Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1661

Karar No

2023/2870

Karar Tarihi

25 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2516 E., 2021/2691 K.

DAVA TARİHİ: 31.01.2018

KARAR: İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ: Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/99 E., 2021/122 K.

Taraflar arasındaki TMK'nın 713/1 inci maddesine dayanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; ...ili, Bafra ilçesi, ... Mahallesindeki dava konusu yerin 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanun'u gereğince ...'a verilerek 20 yıl boyunca yeri kullanma şartı konulduğunu, bu şart gerçekleştiği taktirde kişiler adına tapu çıkarılmasının uygun görüldüğünü, ancak tapular henüz çıkarılmadan önce ...'un bu yeri ...'a 1959 yılında noterde yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle satmayı vaadettiğini ve yerin kullanımını bu şahsa bıraktığını, mirası korumaya yönelik açılan davada ...'ın mirasçısı olarak ...'ın taraflarınca yetkilendirildiğini, 1959 yılından bu yana bu yeri muris ..., davacı ve kardeşlerinin kullandığını, davacı ve kardeşlerinin evlerinin de bulunduğu bu yere ayrıca dört tane ev, ahırlar ve çeşitli taşınmazlar da yapıldığını beyan ederek; dava konusu ... ili, ..ilçesi, ... Mahallesi, 105 ada, 21 parsel sayılı taşınmazın ... adına olan kaydının iptali ile muris ...adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılardan ... vekili; davacı tarafın usulüne uygun olarak terekeyi temsil etmediğinden öncelikle bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, bahse konu sözleşmenin belirtilen tarih itibariyle gerçek anlamda bir satış sözleşmesi sayılmayacağını, tapu kayıt malikinin ölü olması halinde bu maddeye dayanılarak yirmi yıllık sürenin geçmesiyle tespit talebinde bulunulmasına da olanak olmadığını, tescil talebi Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinde belirtilen süre geçtikten sonra davaya konu edildiği için süresinde açılmayan davanın dinlenme olanağı bulunmadığını, taşınmaz için satış görüşmesi yapılmasının davasız ve aralıksız kullanma şartına engel olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...İlgili taşınmazda 1966 yılında kadastro çalışmaları yapılmış ve kesinleşmiştir. Davacı, dava konusu yerin 1959 yılında yapılan satış vaadi sözleşmesi ile murisince satın alınıp parasının ödendiğini, ancak davalılar adına kayıtlı tapunun iptali ile davacı adına tescil edilmesini talep etmiş, satış vaadi sözleşmesi 1959 tarihli, kadastro ise 1966 yılı tarihli olduğundan, satış vaadi sözleşmesine dayalı talep kadastro öncesi sebep olup 3402 sayılı Yasa uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve kadastro öncesi sebebe dayalı davanın dilenebilmesi için kadastro tarihinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde açılması gereklidir. Mevcut durumda hak düşürücü süre, 1976 yılında dolduğundan, davacının satış vaadi sözleşmesine dayanarak talep ettiği tapu iptal tescil talebi kabul görmemiş, TMK 713 üncü maddesinin değerlendirmesinde ise, davalıların mirasçısı ...'un 05/05/1972 tarihinde vefat ettiği, o tarihten bu yana tapu üzerinde intikal gerçekleşmediği, söz konusu tarihten itibaren keşifte dinlenen tanık beyanları ile sabit olmak üzere dava konusu taşınmazı davacı tarafın kullandığı, davacının yalnızca yerin satışını davalılara teklif etmesinin 'niza' olarak değerlendirilemeyeceği, fiili durumun resmiyete dökme çabası olarak değerlendirileceği, bu kapsamda TMK 713 üncü maddesinde aranan sürenin 05/05/1992 tarihinde dolduğu, bu tarih itibariyle davacı taraf mülkiyet hakkı kazanmış olup her ne kadar Anayasa Mahkemesi Kararı ile, "tapu malikinin yirmi yıl önce ölmüş olması" ibaresi kanundan çıkarılmış olsa da, Anayasa Mahkemesinin Kararlarının geriye yürümediği düşünüldüğünde 05/05/1992 tarihi itibari ile davacıların TMK 713 üncü madde uyarınca tapu iptal tescil hakkının doğduğu..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile; dava konusu ...ili, ...ilçesi,... Mahallesi, 105 ada 21 parsel No.lu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/206 Esas, 2018/1510 Karar sayılı dosyasındaki muris Hasan Yanık mirasçıları adına veraseten iştirak halinde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde; davacının tapu iptali ve tescil talebinde bulunarak birkaç hukuki sebebe birlikte dayanıldığını, ancak dava dilekçesinin sonuç kısmında hangi sebebe dayanıldığının açıkça beyan edilmediğini, 19/03/2019 tarihli 1 numaralı celsede uyuşmazlığın satış vaadi sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil davası olduğu yönünde yapılan tespitin davacı vekili tarafından imzalı beyanla kabul edildiğini, davacının davasını açıkça satış vaadi sözleşmesine dayandırması karşısında mahkemece Türk Medeni Kanunu 713 üncü maddesine dayanılarak karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, taşınmazın tapusuz olması dikkate alındığında davaya konu sözleşmenin gerçek anlamda bir satış vaadi sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, tescil talebinde de bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki satış vaadi sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi durumunda dahi süresinde açılmayan davanın kabulüne karar verilmesinin mümkün olmayacağını, davalıların Samsun'da ikamet etmemeleri sebebiyle davacıların taşınmazları kullandıklarını, yine dava dilekçesinde 2014 yılında yapılan yenileme çalışmalarının da ... adına yapıldığı ve davacılarca taşınmazın davalıların murisine ait olduğunun kadastro memurlarına beyan edildiği ifade edilmekle taşınmazın mülkiyetinin nizalı olduğunun davacılarca da kabul edildiğini, davacıların satın alma girişimlerinin satış bedelinde anlaşılamaması üzerine sonuçsuz kaldığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığını, satış bedelini ödemek istemeyen davacıların kötüniyetle bu davayı açtıklarını, davacı tarafından dosyaya ikinci kez ıslah dilekçesi sunulduğunu, davacı tarafın ikinci ıslah dilekçesini sunmakla talebini azalttığını, daha önceki ıslah dilekçesinde ise dava değerinin artırıldığını, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonrası dava değerinin 570.252,94 TL kabul edilerek karar verildiğini, davacının ıslah dilekçesi karşısında verilen kararın esasen tam kabul değil kısmen kabul, kısmen red olmasına karşın reddedilen değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da doğru olmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların dahi değeri taşınmaz değerine eklenerek dava değerini artırmak saikiyle kötüniyetle hareket edildiğini, ikinci kez verilen ıslah dilekçesi ile dava değerinin düşürülmesi veya mahkemenin reddedilen tutarlar yönünden vekalet ücreti takdir etmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekili istinaf başvurularının yerinde olmadığı ancak 4721 sayılı TMK’nın 28/1 inci maddesi ile tapu sicilinde yapılacak tescil, terkin ve düzeltim gibi işlemlerin, doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince kamu düzenini ilgilendiren hususlardan olduğu, HMK 297 nci maddesi gereği kararın infazının tereddüt uyandırmadan açık ve anlaşılabilir olması gerektiği mahkemece davanın kabulüne karar verilmekle iptal edilen tapunun Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1808 Esas, 2018/79 Karar sayılı muris Hasan Yanık'a ait veraset ilamındaki mirasçıların miras hisseleri oranında tesciline şeklinde hüküm kurulması gerekmekle bu yönde hüküm kurulmaması isabetli olmayıp sadece bu yönden davalı vekili istinaf başvurusunun HMK 353 1 b 2 nci maddesi uyarınca kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiği..." gerekçesiyle; davalılardan ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1) b 2. maddesi gereğince kabulüne, Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01/06/2021 tarih, 2021/99 Esas, 2021/122 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; dava konusu Samsun ili, Bafra ilçesi, Yeşilyazı Mahallesi, 105 ada 21 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın Bafra Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1808 Esas, 2018/79 Karar sayılı dosyasındaki muris Hasan Yanık'a ait veraset ilamındaki miras hisseleri oranında mirasçıları adlarına tesciline, dair yeniden hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili; adli yardım talebinde bulunduklarını, tapuya kayıtlı olmayan taşınmaz hakkında satış vaadinde bulunulamayacağını, hakkın zilyetlikten öteye geçemeyeceğini, satış vaadinin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi tapu iptal ve tescil istenemeyeceğini, kişinin taşınmaz maliki olması gerektiğini, ifa olanağının başlamasıyla süreler işlemeye başladığından Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinde yer alan on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, TMK 713 üncü maddesine dayalı olarak da tescil talep edilemeyeceğini, olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanımım koşullarının oluşmadığını, tapu malikinin ölü olması sebebine dayalı bir tescil talebinde de bulunulmayacağını, tapu maliki ... 1972 yılında vefat etmiş olup, davacı 1959 yılından itibaren zilyetlik iddiasında bulunulduğuna göre 1992 yılında 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olacağını, bu durumda mülkiyet kadastro tespitinden önce kazanılmış olmakla tespitten önceki nedenlere dayanılamayacağından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddinin gerekeceğini, nizasız olma şartının gerçekleşmediğini zira mülkiyet hakkının talep edilmesi üzerine davacıların bazı hukuki engellemelerle karşılaştıklarını, daha önce de aralarında bazı anlaşmazlıkların yaşandığını, davacı tarafın da kabulünde olduğu üzere taşınmaz hakkında satış görüşmeleri yapılmasının davasız ve aralıksız kullanmayı engellediğini, tapu malikinin ölümü halinde yeni malikin mirasçılar olacağını beyan ederek; hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, TMK'nın 713/1 inci maddesine dayanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Olağanüstü Zamanaşımı” kenar başlıklı 713/1 inci maddesi hükmüne göre; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. "

  1. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesince kurulan hükümde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:59:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim