Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2082

Karar No

2023/2838

Karar Tarihi

25 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; miras bırakan ...’nın maliki olduğu 46, 81, 496, 558, 623, 643, 1180, 1515 ve 384 parsel sayılı taşınmazlarını Eskişehir .... Noterliğinin 21.12.2011 tarih ve 37223 yevmiyeli vasiyetname ile davalı oğullarına vasiyet ettiğini, söz konusu vasiyetname ile saklı paylarının zedelendiğini ileri sürerek, tenkise karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili, davalı ..... ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; vasiyetname konusu olmayan ve murise ait olan 545 ve 702 parsel sayılı taşınmazların paylaşımını her mirasçının istediğini, murise ait vasiyetname harici olan diğer 7 adet taşınmazdaki muris hissesinin eşi ......'dan geldiğini, murisin vasiyetname düzenlerken saklı pay ihlâl etme kastının bulunmadığını, herkese doksan dönüm yer verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2016 tarih ve 2015/1 Esas, 2016/95 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.03.2020 tarih ve 2016/15839 Esas, 2020/1796 Karar sayılı ilâmında Eskişehir 1. Noterliğinin 21.12.2011 tarih ve 37223 yevmiyeli vasiyetnamenin açılıp okunduğuna ilişkin bir karar olup olmadığının taraflardan da sorulmak sureti ile araştırılması, miras bırakanın aktif ve pasif terekesinin tümünün tespiti amacıyla gerekli araştırma ve incelemenin eksiksiz tamamlanması, net terekenin saptanmasında miras bırakanın temlik dışı kalan malvarlığı kıymetlerinin gözetilmesi, bunun sonucu olarak saklı pay ve tasarruf nisabının taşınmazlardaki pay miktarı dikkate alınarak yeniden belirlenmesi, uzman bilirkişilerden hükme ve denetime elverişli rapor alınması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda tereke bir bütün olarak değerlendirildiğinde vasiyetnameye konu taşınmazlar yönünden düzenlenen ve denetime elverişli bilirkişi raporları nazara alındığında yapılan kazandırmanın terekenin tasarruf edilebilir kısmı içerisinde kaldığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilâmına uyulmasına rağmen gereğinin tam olarak yerine getirilmediğini, tereke hesaplama ve tenkis hesaplama raporlarının hatalı olduğunu, muris ...'nın Eskişehir ..... Noterliğinin 21.12.2011 tarih ve ..... yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile müvekkillerimizin saklı pay oranlarının ihlâl edildiği sabit olduğundan tenkis taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilleri aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu belirterek açıklanan ve re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

  2. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tâbi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir (MK.565). Miras bırakanın Medeni Kanun'un 564 üncü maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.

  3. Mutlak olarak tenkise tâbi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun'un 565 inci maddesinin 1, 2 ve 3 üncü bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlâl kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun'un 570 inci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561 inci maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tâbi olursa 563 üncü maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

  4. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm hâlinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

  5. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564 üncü maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz.

  6. 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 17 nci maddesinde, mirasçılık ve mirasın geçişinin miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceği öngörülmüştür. Miras bırakan 01.01.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 01.01.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır.

  7. Değerlendirme

  8. Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına karar verilmişse de; gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.

  9. Davaya konu vasiyetnameyle murisin sahip olduğu 1/2 hisseyi davacılara vasiyet ettiği 192 parsel sayılı taşınmazda, murisin taşınmazın tamamının malikiymiş gibi değerlendirilmesi, murisin temlik dışı terekesinde yer alan 52, 113, 114, 702, 766, 790, 842 ve 370 ada 14 parsel sayılı taşınmazlarda 1/4 hissesi varken taşınmazların tamamının malikiymiş gibi değerlendirilmeye alınması doğru değildir. Murisin temlik içi ve temlik dışı terekesinin doğru şekilde tespit edilmemesi hâlinde varılacak her sonuç yanlış olacaktır.

  10. Tüm terekenin ölüm tarihi itibarıyla değerinin tespit edilmesi gerekirken sadece temlik dışı terekenin ölüm tarihi itibarıyla değerinin tespit edilmesi doğru değildir. Miras bırakanın Medeni Kanun'un 564 üncü maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanacaktır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.

  11. Davacıların saklı payı hesap edildikten sonra her bir davalı yönünden ayrı ayrı sabit tenkis oranı hesaplanmalıdır. Sabit tenkis oranı bulunurken davacıların saklı payı, davalıya yapılan kazandırma tutarından davalının saklı payının çıkarılması suretiyle bulunacak miktara oranlanmalıdır. Sabit tenkis oranının usulüne uygun olarak hesap edilmesinden sonra dava konusu taşınmazların TMK'nın 564 üncü maddesine göre sabit tenkis oranına göre bölünebilir olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Dava konusu taşınmazın bölünebilir olduğunun tespiti hâlinde davalının tercih hakkı gündeme gelecektir. Taşınmazın bölünemez olduğunun tespiti hâlinde ise süratle TMK'nın 564/2 nci fıkrasına uygun olarak dava konusu taşınmazın karar tarihine en yakın olacak değerinin tespit edilerek, belirlenecek miktarın sabit tenkis oranına çarpılması suretiyle bulunacak değer tenkis alacağını oluşturacaktır.

  12. Yukarıda izah edilen şekilde tenkis alacağı hesaplanması gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:59:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim