Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1571

Karar No

2023/2858

Karar Tarihi

25 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ: Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ... ve ...'in hissedar oldukları, dava dışı ... Petrol Nakliyat Tarım Turizm İnşaat ... Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin davalı şirketin eski bir bayisi olduğunu, istasyonun ise önceden müvekkil davacılar ile diğer davalıların ortak murisi ... adına kayıtlı olan ve tapuda Amasya ili, Merkez ilçesi, ....mevkii 918 parselde kayıtlı bulunan toplam 4.828 m²'lik taşınmaz üzerinde olduğunu, söz konusu istasyonun işletmesi nedeniyle bu eski bayinin davalıya ödemesi gereken bir kısım borçları nedeniyle 23.07.2010 tarihinde borç miktarı, bu borcun nasıl ödeneceği, bu borçlar karşılığında dava konusu taşınmazın davalıya devri, borçlar ödendiğinde dava konusu taşınmazın geri alım yoluyla dava dışı .... ...'e devri konularında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 35/A maddesi uyarınca ilâm hükmünde bir uzlaşma tutanağı düzenlendiğini, söz konusu uzlaşma tutanağında yer alan geri alım hakkına dair hükümlerin geçerli ve resmî şekilde uygun bir düzenleme olduğunu, tutanağın tanımlar başlıklı 1 inci maddesinde eski bayinin cari hesap borç miktarının 23.07.2010 tarihi itibarıyla 216.990,00 TL olarak belirtildiğini, 2 nci maddesinde ise uzlaşmanın konusu olarak eski bayinin TP'ye olan borcuna karşılık istasyon mülkiyetinin TP'ye devrinin kararlaştırıldığını, 3 ve 4 üncü maddelerinin uzlaşma yeri ve zamanını düzenlediklerini, karşılıklı yerine getirilmesi gereken hususların belirtildiği 5 inci maddesinin a bendinde uzlaşma tutanağının borç ödeninceye kadar yürürlükte kalacağı ve eski bayinin borcuna bir yıl içinde 23.07.2011 tarihine kadar herhangi bir faiz işletilmeyeceğinin belirtildiğini, b bendinde taşınmazın emlak değeri üzerinden davalı şirkete devredileceğini, c bendinde ise tapu malikinin eski bayiye müşterek müteselsil kefil olarak ancak, kefalet miktarının 216.990,00 TL ile sınırlı olduğunun düzenlendiğini, davalarının dayanağını da teşkil eden 5/d bendinde eski bayinin borcunu tam ve eksiksiz olarak davalıya ödemesi durumunda davalı şirketin, taşınmazın mülkiyetini malike bedelsiz olarak iade etmesini kabul ve taahhüt ettiğini, geri alım hakkının, Hacı ...'in vefatı üzerine mirasçılarına kaldığını, eski bayinin davalıya olan borçlarının tespitine, depo etmek üzere taraflarına süre verilmesini, geri alım haklarının kullandırılmasını, taşınmazda mevcut tapu kaydının iptali ile veraset ilâmında yer alan hisseleri nispetinde mirasçılar adına tapuya tescilini, tapu kaydında mevcut tüm haciz, ipotek ve benzeri rehinlerin de kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın Miras şirketinin tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti olmadığını, bu nedenle bütün mirasçıların birlikte dava açması gerektiğini, vefa sözleşmesinin resmî şekilde yapılması gerektiğini, 23.07.2010 tarihli uzlaşma tutanağının resmî senet hükmünde olmadığını, uzlaşma tutanağının 5/b maddesine göre malik Hacı ...'in eski bayinin (... Petrol Ltd. Şti.'nin) borçlarına karşılık olarak istasyonun mülkiyetini TP'ye satmayı/devretmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ancak uzlaşma tutanağının takiben tapuda yapılan resmî senedin muhtevasında geri alım hakkından söz edilmediğini, uzlaşma tutanağında belirtilen borçların ödenmediğini, bu itibarla bir an için sözleşmedeki geri alım şartına geçerlilik izafe edilecek olsa bile, mukabil edim yerine gelmediğinden geri alım hakkı doğmadığını, uzlaşma tutanağını takiben davacıların aile şirketi olan Hacıdağ Petrol Maden Gıda Nakliyat Ticaret Limited Şirketi ile müvekkili şirket arasında bayilik sözleşmesi akdedilmişse de bu şirketin de edimlerini yerine getirmediğini, bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından fesih edildiğini açıklayarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 11.09.2017 tarihli rapor ve 16.03.2018 tarihli ek raporda aile şirketlerinin borçlarının ödenmediğinden bahisle davalı şirket tarafından yapılan fesihlerin haklı nedenle feshedilmiş olduğunun bildirildiğini, bilirkişi kurulunun ulaştığı sonuca itibar edilerek davacıların aile şirketlerinin borcuna karşılık olarak ileride geri alma inancıyla davalı şirkete, davacıların murisi Hacı ... tarafından devredilen taşınmazın tekrar iade alınabilmesi için davalı şirkete bayilik sözleşmesinin fesih tarihinden önce borcun ödenmiş olması gerektiği ancak, borcun ödenmediği, ödendiğine ilişkin bir kaydın da dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davalılar tarafından yapılan feshin haklı olduğu, dolayısı ile haklı olarak feshedilmiş sözleşmeye dayalı olarak davacılar tarafından talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme veznesine depo edilen 276.433,64 TL'nin iadesi konusunda herhangi bir karar tesis edilmediğini, söz konusu fesih ihbarının, bayilik sözleşmesinin feshine dair bir ihbar olup uzlaşma tutanağının feshine dair yasal ve geçerli bir ihbarname olmadığını, ihbarnamede uzlaşma tutanağının feshedildiğinin belirtilmediğini, müvekkillerinin ödemesi gereken bakiye tutarın belirtilmediğini, ödeme için kendilerine hakkaniyete uygun bir önel de verilmediğini, ilâm hükmünde bir belge olan, dava konusu uzlaşma tutanağında karşılıklı edimler için bir vade belirlenmediğini, uzlaşma tutanağının taşınmazın devrine dair olup varlığı aradaki bayilik sözleşmesine bağlı bir sözleşme olmadığını, karar gerekçesinde bilirkişi raporuna dayanılmasının hukuka uygun olmadığını, Mahkemece, karar künyesinde davaya muvafakat eden zorunlu dava arkadaşlarına yine yer verilmediğini, uzlaşma tutanağının ilâm hükmünde bir belge olduğunu, söz konusu Uzlaşma Tutanağında yer alan geri alım hakkına dair hükümlerin geçerli ve resmî şekile uygun bir düzenleme olduğunu, dosyada mevcut 11.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda geri alım hakklarının var olduğunun belirtildiğini, davalının iddia ettiği gibi sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayanmadığı, hak sahibi ve davanın tarafı ... Petrol değil muris Hacı ...'in mirasçıları olduğunu, geri alım için baz alınacak bedelin eski bayinin mevcutta kalan borç miktarı olduğunu, davalı şirketin fesih ihtarnamesinin, borçlu şirkete yapıldığını müvekkilleri açısından geri alım sözleşmesinin haklı bir fesih niteliği taşımayacağını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 23.07.2010 tarihli uzlaşma tutanağının fesih olmadığı ayakta olduğu, fesih olanın davalı ile yeni bayi (Hacıdağ Petrol) arasındaki bayilik sözleşmesinin olduğu, uzlaşma tutanağının 5 f maddesine göre cari hesap borcunun ödenip ödenmeyeceğinin bir öneminin olmadığı, çünkü tutanağın "5 f" maddesi gereği, teminat altına alınan yeni bayilik sözleşmesi fesih olduğundan, davacıların ancak, dava konusu taşınmazın üçüncü bir kişiye davalı tarafça satımı hâlinde üçüncü kişi ile anlaşılan satım bedelini ödemek koşulu ile geri alım hakkı doğacağı, bu aşamada davacıların cari hesap borcunu kapatarak sözleşmenin 5 d maddesi gereği taşınmazı geri alma hakları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.

  2. Davanın tereke adına açıldığı Mahkemece kabul edilmesine rağmen muvafakatları alınan mirasçılar Halis, Salih ve ...'in karar başlığında gösterilmemesi, depo edilen 276.433,64 TL davanın reddedilmesine rağmen davacılara iadesine karar verilmemesi de hatalı bulunmuştur.

  3. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacılarca mahkeme veznesine depo edilen 276.433,64 TL'nin karar kesinleştiğinde istemi hâlinde davacılara iadesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davanın reddi kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un ( 6098 sayılı Kanun) 12, 17 ve 237 nci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Türk Hukukunda, prensip olarak şekil serbestisi kabul edilmiş olmakla birlikte Kanunla veya taraf iradesi ile bir takım işlemlere şekil şartı getirilmesi mümkün kılınmıştır. Şekle bağlanan işlemlerin de bu şarta uygun olarak gerçekleştirilmedikleri takdirde geçersiz olacakları öngörülmüştür. Bu husus Kanun'un açıkça şekle tâbi kıldığı işlemlerin belirtilen şekilde yapılmadıkları takdirde geçerli olmayacakları ifadesine yer veren 6098 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi ve yine aynı Kanun'un taraflarca özel bir şekle bağlanan işlemlerin tâbi oldukları şekilde yapılmadığı takdirde tarafları bağlamayacağı yönündeki 17 nci maddesinin ifadesinde de açıkça anlaşılmaktadır.

  4. Öngörülen şekil şartlarından biri olan resmî şekil, Kanun'un verdiği yetkiye dayanarak Kanun'la görevlendirilen kişinin yine Kanun'la belirtilen usul ve esaslara uygun olarak taraf iradelerini tespit ederek senede bağlanmasını ifade etmektedir (Selahattin Sulhi Tekinay vd., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, Yedinci Bası, 1993, s. 126). 6098 sayılı Kanun ve 4721 sayılı Kanun'da öncelikli olarak resmî şekle bağlı işlemler düzenlenmiş olmakla çeşitli özel Kanun'larda da resmî şekle bağlı işlemler düzenleme altına alınmıştır.

  5. 1136 sayılı Kanu'nun 35/A hükmü kapsamında uzlaştırmanın konusunun, aynı zamanda uzlaştırmaya elverişli olması gerekir. Sözleşme serbestisinin olmadığı, taşınmazın aynı ile ilgili uyuşmazlıklar, kamu düzenine ilişkin konular uzlaştırmaya elverişli değildir. Ayni haklar alanında yanlar ancak, Yasanın öngördüğü tipler ve koşullar içinde özgürce sözleşme yapabilirler.

  6. Somut olayda uyuşmazlık konusu 23.07.2010 tarihli sözleşme bir vefa (geri alım) sözleşmesidir. 6098 sayılı Kanun'un 237 nci maddesine göre, vefa sözleşmesinin resmî şekilde yapılması zorunludur. Tarafların murisi ile davalı arasında yapılan vefa sözleşmesi 1136 sayılı Kanun'un 35/A hükmü kapsamında yapılmış; kanunla belirtilen usul ve esaslara uygun olarak, resmî şekilde yapılmamıştır.

  7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, yukarıda izah edilen hususlar da dikkate alındığında, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:59:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim