Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1615
2023/2791
23 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/483 E., 2022/469 K.
KARAR: Asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; birleştirilen davada TMK’nın 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali tescil ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Turgutlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Asıl davada davacı vekili; dedesi ...'in 16.11.2003 tarihinde ölümü ile mirasçıları ..., ..., ... ve ...'a intikal eden 6200 m2 yüzölçümlü 696 parsel sayılı taşınmazı 02.05.2011 tarihinde mirasçılardan satın almak suretiyle kayden malik olduğunu, taşınmazın yaklaşık 150 m2'lik kısmına davalının ev ve ağıl yapmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesi ile söz konusu yapıların yıkılmasını, ayrıca 02.05.2011 tarihinden itibaren aylık 300,00 TL'den toplam 1.500,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
-
Birleştirilen davada davacı vekili; dava konusu taşınmazın ifraz öncesi 11.200 m2 yüzölçümlü ve 343 parsel olarak davacının dedesi ... adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin bu parselin 1.200 m2'lik kısmını muris ...'den köy muhtarlığı nezdinde düzenlenen 26.11.1993 tarihli harici satış senedi ile 50.000.000 TL bedel karşılığında satın aldığını ve yapılaştığını, taşınmazı uzun yıllardır bu şekilde nizasız olarak kullandığını belirterek dava konusu taşınmazın 1.200 m2'lik kısmının tapu iptali ile adına tescilini, olmadığı taktirde bu yapıların bedeli de gözetilmek suretiyle 60.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
-
Asıl dava davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
-
Birleştirilen davada davalılar ..., ..., ..., ... ve ... davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2014 tarih ve 2012/660 Esas, 2014/45 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın reddine; birleştirilen davanın kabulü ile dava konusu 696 parsel sayılı taşınmazın tapusunun 1.200 m2'lik kısmının iptali ile davacı ... adına tesciline verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı birleştirilen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 14 Hukuk Dairesi 04.07.2017 tarihli ve 2015/18801 Esas, 2017/5642 Karar sayılı ilamında; “...Somut olaya gelince, birleştirilen dava, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle TMK'nın 724. maddesine dayalı olarak temliken tescil istemine ilişkin olduğundan mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken temliken tescil şartlarının oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 01.03.2019 tarihli ve 2018/390 Esas, 2019/98 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, davacı birleştirilen dava davalısı ...'e ait 696 parsel sayılı taşınmazda, bilirkişiler tarafından hazırlanan 22/11/2018 tarihli raporda 3. sayfada mavi çizgi ile gösterilen 1.200,00 m²'lik alanda davalı birleştirilen dava davacısı ...'ın taşınmaza yönelik gerçekleştirdiği el atmasının önlenmesine, el atılan taşınmaz bölümünde bulunan yapıların kal'ine, davacı birleştirilen dava davalısı ...'in ecrimisil talebinin reddine, birleştirilen davada, davacının tapu iptal ve tescil istemli davasının reddine, davalılar aleyhine terditli açılan alacak davasının kısmen kabulü ile 11.100,00 TL alacağın dava tarihi olan 21/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleştirilen dava davalılarından tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 22.06.2021 tarihli ve 2019/4075 Esas, 2021/4217 Karar sayılı ilamıyla; “...birleştirilen davada davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde alacak talebinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmaz 26.02.1971 tarihinde ... adına tapulama sonucu tescil edilmiştir. Birleştirlen davada davacı ise 26.11.1993 tarihinde köy senedi ile dava konusu taşınmazın 1.200 m2 tekabül eden kısmını asıl davada davacı birleştirilen davada davalı ...'in dedesi ...'den satın almıştır. 26.11.1993 tarihli köy senedi TMK'nun 706, TBK'nun 237. (BK.'nun 213), Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersiz olup mülkiyeti nakil borcu doğurmayacağından, taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karşılıklı olarak verdiklerini geri isteyebileceklerden, mahkemece birleştirilen davada tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, arzın bedelinin tazmini talebi yönünden yapılması gereken 26.11.1993 tarihli köy senedinde yazılı satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi göz önünde tutularak ödeme tarihinden itibaren çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve bunun gibi diğer verilerin ortalamaları alınmak suretiyle satış parasının dava tarihinde ulaşacağı alım gücünün belirlemeye çalışmak ve belirlenen bu bedelin ... mirasçıları olan birleştirilen dosya davalılarından tahsiline karar vermek olmalıdır.
Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapılar yönünden ise; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 723. maddesi uyarınca ödenecek olan tazminatın tutarı malzeme malikinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır. Buna karşılık, üzerinde inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilen veya bilmesi gereken kişi kötüniyetlidir. Malzeme maliki iyiniyetli ise malzeme sahibine muhik bir tazminat ödenmelidir. Muhik tazminatın tespit ve takdiri hakime ait bir görevdir. Olayın özelliğine göre malzemenin dava tarihindeki değeri gözetilerek takdir edilir. Malzeme sahibi kötüniyetli ise arsa sahibi malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri öder. Bu değer inşaat nedeniyle taşınmazda meydana gelen objektif değer artışı oranı olmayacağından burada da olayın özelliğine göre hakimin geniş takdir yetkisi bulunmaktadır (TMK.m.4).
Birleştirilen davada davacı asıl davada davalı 26.11.1993 tarihinde köy senedi ile dava konusu taşınmazın 1.200 m2 tekabül eden kısmını asıl davada davacı birleştirilen davada davalı ...'in dedesi ...'den satın almış ve dava tarihine kadar kullanmış olduğu dikkate alındığında, temliken tescil şartları oluşmamış ise de ödenmesine hükmedilen tazminatın asgari levazımın bedeli yerine muhik tazminat bedeli olması gerekir. Bu durumda mahkemece birleştirilen davada talep ile bağlı kalınarak dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan yapılar ile ilgili muhik tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; asıl davanın kısmen kabulü ile davacı birleştirilen dava davalısı ...'e ait 696 parsel sayılı taşınmazda, bilirkişiler tarafından hazırlanan 22/11/2018 tarihli raporda 3. sayfada mavi çizgi ile gösterilen 1.200,00 m²'lik alanda davalı birleştirilen dava davacısı ...'ın taşınmaza yönelik gerçekleştirdiği el atmasının önlenmesine, el atılan taşınmaz bölümünde bulunan yapıların kal'ine, davacı birleştirilen dava davalısı ...'in ecrimisil talebinin reddine, birleştirilen davada, davacının tapu iptal ve tescil istemli davasının reddine, davalılar aleyhine terditli açılan alacak davasının kısmen kabulü ile, 70.000,00 TL muhik tazminat bedeli ve 13.743,00 TL denkleştirici adalet ilkesi gereğince tazminat bedeli olmak üzere toplam 83.743,00 TL alacağın dava tarihi olan 21/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleştirilen dava davalılarından tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleştirilen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Verilen kararın yerinde olmadığını,
2.Dava konusu taşınmazın bulunduğu sahada imar çalışmasının yapıldığı ve 696 parsel sayılı taşınmazın 3213 ada 4 ve 5 No.lu parsellere dönüştüğünü,
-
İfraz durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini,
-
Vekalet ücretine ilişkin hükümlerin hatalı tesis edildiğini ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl dava, el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; birleştirilen dava, TMK’nın 724. maddesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanununu'nun 683, 995 ve 724 üncü maddeleri,
-
Değerlendirme
-
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; UYAP (TAKBİS) ortamında yapılan kontrollere göre davaya konu 696 parsel sayılı taşınmazın (karar sonrası) imar uygulamasına tabi tutularak pasif hale geldiği anlaşılmaktadır.
-
Dava konusu taşınmazın güncel tapu kayıtları mahkemece temin edilerek yeni ada ve parsel numaraları tespit edilmeli, imar uygulaması sonucu oluşan yeni geometrik şekiller ve yüzölçümler üzerinden sonuca gidilmelidir.
-
O halde, dava konusu taşınmaza yönelik imar belgeleri, güncel imar parsellerinin tedavüllü tapu kayıtları, pafta ve krokiler dosya arasına alındıktan sonra mahallinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılması, taşınmaz ve/veya taşınmazların yeni sınırlarına göre değerlendirme yapılmalı, ondan sonra oluşacak sonuç (ve önceki bozma ilamları) çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken pasif tapu kaydı üzerinden infaza uygun olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28