Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5724
2023/3022
31 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/2 E., 2022/75 K.
KARAR: Davanın reddi
Taraflar arasında görülen yaylanın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.03.20123 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirlenen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekilleri Av. ... ve Av. ... ile karşı taraftan davalı ... vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar Gürleyik Köyü ve Uzunkol Köyü vekilleri dava dilekçelerinde özetle; dava konusu 225 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışması sonucu yayla olarak sınırlandırılarak taraf köylerin kullanımına bırakıldığını, dava konusu taşınmazların Erzincan Şer’i Mahkemesinin 5 Rebi’ü’l evvel 1296 tarihli şer’i ilâmı kapsamında köylerine ait yayla olduğunu ve yine bu yerle ilgili Şiran Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/22 Esas ve 2006/102 Karar sayılı ilâmı ile davalının yayladan men edildiğini ileri sürerek, dava konusu yayla vasıflı taşınmazların müşterek sınırlandırılmasının iptali ile davacı köyler adına sınırlandırılmasını talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı ... temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların davalı köyün kadim yaylası olduğunu, 1937 tarihli vergi tahrir kayıtlarının bulunduğunu, şer’i ilâmın sahte olduğunu ve müdahalenin men i kararında da köylerinin tamamen men edilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.10.2012 tarih ve 2012/12 Esas, 122 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın dayanağı Erzincan Şer'i Mahkemesinin 5 Rebi'ü'l evvel 1296 tarihli ilâmı gereği dava konusu yaylaları davacı köylerin kullandığı konusunda şüphe olmadığı ancak, hüccet ilâmının davalı köyün yayladaki kullanım hakkını ortadan kaldırmasının hukuken mümkün olmadığı, Şiran Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/22 Esas ve 2006/102 Karar sayılı ilâmının da sadece davalı köyün müdahalesinin önlenmesine yönelik olup, davalı köyün yaylayı kullanma hakkını da ortadan kaldıracak nitelikte kabul edilemeyeceği, dava konusu yaylanın 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazları da kapsayan çok geniş bir alan olup yalnızca iki köyün kullanıma bırakılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
-
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 08.10.2013 tarih ve 2013/7288 Esas, 12874 Karar sayılı ilâmıyla özetle; “mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabileceği; tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdüğü kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerektiği; somut uyuşmazlıkta, davacının dayandığı şer i ilamlar ile elatmanın önlenmesi davası dosyası getirtilmiş ise de bu ilam ve elatmanın önlenmesi davasındaki krokinin zeminde uygulanmadığı; bu nedenle, taraf köyler ile ilişiği bulunmayan yaşlı mahalli bilirkişiler ile harita ve kadastro konusunda uzman bilirkişilerin katılımıyla yapılacak keşifte, davacının dayandığı şer i ilamların sınırlarının zeminde tespit edilmesi ve Şiran Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/22 Esas 2006/102 Karar sayılı dosyasındaki krokinin zemine uygulanması; ayrıca, davalının dayandığı kanıtların da toplanması gerektiği, tüm bunlardan sonra anılan ilamlarda geçen alan ile dava konusu taşınmazların aynı yer olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek eksik inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
-
Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisinin karar düzeltme istemi ise Dairenin 03.03.2014 tarih ve 2014/2076 Esas, 2744 Karar sayılı ilâmı ile reddedilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
-
Mahkemenin 12.09.2017 tarih ve 2014/84 Esas, 2017/80 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşif, mahalli bilirkişi ve tanık ifadeleri ile teknik bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu yaylanın Gürleyik Köyü sınırları içerisinde kaldığı, dava konusu yaylaya ilişkin olarak davalı ... Köyünün 422 ve 423 No.lu vergi tahrir kayıtlarının bulunduğu ve davalı köyün vergi tahrir kayıtları ile kadimlik iddiasına dayandığı, davacı ... Köyünün ise Erzincan Şer’iye Mahkemesinin 1296 tarihli kararı ve bu kararın temyizi üzerine bu mahkeme kararının doğru olduğunu teyit eden 20 Zilkade 1310 tarihli hüccet ilâmına dayandığının anlaşıldığı,
-
Mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, davaya konu hüccet ilâmın çok geniş sınırları kapsadığı ve yaylanın bu geniş sınırlar içerisinde kaldığının anlaşıldığı, hüccet ilâmının bugün de geçerliliğini korumakta ve ispat vesikası olarak kullanılmakta olup, Osmanlı Toprak Hukukunda mera, yaylak ve kışlaklar için genellikle tahsis belgelerinin bulunmadığı ve bu tür arazilerin kadimden beri belli köy ve köyler halkı tarafından kullanılmakta olmasının, bu arazilerin ancak o köy ve köylüler tarafından kullanılabileceği konusunda yeterli kanıt oluşturduğu, bir yere ilişkin kesinleşmiş mahkeme ilâmının bulunması durumunda aynı yere ilişkin kadimlik iddiası hususunda tanık veya mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilemeyeceği,
-
İçişleri Bakanlığınca, davalı ... Köyünün 1928 yılından önce kurulduğunun, davacılar Gürleyik ve Uzunkol Köylerinin ise 1852 yılından önce kurulduklarının bildirildiği, Gürleyik ve Uzunkol Köylerinin, İnözü Köyüne göre daha eski kuruluşlarının olması nedeniyle davalı köyün kadimlik iddiasının ispatlanamadığı ve davaya konu 225 ada 4, 7 ve 9 (eski 3 ve 4) No.lu parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığı tespit edilen Hindigöl Yaylasının Gürleyik Köyü sınırları içerisinde kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın kabulüne; davacı ... yönünden ise 14.03.2017 tarihli celsede, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve üç aylık yasal süresi içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 08.01.2020 tarih ve 2019/212 Esas, 2020/182 Karar sayılı ilâmıyla özetle; “Mahkemece, hükmüne uyulan bozma kararından sonra yapılan keşifte; 20 Zilka’de 1310 tarihinde Temyiz Dairesince onanan Erzincan Şer'i Mahkemesinin 5 Rebi'ü'l evvel 1296 tarihli şer’i ilamı kapsamı, harita üzerinden bilirkişilere işaret ettirilmiş ve dava konusu alanın çizilen krokiye göre şer’i ilamda yazılı hudutlar içinde kaldığı saptanmış ise de şer’i ilamdaki hudutların istikamet gösteren hudutlar olup alan olarak davacıya bir hak vermediği gibi mahkemenin 2005/22 Esas, 2006/102 Karar sayılı ilamı ile uygulanmış olup bu aşamada dava konusu taşınmazlar yönünden uygulama kabiliyetinin de bulunmadığı, dosya içerisindeki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulünün doğru olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
-
Davacı ... vekilinin karar düzeltme istemi ise Dairemizin 27.10.2021 tarih ve 2021/1448 Esas, 2366 Karar sayılı ilâmı ile reddedilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Şer’i Mahkeme ilâmındaki hudutların istikamet gösteren hudutlar olup alan hudutları olmadığı ve davalı Köyün, dava konusu yaylayı kullanım hakkını ortadan kaldıracak nitelikte bulunmadığı, yaklaşık 500.000 m² yüz ölçümüne sahip devasa büyüklükte bir alandaki dava konusu yaylanın aidiyetinin sadece iki köye ait olduğunu kabul etmenin hakkaniyetle bağdaşmayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararının hatalı olduğunu, “istikamet sınırı” kavramının imar hukukuna ilişkin bir kavram olup somut olayda uygulama alanı bulunmadığını, şer’i ilâmdaki hudutların istikamet sınırı olmayıp alan sınırı olduğunu; mahkemece, bozmadan önce davanın kabulüne dair verilen kararın doğru olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bozma ilâmına uyularak verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
-
Değerlendirme
-
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:56:33