Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/7332

Karar No

2023/3338

Karar Tarihi

13 Haziran 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/12 E., 2022/187 K.

KARAR: Davanın reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak ve duruşmasız olarak da davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile karşı taraftan duruşmasız temyiz eden davalılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin paydaşı oldukları 2, 3, 4, 5, 6, 207, 230, ve 231 parsel sayılı taşınmazların kardeşleri olan davalılar tarafından kullanılması nedeniyle davacıların faydalanamadıklarını belirterek paya vaki el atmalarının önlenmesini ve ecrimisil talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar süresinde cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasındaki beyanlarında, davalı ... ve .....; taşınmalardaki paylarını devrettiklerini, çiftçilikle uğraşmadıklarını, davalı ... ise kendi payını kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2015 tarih ve 2013/136 Esas ve 2015/590 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazlarda malikler arasında yapılmış taksim anlaşması bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 18.09.2018 tarih ve 2018/2080 Esas, 2018/15880 Karar sayılı kararı ile; mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı, çekişmeli taşınmazların başında keşif yapılarak hangi davalının nereyi kullandığı tespit edilmediği gibi davacıların kullanabileceği çekişmesiz kısımlar olup olmadığı da saptanmadığı, tarafların bildirdikleri delillerin eksiksiz toplanması, her bir taşınmaz başında keşif yapılarak dinlenmeyen davacı tanıklarının dinlenmesi, davalıların kullandığı kısımlar tespit edilerek krokiye yansıtılması, intifadan men şartının yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi ve yine davacıların çekişmesiz olarak kullanabilecekleri alanlar bulunup bulunmadığının saptanması gerektiği belirtilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile; mahkemece bozma öncesi ve bozma sonrası yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin davaya konu taşınmazları ..... ailesinin kullandığını ancak kimin kullandığını bilmediklerini ifade ettiği, dinlenen tek davacı tanığı olan tarafların kardeşi .....ise davacıların taşınmazları kullanamadığını, davalıların müsaade etmediğini, davalılardan .... ve ... ile aralarında tapu iptali ve tescil dosyası bulunduğunu, bu sebeple aralarında husumet olduğunu beyan ettiği, davacı tarafın dinlenmeyen iki tanık yönünden ise dinlenilmesi talebinden vazgeçildiği, dinlenen davacı tanığı ile davalı taraf arasında husumet olduğundan tek başına hükme esas alınamayacağı, mevcut haliyle husumetli tanık....'in beyanı esas alınsa bile dava konusu taşınmazlardaki davacı hisseleri açısından hangi davalı tarafından hangi taşınmazın ne kadarlık kısmının hangi tarihler arasında kullanıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili duruşmalı olarak ve davalılar vekili duruşmasız olarak temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma sonrası yapılan keşifte mahalli bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazda fiili taksimin olmadığı, taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığı, davacıların kullanımının olmadığının ifade edildiği, davacı tanığının beyanına itibar edilmemesinin doğru olmadığı belirtmiştir.

  2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafça harçlandırılmış olan değer üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci ve “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi

  1. Değerlendirme

  2. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  3. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın elatmanın önlenmesi talebi yönünden taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413 üncü ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ncı maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (04.03.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK). Dava değeri ise, harçlandırılan değer olup, vekâlet ücreti hesap edilirken, keşfen belirlenen ve harcı yatırılmış olan dava değerinin esas alınması gerekmektedir.

Taraf kendisini vekille temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti nispi harca tâbi davalarda, davaya konu değer üzerinden takdir edilmesi gereklidir. Bu değer yukarıda ifade edildiği üzere harçlandırılmış değerdir. Ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12 nci maddesi gereğince, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin İkinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenmelidir.

Somut olayda dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebiyle 10.000,00 TL dava değeri gösterilerek açılmış, daha sonra ecrimisil bedeli yönünden davacılar vekili 355.259,16 TL talep ettiklerini belirtmiş, ziraat bilirkişinin dava konusu taşınmaz değeri 2.037.378,10 TL olarak belirlemesi üzerine el atmanın önlenemesi ve ecrimisil talebi yönünden davacılar tarafından harç tamamlanmıştır.

Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, reddedilen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil dava değerinin toplamı üzerinden davalılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yalnız ecrimisil bedeli üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 nci maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.

VI. KARAR

  1. Yukarıda V C 3 1 numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının REDDİNE,

  2. V C 3 2 numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 4 üncü bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 106.892,47 TL nispi vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine," yazılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 nci fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Taraflarca HUMK’nun 440/1 nci maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapdüzeltilerekyargılamatemyizvı.kararımahkemesionanmasınareddinederecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:50:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim