekkiller adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, satış sözleşmesine imza atıp atmadıklarını hatırlamadıklarını, sözleşme tarihinde küçük yaşta olduklarından sözleşmeyi kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu satış vaadi sözleşmesinin geçerli olması, vasiyetnamenin açılıp okunmasından sonra hak düşürücü süre içinde iptal davasının açılmayarak vasiyetnamenin kesinleşmiş olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ayrı ayrı sunmuş oldukları dilekçelerle istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar ayrı ayrı sunmuş oldukları istinaf dilekçelerinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, sözleşme tarihinde küçük yaşta olduklarından sözleşmenin geçersiz olduğunu, dava konusu vasiyetnameyi kabul etmediklerini ileri sürmüşlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme tarihinde yaşı küçük olan davalılar adına babaların velayeten sözleşmeye imza attığını ve davalılar borç altına girdiğini, sözleşmenin düzenlenmesi sırasında davalılara kayyım atanarak hakim onayının alınmadığı anlaşıldığından davalılar bakımından da satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, yalnızca vasiyetname uyarınca davacıların murisi...'nun dava konusu taşınmazda mirasbırakan ...'dan intikal eden miras payı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece yerinde olmayan gerekçeyle taşınmaz satış vaadi sözleşmesine geçerlilik tanınmak suretiyle davanın davalılara mirasbırakan ....'dan intikal eden paylar yönünden de kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; davalıların babasının sözleşmeye velayeten imza attığını, velayet altındaki küçüklerin mallarının tasarrufta bulunulması sırasında vesayetten faklı olarak velinin hakim iznine ihtiyaç duymadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil ile vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 268 inci maddesi şöyledir;
"Ana ve baba, velayeti icra hakkını haiz oldukları nisbette çocuklarının kanuni mümessilidirler. Bu sıfatla hareketlerinde hakimin reyine ihtiyaçları yoktur."
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 271 inci maddesi şöyledir;
"Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır."
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 343 üncü maddesi şöyledir;
"Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.
İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler.
Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır."
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 343 üncü maddesi şöyledir;
" Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir
kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır."
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462 inci maddesinin birinci bendi şöyledir;
"Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir:
-
Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması..."
-
Değerlendirme
-
Öncelikle, dava konusu düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmesinin 06.04.1976 tarihinde düzenlendiği anlaşıldığından olayın çözümlenmesi sırasında o tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin uygulanması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince 01.01.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanması doğru görülmemiştir.
-
Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde dava konusu 06.04.1976 tarihli satış vaadi sözleşmesinde kendi adına asaleten sözleşmeyi imzalayan 1327 doğumlu ...'ın mirasbırakan Mustafa Akrsu'ya mirasçı olmadığından sözleşmenin 1327 doğumlu ... yönünden hüküm ifade etmeyeceğini belirtmiştir. Oysa ki mirasbırakan ...'nun 19.08.1971 tarihinde vefat ettiği, 1327 doğumlu ...'ın eşi, mirasbırakanın kızı ...'ın ise mirasbırakan ...'dan sonra 24.06.1975 tarihinde vefat ettiği gözetildiğinde, sözleşmede kendi adına imzası bulunan 1327 doğumlu ...'ın mirasbırakan ...'ya mirasçı olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesine katılabilmek mümkün değildir.
-
Ayrıca, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 268 inci maddesi uyarınca velayet hakkına sahip olanın, bu hak çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisi sıfatıyla çocuk malları üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için kural olarak hakimin iznine ihtiyacı yoktur. Aynı kanunun 271 inci maddesinde ise çocuk ile ana baba arasında yapılacak işlemlerde kayyımın katılımı ve hakim izni aranmıştır. Somut olayda ise davaya konu satış vaadi sözleşmesine davalı ...'a velayeten imza atan ... ve davalı ...'a velayeten imza atan 1327 doğumlu ...'ın 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 268 inci maddesinde tanınan tasarruf yetkisi bulunduğu, nitekim sözleşmenin taraflarının veli ve küçük değil, veli ile üçüncü kişi arasında olup 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 271 inci hükmünün uygulanmasını gerektirir bir işlem söz konusu olmadığı görülmektedir. Bu bakımdan sözleşmenin davalıların velileri tarafından tasarruf yetkisi içinde imzalandığı gözetildiğinde geçerli olduğu anlaşılmaktadır.
-
Diğer yandan Bölge Adliye Mahkemesi kararında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 343 üncü maddesine göre velayet altındaki çocuğun fiil ehliyetinin vesayet altındaki kişinin ehliyeti gibi olduğuna ilişkin gerekçeye yer vererek, somut olayda vesayete ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğini belirlemiştir. Oysa ki maddenin içeriğinde "Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanır." denilerek vesayet makamlarının iznine bağlı hususları velayetteki temsil kapsamı dışında bırakmıştır. Dolayısıyla, vesayet makamının iznine bağlanan hususlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462 inci maddesinde sayılmış olup, buradaki hususların aynı kanunun 343 üncü maddesinin açık hükmü uyarınca velayetteki temsilde uygulanmayacağı açıkça vurgulandığından, Bölge Adliye Mahkemesince kanun maddesinin yanılgılı olarak değerlendirmeye tabi tutulması da doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:49:35